GÖZALTI NOTLARIM - 2

GÖZALTI NOTLARIM :2

 

Güneş ışığı almayan dört duvar arasında zaman kavramı önemini yitiriyor. Belki de bu yüzden zaman ırmağı çok hızlı akıyor. Gözaltında tutulduğum 4. Koğuşa girmeden saatimiz alındı. Duvar saatini sadece 1.2. koğuşlar görebiliyor, biz üç dört saatte bir onlara sorup zamanı öğreniyorduk.
 
Koğuşumtaki Fetöcüler mahkemeye gönderilip tutuklanınca yalnız kaldım ve polise 5. koğuşa geçmek istediğimi söyledim. Orada Rubil Gökdemir vardı. Böyle durumlarda Rubil'de benim kadar tercübeliydi. 12 Eylül öncesi ve sonrası tam 6 defa gözltına alınmış bırakılmıştı. 12 Eylül'de gözaltı süresi 90 gündü ve darbeciler bile koyduğu kurallara harfiyen uyuyordu. Beşinci koğuşta kaldığım üç saatte Rubil'le durum değerlendirmesi yaptık. Rubil hem 78 kuşağından hem de avukat olduğu için gayet sakindi. Ama benim rahatsız olduğum bir şey vardı ki of offf!.. Rubil'in yanındaki FETÖ'cüler iki haftalıktı ve koğuşu leş kokusu doldurmuştu... Rubil bir gündür orada olduğu için burnu alışmış olmalıydı. Üç saat sonra tuvalet ihtiyaçları için kapı açılınca bu defa 2. koğuşa döndüm; pis kokuya göre yalnızlığa katlanmak daha kolaydı.
 
2. Koğuşun tam karşısında duvar saati asılıydı. Yalnızken sedire uzanıp gözlerimi kapattım ama uyuyamadım... Uzun bir süre yattım öylece... "Tamam" diye düşündüm, ayağa kalktım, "bir saat geçmiş olmalı..." Saate baktım yedi dakika geçmiş sadece... Saat aletinin böylesi ortamlarda işkence aleti oluşunu o zaman anladım... "Bakmayacağım saate ulan!.." dedim kendime... Ama arada bir bakınca da yine tansiyonum çıkıyor geriliyordum...
 
Bu defa sedirden inip betona serili battaniyeye uzandım ve uyumuşum... Uyandım, karşımda dizlerini karnına çekip oturan birini gördüm. Yüzüne baktım pek FETÖ'cüye benzemiyordu.
 
"Geçmiş olsun arkadaş, sen niye geldin?" dedim.
 
"Bilmiyorum" dedi.
 
"Nasıl bilmezsiniz ya?.. Mesleğiniz ney sizin?"
 
"Hukuk profesörüyüm."
 
Hayretim iyice arttı. Bu yeni gelen kimdi?.. Bizden mi yoksa FETÖ'cü mü?.. Kestirmeden gitmek için bodoslama sordum:
 
"Ülkücü müsün?"
 
"Şey... Yani..."
 
Soruma rağmen temkini elden bırakmadı. Daha sonra öğrenecektim ki niye getirildiğini gerçekten bilmiyordu.
 
"Ben ülkücüyüm, rahat ol..." dedim.
 
"Ülkücü teşkilatlara fazla gitmedim ama ben de ülkücü sayılırım."
 
"Şimdi senin niye getirildiğini bulmaya çalışalım. Akşener'in MHP'de Değişim hareketine destek verdin mi?"
 
"Destek sayılır mı bilmem... Benden mütala istediler mahkemeye mütala verdim."
 
Ayağa kaltım, sevinçle el çırptım:
 
"Ooo sen de bizdensin hocam!..
 
"Hoş geldiniz, sefalar getirdiz!.. Ben Alper Aksoy"
 
"Ben de Tekin Memiş."

Yorum Yap
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar (3)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.

Gündem Haberleri