Hafız Esad, ordu içinde tasfiyelere başlıyor

Murat ÜNLÜ

Bu iktidar mücadelelerinde Esad 1966 Şubatına kadar, üçlü alevi liderliğinde, Muhammed Ümran ve Salah Cedid’in kıdem itibariyle küçük ortağı olarak yer aldı.

Mart 1963 darbesine katılıp daha sonraları Baas’cı subaylar için tehdit haline gelmiş olan iki subay grubunu, Nasır yanlısı milliyetçi subay gruplarını tasfiye etmeyi başarmıştı. Alevilerin başkanlığındaki Askeri komite, gerek Mısır’ın artan siyasi baskılarına karşı koyabilmek gerekse içerideki gittikçe artan eleştirileri sustura bilmek için Arjantin’e askeri ateşe olarak gönderilerek pasivize edilen Sünni Müslüman Tuğgeneral Emin el-Hafız kısa bir süre Başbakanlık ve yeni kurulan Başkanlık konseyi’nin yetkilerini üzerine alarak Suriye’nin lideri oldu.

Ancak bu da çok fazla uzun sürmeyecekti. Emin-el Hafız’ın Suriye’nin yeni güçlü adamı ve otoritesi olarak ortaya çıkmasından kısa bir süre sonra Baas’ın askeri gücünün belkemiğini oluşturan 70.zırhlı tugay’ın eski komutanı ve aynı zamanda önceleri askeri komitenin lideri olan General Muhammned Ümran’ın kıskançlığının ortaya çıkmasına yol açtı.

General Muhammed Ümran 1963 ün sonunda Başbakan yardımcılığı görevine getirilmesine rağmen, Baas’ı gerçek çizgisinden saptırdığı gerekçesiyle Emin el-Hafız’a meydan okudu.

Sıra Sünni Müslüman rakibini devirebilmek için alevi ve Sünni olmayan diğer subayları örgütlemeye gelmişti.

Her şey Askeri komitedeki yardımcıları olan alevi soydaşları, o zamanın Genelkurmay başkanı Salah Cedid ve Hafız Esad’a kalmıştı. Hafız Esad beklenmedik bir şekilde alevi soydaşı Muhammed Ümran’ı desteklemedi ve Cedid’in de tutumunu bir anlamda belirlemiş oldu. Birçok analiste göre Esad son derece zeki, beklide pragmatist bir şekilde davranmış, girmiş olduğu iktidar mücadelesi adlı yolda son derece önemli bir rakibini de böylelikle tasfiye edebilmişti. Nitekim kısa bir süre sonra General Ümran Madrit’e büyük elçi olarak sürülerek siyaset sahnesinden tasfiye edildi.

Artık siyaset sahnesinde sadece iki kişi kalmıştı. Mücadele böylece Emin El-Hafız ve Cedid arasında geçecekti. Yani Hafız Esad’ın tasfiye etmesi gereken sadece iki kişi kalmıştı.

Alevi ve Dürzî subayların çoğu ile yeni Baas liderliği cedid tarafında yer alırken, Emin El Hafız’da Sünni subayların ve eski Baas liderliğinin desteğini almıştı.

1965 sonunda Ulusal idare’nin siyasi kararlarından dolayı Emin El Hafız ve grubu galip gelmişti. Buna tepki olarak Cedid ve onun çoğu Alevi ve Dürzî taraftarları,23 Şubat 1966’da Suriye’nin 117 yıl içindeki 13. ve en kanlı darbesini gerçekleştirdiler.

Bu başarıdaki en belirleyici unsur hiç şüphesiz Hava kuvvetleri’nin Alevi komutanı Hafız Esad idi!

 

Esad artık Hava kuvvetleri komutanlığı’na ek olarak savunma bakanlığı görevi ile yeni Baas rejiminin ikinci adamı haline gelmişti. Artik 1970 yılında zaferiyle sonuçlanacak iktidar mücadelesinde tasfiye edeceği tek kişi kalmıştı. Yıllardır omuz omuza mücadele ettiği ve yükselmesinde büyük katkısı olan Salah Cedid!

Kısa süre sonra Esad, Salah Cedid ile olan iktidar mücadelesinde hâkimiyet kazanmak için harekete geçiyordu. Savunma bakanlığı ve hava kuvvetleri komutanlığı mevkilerini kullanarak sistemli bir şekilde ordudaki ve özellikle ordunun motor gücü olarak gördüğü önemli birliklere kendi adamlarını getirerek ipleri eline geçiriyordu.

Salah Cedid 1963’ten beri Suriye ordusunun genelkurmay başkanı olmasına rağmen, Şubat 1966 darbesinde bu görevini bırakarak Baas partisi’nin genel sekreter yardımcılığı’na geldiği için ordu üzerindeki etkisini parti vasıtasıyla kurmaya çalışıyordu.

Bu neden ile iki Alevi lider arasındaki iktidar mücadelesi kısa süre sonra parti ile ordu arasında bir rekabet ortamına dönüşecekti.

İşin ilginç tarafı birbiri üzerinde egemenlik sağlayamayan bu iki lider arasında geçen iktidar mücadelesini sonuçlandıran olayın 1967’de İsrail ile yapılan savaşın olmasıydı.Haziran1967’de olan bu savaşta, Suriye ordusunun bozguna uğraması, Salah cedid’in parti örgütüne karşı, Esad’a ordu desteğinin artmasına yarıyordu. Ordu yenilmişti ve bunun bir sorumlusunun bulunması gerekiyordu. Kısa süre sonra Cedid ordunun güçlendirilmesine ve silahlanmaya yeterli miktarda para aktarmamakla suçlanacaktı. İsrail ile yapılan bu savaş şaşırtıcı bir biçimde Esad’ın Cedid’e karşı yürüttüğü iktidar mücadelesini kazanmasıyla sonuçlanacaktı. Ordunun Esad’a olan desteği gittikçe artıyordu. Beş yıl önce kıdemsiz bir yüzbaşı olan Esad artık mareşal olmuştu. Bir taraftan askeri komiteyi ele geçirirken bir taraftan da Cedid’e yakınlığı ile bilinen subayları teker teker tasfiye etme yoluna gitti.

Gücünden emin olan Esad 25 Şubat 1969’da Baas partisi’nin bütün faaliyetlerini askıya aldı. Tanklar Şam’ın kilit noktalarına doğru yürürken Şam radyo istasyonunda artık Esad’ın türküsü çalıyordu. Sovyetler birliğinden destek alan Cedid, Esad’ın bu darbesine karşı çıkmakta gecikmeyecekti. Cedid Esad’tan iki önemli görevinden birini bırakmasını söylerken Esad, Cedid’in ordudaki adamlarını tasfiye etmeye devam etti.

Kısa süre sonra Esad ile Cedid arasındaki en büyük ayrılığın İsrail ile olan ilişkiler konusundaki görüş ayrılığı olduğu ortaya çıkacaktı. Suriye basın ve enformasyon ve yayın bürosu’nun Eylül 1967’de yayınladığı dokuzuncu acil kongre sonuçları raporuna göre Cedid İsrail’e karşı yürütülen Filistin silahlı örgütlerinin silahlı mücadelesinin şiddetle desteklemesi gerektiğini düşünüyordu. Esad ise bunun Suriye için son derece tehlikeli olduğunu düşünüyor ve bu düşüncesini her defasında yeniliyordu. Cedid’in bu şiddet yanlısı radikal tutumunun Hafız Esad’ın galibiyetinde oynadığı rol gerçekten şaşırtıcıydı. Hafız Esad’ın yükselişi artık engellenemezdi. Şubat 1971’de başkanlık için tek aday olarak Hafız Esad gösterildi ve Suriye tarihinde yeni sayfa böylelikle açılmış oldu.

Esad için bundan sonra devletin bütün birimlerinde mutlak kontrolü sağlamaya kalıyordu:

Emniyet ve istihbarat işleriyle görevli generallerin tümü Esad’ın kendi kabilesi olan Matavira Alevilerindendi. Esad’ın bir başka muhafız alayı olan 20.000 kişilik özel kuvvet’in komutanı General Ali Haydar, Esad’ın kendi kabilesinden olmasa bile onunla aynı köylü, kardahalıydı. Bu taburların komando ve paraşüt birliklerinin çoğu yine kardeşi Rıfat’ın savunma müfrezesinde olduğu gibi Alevilerden oluşuyordu. Diğer güvenlik birimleri için de aynı şey geçerliydi. Ordunun en kilit noktalarında Esad’ın yakın akrabaları kuzenlerinden Albay Adnan Esad ve Albay Muhammed Esad, Şam’ın güvenliğinden sorumlu 5000 kişilik bir kuvvetin başında bulunuyorlardı. Esad’ın kayın biraderi olan Adanan Makluf başkanlık sarayını koruyan 2000 kişilik Cumhuriyet Muhafızlarına komuta ediyordu. Esad Ailesinin diğer bazı üyeleri de Suriye’nin çeşitli noktalarında son derece hassas noktalarda bulunuyorlardı.

Esad’ın en küçük kardeşi Cemil, Lazkiye’deki alevi topluluğu korumakla görevli 4000 kişilik Murtaza milislerinin komutanıydı. Lazkiye’deki istihbarat işlerine Cemil’in oğlu Fevvaz bakıyordu. Diğer akrabalarından Yusuf Esad, Baas partisi Hama temsilcisi, Muhammed Esad’da Halep savunma müfrezesi’nin başkanıydı.

Bir başka önemli mevki de Lübnan’daki Suriye askeri istihbaratıydı ve onun başında da Esad’ın bir başka akrabası Albay Gazi Kenan bulunuyordu.

Hafız Esad, hem Suriye Arap Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanı aynı zamanda silahlı kuvvetlerin başkomutanıydı. Genel politika ve stratejik planlama, başkanlığını Cumhurbaşkanı’nın yaptığı, savunma bakanı, Genelkurmay başkanı, Kara kuvvetleri Deniz ve Halk Ordusu komutanlarından meydana gelen Milli Güvenlik Konseyi tarafından yürütülmekteydi. Hafız Esad, rejimin koruyucusu olarak Suriye Hava kuvvetleri, Savunma bölükleri, Mücadele Bölükleri ve Cumhuriyet Muhafızlarının komutasını doğrudan elinde bulunduruyordu.

İç ve dış istihbarat temini, Hava kuvvetleri istihbaratı tarafından yerine getiriliyordu. Milis polis teşkilatı, savunma bakanlığı’na bağlı olup, Şam, kuzey kıyı, merkez, doğu ve güney olmak üzere 6 bölge komutanlığı bulunuyordu.

Esad Cedid hareketini tavsiye ederek tek adam ve Baascılık düşüncesini hâkim kılmış gelişmeler sonrası da Esad rejimi orta doğuda da hâkim olmuştu. Orta doğudaki bu gelişmelerin yansıması ülkemizde etkisi olmuş.

Bir sonraki yazımda: Esad’ın Baas ideolojisi ve Türk solu (yön hareketi) tarafından rol model seçilmesi ve darbe girişimlerindeki etkisini inceleyeceğiz.

 

Murat Ünlü

siyasetcafe.com

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.