Meydan Gazetesi Ankara Temsilcisi Ömer Çelik, bugünkü köşe yazısında uzun bir aradan sonra suskunluğunu bozan Haşim Kılıç'ın konuşmasında dikkat çeken yönleri ele aldı.
Çelik, Haşim Kılıç'ın siyasete girip girmeyeceği merak edilirken Anayasa ve Adalet Platformu şeklinde insan hakları konusunda hukuk ve demokrasi alanında çalışmalar yapacağı bilgisini de paylaştı.
İŞTE ÖMER ÇELİK'İN O YAZISI:
Özgürlük Araştırmaları Derneği (ÖAD) 14 ay önce kurulmuş yeni sayılabilecek bir dernek. Başkanlığını Doç.Dr. Bican Şahin’in yaptığı derneğin kadrosunda Prof. Dr. Mustafa Erdoğan, Prof. Dr. Ergun Özbudun, Prof. Dr. Erdal Türkkan, Prof. Dr. İhsan Dağı, Doç. Dr. Murat Erdo- ğan, Mustafa Akyol, Prof.Dr. Levent Köker gibi ülkenin önde gelen liberal isimleri yer alıyor. Belki de şu günlerde en fazla ihtiyacımız olan ‘hukuk devleti’ başlıklı çok önemli bir toplantıya imza attılar. İstanbul’daki toplantıda dikkat çekici isimler ve konu başlıkları vardı ama hepsinden öte eski Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç’ın katılacak olması ilgiyi arttırmıştı.
Kılıç’ın siyasi mesaj vereceği haberleri beklentiyi üst düzeye çıkarmıştı. Haşim Kılıç’ın çarpıcı mesajlarını sayfalarımızda okursunuz. Ben size bazı gözlemlerimi aktarmak istiyorum.
Toplantı öncesi otel lobisinde yarım saate yakın görüşme imkânım oldu. Derdinin ‘siyaset’ değil ‘hukuk’ olduğunu, bu yüzden medyada yer alan haberlerden rahatsız olduğunu söylüyordu. Başka ‘rahatsız’ olduğu şeyler de vardı Haşim Bey’in: Hukuk ve demokrasi dışı uygulamalar, farklı düşünenlerin ‘hain’ diye yaftalanması… Haşim Bey, hukuk devletinden, özgürlüklerden sapmanın ekonomi dahil hayatın her alanını etkilediğini, toplumdaki kutuplaşmanın tehlikeli noktalara geldiğini vurguluyordu haklı olarak. Özel bir sohbet olduğu için burada yazamayacağım şeyler var ama konuş- ma metninin içerisine yedirdi rahatsızlığını zaten. Bir süredir suskun olan Haşim Kılıç, ne yapacağı merak edilen isimlerden. Nabzı yoklandı ama ne Cumhurbaş- kanı ne de milletvekili adayı oldu. Peki, Haşim Kılıç ne yapmaya çalışıyor? Emekli olarak bir köşede oturacak mı? Siyasete mi hazırlanıyor? İzlenimlerimi aktarayım:
Siyasete kapıları kapatmış değil ama bunun adresi 2010 sonrası farklı çizgiye evrildiğine inandığı AK Parti olmaz. Daha doğrusu Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Başbakan Davutoğlu ile yol arkadaşlığı yapma ihtimali yüzde sıfır. AK Parti mevcut kadroları ve politikalarından ziyade ‘yeni’ bir arayışa yakın duracağını zannediyorum. Erdoğan değil ama 2 Kasım’da harekete geçebileceği söylenen Abdullah Gül ile yan yana durabilir. AK Parti’ye göre oldukça ‘Liberal’. ‘Din’ odaklı kimi uygulamalardan son derece rahatsız. ‘Laiklik’in ne derece önemli olduğunu içtenlikle savunanlardan. Ülkenin ‘tescilli muhafazakâr’larından Haşim Kılıç. Bu kimliğinden dolayı mağduriyet yaşasa da ödün vermedi. Özgürlükçü çizgisi onu geçmişte kıyasıya eleştirenler nezdinde bile saygın kılıyor. Ülkenin ‘nefes boru’larından biri olarak görülmesi bu yüzden. Ne tuhaftır ki, en ağır eleştiriler hatta ‘ihanet’e varan suçlamalar ‘mahalle’den geldi. AK Parti kapatılmadıysa bunun en büyük güvencesi olmuş bir hukukçu olarak böyle bir itham ve muameleye gönül koymaması mümkün mü? Görevinin son döneminde yaşanan karşılıklı ‘salvolar’ kapanmaz yaralar açmış.