Gerçek Aşk

Ramaray Hakdan AGUN

Sevgililer günü yaklaşırken genelde hediyeler alınır, sevgili için özel şeyler düşünülür vb. Bizler böyle gördük, bu ritüellere inandık ve böyle devam ediyoruz. Ama yaşadığımız bu aşk, hissettiğimiz bu  sevgi,  “gerçek aşk” mıdır? Eğer aşk adına deneyimlediklerimiz “gerçek” ise, o zaman neden bir gün sevgimiz sona eriyor? Kısaca, aşk dediğimiz aslında nedir?

Herkes sevgilisini, anne-babasını, erkek ve kız kardeşini, karısını, kocasını nasıl seveceğini bilir. Peki ama bunu nasıl bilir? İnsan sadece kendi çıkarını karşılayan kişiyi sever. Tek formül budur.

Eğer bir anne çocuğunun çıkarını karşılamazsa, çocuk 180 derece annesine sırtını çevirir. Eğer baba çocuğunun çıkarını karşılamazsa, kişi 180 derece döner. Aksine çıkar %100 karşılanırsa, sevgi de %100 olur. Çıkarın karşılanma oranı %50’ye düşerse, sevgi de azalır. Ve eğer çıkarın karşılanması sona ererse, sevgi de sona erer. Bu, dünyevi sevgidir.

Dünyadaki herkes bencildir. Bu, kötü bir şey değildir. Çünkü bencillik mutluluk için duyulan açlıktır. Bizler hepimiz tamamen mutluluk/vecd dolu olan Tanrı’nın parçalarıyız. Bu nedenle, doğal olarak mutluluğu/vecdi arzularız. Başka bir deyişle, aslında hepimizin arzuladığı Tanrı’dır. Bu, kötü bir şey değildir. Sonuçta bencil olmalıyız, ama bu, kendi gerçek çıkarımız (ruhun çıkarı) için olmalıdır, bedenin çıkarı için değil.

Zihnin bağlılıkları aşk olarak adlandırılmaz. Hepinizin zihni bir yerlere bağlıdır. Bir kişi babasına, erkek kardeşine, karısına, kocasına veya sevgilisine bağlı olabilir. Bir kişi şöhrete veya zenginliğe bağlı olabilir. Herkesin farklı konulara bağlılığı vardır. Bir kişi iki alana bağlı olabilir, diğer bir kişi dört alana bağlı olabilir. Başka bir deyişle, zihniniz kesinlikle bir yere veya birilerine bağlıdır. Eğer dışarıdaki bir şeye bağlı değilseniz, o zaman kendi bedeninize bağlı olacaksınız. Ölmek istemezsiniz. Hastasınızdır ve doktor şöyle der, “Hayatta kalmanız mümkün değil”. Siz de şöyle dersiniz, “Yine de bana iğne yapın. Belki de birkaç saat daha yaşarım.” Ölmek istemezsiniz.

Aşk veya bağlılık herkes tarafından bilinir. Sadece insanlar değil, hayvanlar ve kuşlar bile aşkı bilirler. İki günlük bir buzağı süt içmek için annesine gittiğinde annesi kendi buzağını tanır. Onu sevecen bir şekilde yalar. Eğer başka bir ineğin buzağını süt içmesi için gönderirseniz, onu tekmeler. Eğer bir köpek yavrusunu yakalarsanız, anne köpek sizi ısırmak için kovalar. Herkesin dünyada bağlılıkları vardır ve bedene bağlılık doğuştan var olan bir şeydir. Ama bu aşk değildir. Dolayısıyla zihnin bağlılığı aşk değildir.

Gerçek aşk dünyanın hiçbir yerinde bulunmaz. Bu imkansızdır. Bir anne çocuğuna, şöyle der, “Oğlum, seni seviyorum. Sensiz yaşayamam.” Bir kadın eşine, “Kocacığım, seni seviyorum. Seni, sensiz yaşayamayacak kadar çok seviyorum.” der. Bu bir “%100 beyaz yalan”dır. Herkes kendi çıkarını sever. Eğer bir kişi çıkarımıza %100 hizmet ediyorsa, sevgimiz de %100 olur. Eğer kendi çıkarımıza daha az, örneğin sadece %50 hizmet ediyorsa, o zaman sevgimizin derecesi de %50’ye azalır. Eğer çıkarımız sona ererse, sevgimiz de sona erer. Şimdi artık kavga, münakaşa, hoşgörüsüzlük, dövüş, ayrılık başlar. Bunların hepsini dünyada görürsünüz.

Bu, aşk değildir. Bu, sadece sizin acınızı ve stresinizi arttırır. Bir genç kız ve bir genç erkek (evlenmeden önce) tek başına mutlu ve şakacıydılar. Evlilikle birlikte iki kişi oldular, daha sonra da dört... Şimdi orada çok fazla bağlılık oluştu. Öyle ki, onlardan biri kaza geçirirse, diğer üçü kaygılanır. Başka bir tanesi kaza geçirirse, geriye kalan üçü kaygılanır. Onlardan biri ölürse, diğer üçü ağlar. Birinin çekmesi gereken kendi acıları varken, şimdi bir de diğerlerinin acılarını çekmektedir. Bu kadar çok acıdan muzdaripken insanoğlu nasıl hala hayatta kalabilir ki? Bu, aşk olarak mı adlandırılır? Hayır.

Aşk, Tanrı’nın formudur. O, ilahi vecddir. O zaman neden bu kadar çok acı elde ederiz? Sonuç olarak, zihnin bağlılığı aşk değildir.

Gerçek aşk ne olursa olsun hiçbir zaman bitmez. Bir gün azalıp bitme yolunda ilerliyorsa, bilin ki, bu gerçek aşk değildir, çünkü aşk hiçbir nedene bağlı değildir. Eğer bir kişi aşka sahipse; bu, herhangi bir koşuldan (nedenden) bağımsızdır. Eğer bir neden (sebep) olursa, aşk sona erer. Niçin? Çünkü, neden (sebep) bittiğinde, aşk da biter. Eğer birilerini güzelliklerinden dolayı seviyorsak, o zaman yarın güzellikleri geçtiğinde, bizim sevgimiz de kaybolur. Eğer birini zenginliğinden dolayı seviyorsak, bu kişi iflas ettiğinde, bizim sevgimiz de biter. Sevgilinin herhangi bir niteliğine olan sevgimiz koşullu ise, o zaman o nitelik geçer geçmez bizim sevgimiz de biter. Temel ortadan kalktığında, onun üzerindeki her şey de yerle bir olur. Sevgiliniz size ihanet etse veya yanlış bir şeyler yapsa bile sevginiz azalmamalıdır. Bu aşkın başka bir şartıdır.

Dünyevi aşk/sevgi/arzu/zevk karanlık gibidir: Bir gün başlar ve bir gün biter. Bir kişiye sevdiği biri; hatta bu kocası, karısı, annesi, babası veya sevgilisi bile olsa, sert bir yorumda bulunduğunda, o kişi intihar edebilir. Münakaşa, tartışma, kavga, öldürme; her şey tek bir yorumla başlar. Bir kadın kocasına, “Sen karaktersizin tekisin!”, dediğinde, adamın karşılığı “Ne dedin sen? Senin dilini koparırım” olur. Bir erkek de karısına, “Sen karaktersizsin” der. “Neeeee?!!”

Bu, sadece bir kelime söylemenin sonucudur.

Azizler, gerçek aşkta, aşkın bitmesi için bir neden olsa bile, aşkın bitmeyeceğini söyler. Diğer bir deyişle, eğer birini seversek ve o bize çeşitli adlar takarsa, tokat atarsa, bizi aşağılarsa, kollarımızı ve bacaklarımızı kırarsa ama bizim aşkımız azalmazsa, bu, aşk (prem) olarak adlandırılır: gerçek aşk. Böyle bir aşkı rüyasında bile gören oldu mu?  Aşkımızın bitmesi için sebep ne olursa olsun, aşkımız bitmemelidir.

Bir aşık, Tanrı hakkında şöyle der, “Sadece O benim sevgilimdir.” O (Tanrı), nasıl bir sevgilidir? Biri şöyle diyebilir, “O, koyu tenlidir.” Adanmış kişi şöyle der, “onun bedeninin nasıl göründüğü ile ben neden ilgileneyim ki? Çok güzel veya aşırı derecede çirkin olabilir. Benim aşkım hiçbir koşula bağlı değil. Tüm iyi niteliklere sahip olabilir ya da bir kötülükler deposu olabilir, beni ilgilendirmez. Bana kin ya da aşk besleyebilir, beni ilgilendirmez. O, benim tek sevgilimdi, (tek) sevgilimdir ve (tek) sevgilim olarak kalacaktır. O bana karşı her türlü davranabilir.”

Bu dünyada hiç kimse bu şekilde aşık olmak istemez. Çünkü aşık olmak, derbeder, biçare, avare olmak demektir. Yemek yiyememek, uyuyamamak ve her zaman sevgiliyi düşünmek demektir. Kendini unutmak demektir. Aşığı dışındaki hiç bir şeyi görmemek demektir. Böyle bir aşık gördünüz mü? Hiç kimsenin buna cesareti yok.

Gerçek aşkı bulmanız dileğiyle...

Ramaray

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.