Süleyman Yaşar'ın köşe yazısından ilgili kısım:
Türkiye’de faaliyet gösteren Bank Asya isimli bankanın yönetimine önceki gün el konulduğu açıklandı. Ve bu el konulma kararının Bankalar Kanunu’nun 18. maddesine göre alındığı belirtildi. Oysa sözkonusu 18. Madde artık geçerliliğini yitirmiş bir madde.
Niye yitirmiş bu madde geçerliliğini? Çünkü, devlet bankanın ortaklarının kimlik numaralarını biliyor. Bu arada BDDK’nın açıklamasından anlaşılan yabancı ortak yok. Dolayısıyla devlet, bana ortakların bilgileri zamanında gelmedi diyemez. Çünkü ortakların kimlik numarasından ikametgâhları, diplomaları, adli sicil kayıtları, mal varlıkları devletin elinin altındaki hemen ulaşabileceği bilgiler oluyor.
O hâlde 2005’te yazılan bu kanun maddesine dayanıp yönetime el koymak haklı bir gerekçe olmuyor. Peki, Bankalar Kanunu’nun 18. maddesine dayanarak yönetime el koyma ne oluyor o hâlde? Kişilerin mal varlığı üzerinde usulsüz tasarruf oluyor.
Anlayacağınız iktidar kredi derecelendirme kuruluşlarını yani notçuları haklı çıkartmak için elinden ne gelirse yapıyor. Böylece Türkiye’nin daha yüksek faizle para kullanmasına neden oluyor. Yani iktidar faiz lobisine çalışıyor.
Taraf