Filistin ve kurtuluşu için yapılan yanlışlar!

Volkan AYDEMİR

Günümüz Emperyalist güçlerin dayattığı Liberal politikaların çirkin yüzü. Yıllarca işgalin fotoğrafı. Değişim sadece toprak sahiplenme yüzölçümünde değil, doğru oranda nüfus dağılımında da olmuştur. Zaman içinde işkence ve eziyetlerle canice kaybedilen insan hayatlarını eklersek. Sonuç tam bir facia. Oradaki mazlum ve mahzun insanlara Kurtarıcı diye, yine emperyalist güçler tarafından gönderilen bir şovmen. Kurtuluş mücadelesi vermeye çalışan insanların enerjisini yıllarca boşuna harcayıp, üstüne toprak kaybettirdi.

İki binli yılların başında bu konuyla ilgili sohbet etme fırsatı bulduğum ve “Filistin’de İngiltere manda dönemi” üzerine yazılar yazan İngiliz bir gazeteci: “İşgali destekleyen batılı devletler Filistin’i Ortadoğu’nun bel ağrısı yaptılar ne tedavi ederler, nede öldürürler demişti.” Yaşadıklarım ve gözlemlediklerimden öğrendiğim kadarıyla ve son yaşanan 2. Karabağ savaşında hep beraber tanık olduk ki: bir ülkenin topraklarını işgal eden güç; taşla sopayla, duayla, lobi çalışmaları kamuoyu faaliyetleri ile işgalden vazgeçmiyor. Hele ki bu güç işgali; sermaye, ileri teknoloji, ilim ve bilim destekli yapıyorsa. Başka şey (h)lerden yardım beklemek yerine, Yüce Yaradan’ın verdiği en önemli nimet; “beyin ve zekâ” odaklı yaklaşıp, akılcı yollarla, bilimin ışığında toprakların kurtuluşunu hedeflemek daha doğru olur.

Bilge siyasetçi Merhum Necmettin Erbakan’ın o meşhur sözü geliyor aklıma “8 milyonluk İsrail için, 1,5 milyar Müslüman ebabil bekliyorsa, ebabiller gelse İsrail’i değil bizi taşlar.” Filistinliler yıllarca kutsal kitabımız olan Kuran-ı Kerimde geçen Fil süresindeki ebabil kuşları gibi taş atıyorlar, çelik ve barutla karşılık veren işgal askerlerine. Sonun başlangıcı olan para-toprak sahiplenmesini değişimini görmekten bugün bile çoğumuz uzağız. Hal böyle olunca da sonuç değişmiyor. Uluslararası hukuk yolları da sizden yana değilse; son yirmi yıldır bulunduğumuz coğrafyadaki birçok ülkenin insanı gibi. Toprakları işgal edilmiş, işkence ve ölümlerle karşılaşmış açlık ve yokluk içinde gözü yaşlı toplum oluyorsunuz. Uzaktan izlemekten ve onlar için dua etmekten başka elimizden gelmeyen bizler için, başımıza belki gelmesi olası bu durumu “düzeltmekten” çok gelebilme olasılığını düşünüp “önleyebilme” yollarını konuşmalıyız.

Liberal idari politikalarla yönetilen devletler ile stres odaklı politikalarla yönetilen devletler karşılaştırıldığında, (Ülke içindeki demokrasi anlayışının hukuk devleti ilkesi ile evrensel normlar çerçevesinde kullanılarak, ülke vatandaşlarının sosyolojik entegrasyonunu göz ardı etmeden) bu tür işgallere karşı önleme ve savunma içgüdüsü stres altındaki devletlerin vatandaşları da dahil ciddi oranda daha gelişkin. Ülkesinde ulusal çapta bu algıyı oluşturan; “Hattı müdafaa yoktur Sathı Müdafaa vardır ve bu satıh bütün vatandır!” “Hayatta en hakiki mürşit, ilimdir!” Diyen liderler yüzyıl sonra bile özlem ve rahmetle anılıyor-hatırlanıyorlar.

KALIN SAĞLICAKLA!

Volkan AYDEMİR

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.