Hayvan tecavüzleri toplumsal bir ayna: Hepimiz tehlikedeyiz!

Dr. Binnur ÇELEBİ

Tüylerimizi diken diken eden kadın tecavüzleri…

İnsanı dehşete düşüren çocuk tecavüzleri…

Bu da yetmezmiş gibi hayvan tecavüzleri…

Herkeste, “toplum nereye gidiyor” endişesi…

Oysaki tarih boyunca tecavüz hep vardı.

Anadolu topraklarında yaşanan hayvan tecavüzünün Hititlerden günümüze

binlerce 4 bin yıllık bir geçmişi var.

Muhtemelen daha öncesi de vardı. Ancak o döneme ilişkin yazı elimizde olmadığı için kesin bir bilgimiz yok.

Bir toplumda, herhangi bir suça ilişkin kanun varsa, bu, o suçun daha önce bolca işlenmiş olduğunun açık bir delilidir.

Suç varsa, ceza da vardır…

Hititlerde hayvanlarla cinsel ilişki için kullanılan genel terim “hurkel”dir. Bu terim, lanet edilesi, tiksinti verici, iğrenç bir durumu ifade eder.

Hitit toplumunda bir erkeğin sığıra, koyuna, domuza ya da köpeğe tecavüz etmesi dehşet verici bir eylemdir.

Hitit kanunlarının 187, 188 ve 199. maddeleri bu tür tecavüz suçlarına ilişkin düzenlenmiştir.

Şayet bir erkek, sığır, koyun, domuz ve köpek gibi hayvanlarla cinsel ilişkide bulunursa bunun cezası ölümdü. Ve bizzat kral tarafından cezalandırılırdı. Kral isterse ölüm dışında başka bir ceza da verebilir, isterse suçluyu affederdi…

Ancak, “günahkar” kabul edilen bu suçlu, “kirlenmiş” sayıldığından kralın önüne dahi çıkarılmazdı. Böylece kirlenmenin krala bulaşması önlenirdi.

Öte yandan, Hitit kanunlarının 200A maddesinde ise; bir erkeğin at ya da katıra tecavüz etmesi cezaya değer bir eylem olarak kabul edilmezdi. Ancak kralın karşısına çıkarılmayan bu kişinin din adamı olması da yasaklanırdı.

Hem etinden, hem de sütünden yararlanılan sığır, koyun ve domuz gibi hayvanlara ölüm cezasının uygun görülmesi, muhtemelen tecavüz sonrası murdar kabul edilmesinden kaynaklıdır. Sığır ve koyu aynı zamanda tanrılara sunulan adak hayvanları olması bu tür kirlenmelere bulaşmış olmamalıydı. Aynı şey büyü ve hastalıkların tedavisinde kullanılan bir kült hayvanı olan köpek için de geçerliydi.

At ve katıra tecavüz edene ölüm cezası verilmemesinin nedeni ise; ikisinin de etinin yenmemesi, kült hayvanı sayılmamasından kaynaklı olsa gerek. Bunların yalnızca binek hayvanı olarak stratejik değerleri vardı.

İlkel toplumlarda rastlanılan insanlarla hayvanlar arasındaki cinsel ilişki mitolojide ve arkeolojik eserlerde de kendine yer bulur. Hitit Güneş Tanrısı insan kılığına girerek ineğe tecavüz eder. Yunan Tanrısı Pan da keçiye tecavüz ederken resmedilir.

Ünlü psikolog Freud, hayvanlarla cinsel ilişkiyi ertelenemeyen bir içgüdünün o an için daha uygun bir nesneye ulaşamadığı zaman devreye girdiğini ve bu durumun özellikle taşra insanlarında görüldüğünü söyler.

Hukukçu Artun Ünsal ise Anadolu’da Kan Davası adlı kitabında, günümüz Türkiye’sinde keçisine ya da ineğine yapılan tecavüzün “bir namus davası” olarak algılandığını, namusunu temizlemek için tecavüz edeni öldürdüklerini, bu durumun da akıl almaz biçimde “kan davası”na dahi dönüştüğünü anlatır.

Geçtiğimiz günlerde boş bir arazide köpeğe tecavüz ederken suçüstü yakalanan yaşlı bir adamın, "Yaptım bir cahillik, polise ihbar etmeyin" diye yalvarması, bir başkasının ise emniyetteki ifadesinde, "Nefsime yenik düştüm. Köpeği yatırdım ama yapamadım" diye suçunu itiraf etmesi, bu suçu bilerek işlediklerinin ispatıdır.

Bu tecavüzlerin sayılamayacak derecede çok örneği var.

Peki, böyle bir eylem karşısında hukuk ne yapıyor biliyor musunuz?

Türk Ceza Hukukuna göre hayvanlara tecavüz "suç" değil, bir "kabahat"tir.

Oysaki yapılan araştırmalara göre hayvana tecavüz edenler, bir süre sonra çocuk ve kadınlara tecavüz etme eğilimi gösterecektir. Ayrıca tecavüze maruz kalan hayvanların iç kanamadan ölmeleri de ihtimal dahilindedir.

Anlayacağınız hayvanlara tecavüz edenlerin ileride potansiyel bir tecavüzcü ve katil olma olasılığı yüksektir.

Hititlerin bile kirli, iğrenç ve tiksindirici buldukları bu ahlaksız davranışı yapanların TCK kapsamında hapis cezası ile cezalandırılmaları şarttır.

Bu da yetmez!

Bunların sağlık merkezlerinde rehabilite edilmesi şarttır.

Ayrıca, hayvanlara tecavüzleri sicillerine ömür boyu bir leke olarak işlenmelidir.

Şayet bu yönde yasal düzenlemeler yapılmazsa yalnız hayvanlar değil, hepimiz tehlikedeyiz!

 

Dr. Binur Çelebi

siyasetcafe.com

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.