Hem sandıkta hırsız var, hem sandığın dışında hırsız var

Saadet Partisi (SP) Genel Başkanı Prof. Dr. Mustafa Kamalak, ülke genelinde uygulanan yüzde 10’luk seçim barajın Türkiye’de uygulandığı gibi uygulayan hiçbir ülke olmadığını söyledi. Yüzde 10’luk seçim barajının bir hak ihlalinin olduğunun hiçbir tartışmaya yer vermeyecek kadar açık olduğunu belirten Kamalak, "Buradan hareketle Türkiye’de yazık ki hem sandıkta hırsız var, hem sandığın dışında hırsız var. sandıkta hırsız var milli irade kanun yoluyla çalınıyor. 2002 seçimlerinde seçmenimizin yüzde 45’inden fazlası Meclis'e kendini temsil edecek vekil gönderemedi. Yüzde 45’e tekabül eden milletvekili sayısı 247. 247 milletvekili barajı aşmış olan partilere kaydı. Sandık dışında da hırsız var diyoruz bunu gelişi güzel söylemiyoruz. Medyaya intikal etti birçok sandıkta hile yapıldığı, sahtekarlık yoluna gidildiği yargı kararı ile sübut bulmuş durumda. Önceki gün haberlerde İstanbul Kağıthane ilçesinde bir takım sandıklarda yolsuzluk yapıldığı, itiraf yoluyla beyan edildi.” diye konuştu.


Saadet Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Mustafa Kamalak, Parti Genel Merkezi'nde DSP Genel Başkanı Masum Türker’i kabul etti. Kabulün ardından Kalamak ve Türker basın mensuplarına gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Seçim barajının kaldırılması ile ilgili Anayasa Mahkemesi’ne Büyük Birlik Partisi (BBP), Demokratik Sol Parti (DSP) ve Saadet Partisi (SP) olmak üzere 3 siyasi partinin başvuru yaptığı belirten Türker, "Barajla ilgili başvuru süreci böyle bir günde doğmadı. 3 partinin başvuru tarihi 12 Haziran’dan sonra seçimlere 1 yıl kala parlamento bir girişimde bulunmayınca, o saatten sonra parlamento bir girişim yaparsa değişiklik anayasa gereği bir sonraki seçime kalacağı için BBP, SP ve son olarak biz başvurduk." dedi. 3 siyasi partinin başvurusunda bir hak ihlali olduğunu dile getirdiklerini kaydeden Türker, "Bunun yanı sıra Anayasa Mahkemesi bir mahkeme olması hasebiyle kanun maddesinin iptali için ayrıca genel kurula götürülmesi talebini ilettik. Bu iş çok tartışıldı. Çok da üzüldük. Anayasa Mahkemesi'ne baskı yapabilmek için mahkeme başkanını hedef aldılar. Bu ülkenin özellikle Cumhurbaşkan'ı, Başbakanı ve bakanlarına yakışmayan bir üslupla bir hedef gösterdiler ve bir koro halinde bir hukuk darbesi olarak nitelendirip, bunu çözüm hareketi ile ayrılıkçı bir anlayışla kamuoyuna sunmaya başladılar." diye konuştu. 

Kamuoyunda ‘bu bir hukuk darbesi’ ve sanki Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç’ın bir kişisel davranışı gibi gösterilip, Anayasa Mahkemesi üzerine bir baskı, yıldırma ve göz dağı verme eğilimi gördüklerine ifade eden Türker, "Kamuoyuna bunu yanlış anlatma eğitimi görünce biz o gün televizyonda müdahil oldu. Konuşulurken aslı olmadığını söyledim. Sonra görüştük. Karşı taraf niye başvurdunuz diyorlar. Bu ülkede hak ihlalinin ortadan kaldırılmasını talep etmek hak arayışına girmenin adalet aramanın suç olduğunu ilk defa görüyoruz. Öyle bir suçlamayla yaklaşıldı ama kamuoyu bu konuda bayağı fikir sahibi oldu tatmin de oldu. Gerçi bazı yandaş yazar çizer hala söylüyor ama işin aslı bu." şeklinde konuştu. 

Gelişmelere göre Anayasa Mahkemesi’ndeki kararın seyrine göre gerekirse Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AHİM) gideceklerini anlatan Türker şunları söyledi: "Dünyanın bütün ülkelerine bu barajla yapılacak seçim sonucu oluşacak parlamentonun meşru olmayacağını ilan edeceğiz. Çünkü bu bir hak ihlalidir. Buradaki hak ihlali barajla çok temsil ediliyor demek değil. Seçmenimiz öylesine çaresizliğe alıştırılmış ki öğretilmiş çaresizlik içinde bu sefer oyum boşa gitmesin diye kendi fikri olmamasına rağmen ve kendi çizgisi olmamasına rağmen başka partiye de oy verebiliyor. Bu Türkiye’de temsili demokrasinin aksak olmasına neden oluyor. Oyunu verse bile kendi partisi baraj altında kalma olasılığıyla başka partiye veriyor. Bu öğretilmiş çaresizliğe aksak demokrasiye çare bulmak için böyle bir tavır içinde olacağımızı açıkça ifade ettik." 

"ETNİK KAVGALAR BİZİM YATAY BÖLÜNMEMİZE NEDEN OLUYOR"

"Yolsuzluk almış başını gidiyor" diyen Türker, "Yolsuzluk aslında yoksulluğun üreticisidir. İktidar bunu bir cemaatle tartışmasına bulduğu lakapla 'paralel' devlet anlayışıyla herkesi susturmaya çalışıyor. Bizce bu yolsuzluğun yoksulluğa neden olduğunu daha iki güç önce açıklanan büyük rakamları açıkça göstermiştir. Oluşturulan cemaat tarikat kavgaları, mezhep kavgaları ve etnik kavgalar bizim yatay bölünmemize neden oluyor. Bu yatay bölünme söz konusu olursa yarın öbür gün farklı fikirde olan insanların bile bir araya gelmesi mümkün olmayacak. Gidişat bizi endişelendiriyor. Dünya kamuoyunda Türkiye olumsuz değerlendiriliyor. Bugün yurtdışına çıkan ve Türkiye Cumhuriyeti pasaportuna sahip olan insanlara yapılan muamele tıpkı 12 Eylül döneminde yapılan muameleye dönüşmeye başladı. Çok fazla sorgulanmaya başladı. Bu yapı bu anlayış maalesef Türkiye’yi çok büyük bir açmaza sokuyor." diye konuştu.

"İKTİDAR MENSUPLARI BİLMELİDİRLER Kİ KENDİLERİ DE BİR DARBENİN ÜRÜNÜDÜR"

Saadet Partisi Genel Başkanı Mustafa Kalamak ise Anayasa Mahkemesi'ne yapılan saldırıların bütünüyle haksız ve hukuk dışı olduğunu söyledi. Anayasa Mahkemesi'ne yapılan en büyük saldırının iktidar tarafından geldiğini kaydeden Kamalak, "Onu destekleyen medyadan gelmekte. Ana suçlama Anayasa Mahkemesinin bir darbe ürünün kalıntısı olduğu. İktidarın sahip çıktığı iktidarı destekleyen medya organlarının sahip çıktığı yüzde 10 barajı da darbe ürünüdür, 12 eylül darbesi ürünü, daha yakın bir darbenin ürünü. Anayasa Mahkemesine darbecilikle suçlayan darbe üretiminin kalıntısı olarak suçlayan iktidar mensupları bilmelidirler ki asıl kendileri de bir darbenin ürünüdür. Gerçekten 28 Şubat postmodern darbesi olmasaydı bugün AK Parti diye bir parti olur muydu?" açıklamasında bulundu. 

Yüzde 10’luk barajın Türkiye’de uygulandığı gibi ülke genelinde uygulayan hiçbir ülke olmadığını ifade eden Kamalak, "Bazı yerlerde kısmi yerlerde uygulanıyor. Yüzde 7’lik gibi ama yüzde 10’luk ülke geneli baraj hiçbir yerde yok. Bir hak ihlalinin olduğu hiçbir tartışmaya yer vermeyecek kadar açıktır. Buradan hareketle Türkiye’de yazık ki hem sandıkta hırsız var, hem sandığın dışında hırsız var. Sandıkta hırsız var milli irade kanun yoluyla çalınıyor. Misalen eğer 3-4 parti yüzde 10 barajının altında kaldığı takdirde önemli ölçüde milletvekili barajı aşmış olan partilere kanun yoluyla aktarılıyor. 2002 seçimlerinde seçmenimizin yüzde 45’inden fazlası Meclis'e kendini temsil edecek vekil gönderemedi. Yüzde 45’e tekabül eden milletvekili sayısı 247. 247 milletvekili barajı aşmış olan partilere kaydı. Korkunç bir şey. Demokrasi ile bunu bağdaştırmak mümkün değil. Sandık dışında da hırsız var diyoruz bunu gelişi güzel söylemiyoruz. Medyaya intikal etti birçok sandıkta hile yapıldığı, sahtekarlık yoluna gidildiği yargı kararı ile sübut bulmuş durumda. Önceki gün haberlerde İstanbul Kağıthane ilçesinde bir takım sandıklarda yolsuzluk yapıldığı, itiraf yoluyla beyan edildi." ifadelerini kullandı. 

Bu konunun mutlak suretle düzeltilmesi gerektiğini ve ortada bir hak ihlalinin olduğu konusunda şüphe olmadığını vurgulayan Kamalak şu ifadeleri kullandı: "Bireysel başvuru sistemi tam oturmadı. Bir sistemini oturması birden olmuyor. Zaman alıcı bir süreç. Bir hak ihlali olduğundan şüphe yok. Anayasa Mahkemesi hukuki bakımdan 3 şekilde karar verebilir. Red kararı verebilir. Yetkisi dahilindedir. Şu şart olmamıştır, bu şart olmamıştır gerekçesiyle red kararı verebilir. Bu durumda seçimler yüzde 10 barajıyla yapılacak demektir. İkinci olarak tespit kararı verebilir. Evet haklısınız burada bir hak ihlali vardır diyebilir, orada bırakır. Anayasa Mahkemesi'nin oran belirleme yetkisi yok. Olmadığı için tespiti yapar tıpkı bir tanığın bir failin suç işlediğine şahitlik etmesi gibi evet su suç işlenmiştir ama kararı mahkemeye bırakır. Anayasa Mahkemesi tespiti yapar, düzeltilmesini Meclis'e bırakabilir. Meclis ne zaman yapar onu bilemiyoruz yine yüzde 10 barajı ile seçim yapılır. Üçüncü ihtimal iptal kararı verebilir. İptal kararı verince 2 durum ortaya çıkar. İptal kararı verir Meclis'e bir süre tanır 3-5 ay veya 1 yıl içinde düzeltilmesi biçiminde bir süre tanıyabilir. Anayasa'nın 67. maddesine göre seçim kanunlarındaki değişiklikler 1 yıl geçmeden uygulanamayacağı için yine mevcut sistemle seçime gidilir. İkinci ihtimal iptali yapar bırakır o şekilde bu durumda seçim barajı sıfırlanır ve mahkeme kararları da kural olarak Anayasa'nın 138. maddesi göre derhal uygulanacağından seçime sıfır barajı ile gidilir. Anayasa'nın 153. maddesinde özel düzenleme var. Anayasa Mahkemesi kararları Resmi Gazete'de yayımlanır ve derhal yürürlüğe girer. Üçüncü yolun ikinci kısmı seçim barajının sıfır olmasıdır. Kanaatimizce demokrasinin hakim olduğu ülkelerde mutlak suretle her bir oy birbiriyle eşdeğerlidir. Buna riayet edilmesi lazım. Hayırlısı diyoruz. Anayasa Mahkemesi iki üç hafta içinde sonuçlandıracağını söylemişti. Herhalde bu ay içinde şu veya bu şekilde Anayasa Mahkemesi kararını verecektir. Hayırlısı olur inşallah."

 

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Siyaset Haberleri