Ultraviyole (UV) ışınları ciltte yarattığı hasarın ötesinde gözün en dış katmanı olan korneayı da doğrudan etkileyebiliyor. Fotokeratit olarak bilinen bu akut durum, yazın deniz kenarlarında, kışın karlı yamaçlarda veya uzun süre açık havada kalanlarda sıkça görülüyor.
Doç. Dr. Uğur Ünsal, sosyal medyada farkındalığın artsa da belirtilerin yeterince tanınmadığını ve basit önlemlerle önlenebilen bu tablonun ihmal edilmemesi gerektiğini vurguluyor.
FOTOKERATİT GÖZÜN GÜNEŞE VERDİĞİ AKUT TEPKİDİR
Yoğun UV ışınları kornea yüzeyindeki hücreleri kısa sürede tahriş ederek fotokeratite yol açıyor. Güneşin dik açıyla geldiği saatlerde korunmasız kalmak riski belirgin şekilde yükseltiyor. Doç. Dr. Uğur Ünsal, “Fotokeratit aslında gözün güneşe verdiği akut bir yanıttır. Kornea hücreleri UV’den etkilenir ve şikayetler birkaç saat içinde belirir” diye açıklıyor.
Bu durum hem doğal hem de solaryum gibi yapay UV kaynaklarından kaynaklanabiliyor.
KIŞIN KARLI ORTAMLARDA RİSK DAHA YÜKSEK
Sadece yaz mevsimiyle sınırlı olmayan fotokeratit, karlı zeminlerde güneş ışınlarının yansımasıyla etkisi katlanıyor. Deniz, havuz veya buzlu yüzeyler de aynı etkiyi yaratıyor. Özellikle açık havada çalışanlar, sporcular ve tatilciler bu risk grubunda yer alıyor. Kontakt lens kullananlarda ise rahatsızlık daha şiddetli seyredebiliyor.
BELİRTİLER SAATLER SONRA ORTAYA ÇIKIYOR
Maruziyetten birkaç saat sonra gözde batma, yanma hissi, kızarıklık ve aşırı sulanma başlıyor. Işığa karşı aşırı hassasiyet, göz kapaklarını açmada güçlük ve geçici bulanık görme de sık rastlanan şikayetler arasında.
Doç. Dr. Uğur Ünsal’a göre bu tablo genellikle birkaç gün içinde kendiliğinden düzeliyor ancak günlük yaşamı önemli ölçüde etkileyebiliyor.
HER GÜNEŞ GÖZLÜĞÜ KORUMA SAĞLAMAZ
Estetik kaygıyla seçilen UV filtresiz gözlükler sorunu daha da kötüleştirebiliyor. Çünkü koyu camlar göz bebeğini genişleterek daha fazla UV ışınının içeri girmesine zemin hazırlıyor.
Doç. Dr. Uğur Ünsal bu konuda net uyarıda bulunuyor:
“Mutlaka %100 UV korumalı ürünler tercih edilmeli. Sadece koyu cam olması koruma anlamına gelmez. Özellikle çocuklar ve açık renk gözlü bireyler için bu daha kritik.”
BASİT ÖNLEMLERLE KORUNMAK MÜMKÜN
Güneşin en yoğun olduğu 10.00-16.00 saatleri arasında dışarıda kalmaktan kaçınmak, geniş kenarlı şapka kullanmak ve kaliteli UV korumalı gözlük takmak en etkili yöntemler.
Yansıtıcı yüzeylerin bulunduğu ortamlarda ekstra dikkat şart. Solaryum gibi yapay UV kaynaklarından uzak durmak da riski azaltıyor. Uzmanlar, bu tür önlemlerin hem kısa vadeli konfor kaybını hem de olası komplikasyonları engellediğini belirtiyor.
ŞİKAYETLER ŞİDDETLİ İSE HEMEN UZMANA BAŞVURUN
Fotokeratit genellikle kendi kendine iyileşse de şiddetli ağrı, belirgin görme kaybı veya şikayetlerin birkaç günden uzun sürmesi durumunda gecikmeden hekime danışılmalı.
Erken müdahale ile göz dinlendirici damlalar ve uygun tedavi sayesinde süreç çok daha konforlu atlatılabiliyor.
Doç. Dr. Uğur Ünsal, “Gözde yanma, batma ve ışığa hassasiyet hafife alınmamalı. Erken dönemde alınan önlemler yaşam kalitesini korur” diyor.
Fotokeratit, önlenebilir bir göz sorunu olsa da yaz ve kış aylarında farkındalığın artırılması büyük önem taşıyor.
Siyasetcafe.com