HALEP ve İRAN!

Selçuk DÜZGÜN

Türkler ve Acemler arasında hiçbir zaman dostluktan söz edilemez!


Çünkü;1779’dan beri İran’da Kaçar Şahları hakimdi.


Kaçarlar, İran’ın Kuzeydoğusunda yaşayan Türk kökenli bir aşiretti.


Tahran’ın İran’ın başkenti seçilme sebebi Kaçarların anavatanının yakın olmasıydı.


Şah’ın, Cengiz Han soyundan geldiğine inanıyordu. Kaçarlar İran’da ayrıcalıklı bir ırk gibiydiler.

      

Oysa İran’da başka ırklar ve aşiretler vardı.


Kaçarlar dahil nüfusun büyük çoğunluğu Türkçe konuşuyordu.


1828 Türkmençay Antlaşmasıyla İran gerilemeye başladı ve bu çöküntü o kadar hızlı gitti ki, Rusya’nın Türkistan’ı ele geçirmesinden sonra, Rusya ve İngiltere, İran üzerinde sürekli bir nüfuz kurma mücadelesine girdiler.


İşte bu dönemden sonra hep arkadan tetikleyerek oyuna getikleri Türk`ler İran`da iktidardan düştü ve iktidar halen Acem`lerin elindedir.


Görüldüğü üzere oyunlarını asırılara dayandıran bir politikayı ustalıkla yönetebilen ender bir topluluktur.


1941 de Rusya ve İngiltere İran’ı işgal etti.  Tabi işgal edenlerin atadıkları yeni şah İran`ın Türkiye ile olan dostluğunu iyice bozdu ve açık açık ülkemiz üzerindeki emellerini harekete geçirdiler.  Türklere yönelik  kanlı oyunları tekrar yürürlüğe koydular, hem kendi ülkesindeki Türklerin özgürlüklerini kıstlayıp onlara yaşam alanı tanımadılar hemde . Türkiye'deki Alevi vatandaşlarımızı karşı Şii`lik propagandalarıyla iyice Ruslara itmiş ve maalesef Alevi kardeşlerimizin büyük çoğunluğu, solculuğa, kominizme taraftar olmuştur.


1979 İslam devriminden sonra iktidara gelen Humeyni zamanında ise Türkiye'ye karşı tamamen düşmanca bir politika izlenmeye başlandı.


Hatta,  Atatürk'e hakaret etmeye kadar işi vardırdılar.


Bunun yanı sıra Türkiye'deki bölücü teröre destek vererek Türkiye aleyhine çalışan na kadar örgüt varsa hem İran`da onlar yerler verdi, kamplar kurdu.



Humeyni’nin Şubat 1979’da Şah Rıza Pehlevi’yi devirmesi, Türkiye`de yaşayan kimi İslami kesimlerin yüreğini kıpır kıpır etmiş ve Cumhuriyet Türkiyesine karşı  İran  Modeli bir devrimin olması gerektiğini savunmaya başlamışlardı.


Aynı yıllarda başka bir geçlik yani komunistler ise: dünyanın bir bölgesinde Sovyetler Birliği yanlısı bir devrim gerçekleştiğinde sevinçten uçacak gibi olurlar ve devrimi kendi ülkelerinde gerçekleştirmiş gibi gurur duyarlardı.


İşte o dönem bu görüşlere sahip olan her iki DEVRİM yanlısı geçler bu gün siyasi dünyamızın en önemli yerlerindedir.


Diyeceksiniz ki, bukadar şeyi niye anlattın!


O SSCB`den arda kalan Rusya ve İran bugün ikiz kardeş olmuş Halep`te katliam yapmaktadırlar.

Ve onların uzantısı o DEVRİM yobazlarının bu katliama sesleri çıkmamaktadır.



Aynıİran, tarihi boyunca müslüman olmayan bir devlere kurşunu geçtik, bir tane taş bile atmamıştır.


Son 150 yıldır da ABD`nin arka bahçesi olarak ortadoğudaki rolünü oynamıştır.


Tüm bu sebeplerden dolayı Halep’te yapılan katliamların başını çekmiştir.


Halep`i anlamak için İran`a lanet okumazsanız, meselenin kökenine asla inemezsiniz.


HALEP`te akan her kandan İRAN sorumludur ve tarih önünde birgün mutlak hesap verecektir.


Çünkü  Halep bir Türk, bir Türkmen şehridir.


Türk millet bu katlima sessiz kalan ve hatta destek veren içine sızmış Kominist ve Humeynici Devrimcilerden elbet birgün hesap soracaktır.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.