Klinik Psikolog Gizem Karpat, insanların kaygı ve acı verici gerçeklerle baş etmek için farkında olmadan gerçekleri çarpıttığını belirterek, bu durumun kısa vadede rahatlama sağlasa da uzun vadede sorunları derinleştirdiğini açıkladı.
ÖZ-YALAN NEDİR VE NASIL İŞLER?
Klinik Psikolog Gizem Karpat, psikolojide “öz-yalan” (self-deception) olarak bilinen bu mekanizmanın, bireyin kendi psikolojik dengesini korumak amacıyla gerçeği bilinçdışı şekilde yeniden yorumlaması olduğunu ifade etti.
Amaç başkalarını kandırmak değil, kişinin kendi iç huzurunu geçici olarak sağlamaktır.
Bu süreçte ilk aldatılan kişinin kendisi olduğunu vurgulayan Karpat, öz-yalanın bilinçli inkardan farkını da açıkladı. Bilinçli inkârda gerçek fark edilir ancak kabul edilmezken, öz-yalanda kişi kendi yarattığı daha katlanılabilir versiyona samimiyetle inanabilir.
İNSAN ZİHNİ NEDEN GERÇEKLERİ ÇARPITIR?
İnsan zihni sadece doğruları kaydetmekle kalmaz, psikolojik bütünlüğü ve konforu da korumaya çalışır. Karpat’a göre ağır kayıp, başarısızlık, reddedilme veya suçluluk duygusuyla yüzleşmek zor olduğunda zihin, bilişsel çelişkiyi azaltmak için gerçeği bükme yoluna gidebiliyor.
Bu mekanizma ani durumlarda koruyucu olsa da kronikleştiğinde karar alma yetisini ve gerçekçi değerlendirmeleri olumsuz etkiliyor.
ÖZ-YALANIN BELİRTİLERİ NELERDİR?
Karpat, öz-yalanın ilişkiler, duygusal ihtiyaçlar, sağlık alışkanlıkları ve iş hayatında sık görüldüğünü belirtti. “Bu ilişki beni üzmüyor”, “işimden memnunum, tükenmedim”, “bu alışkanlık beni etkilemiyor, istersem bırakırım” gibi ifadeler klasik örnekler arasında yer alıyor.
En önemli gösterge ise sözlerle yaşananların örtüşmemesi. Aynı sorunların farklı insanlarla tekrar etmesi, kronik hayal kırıklıkları ve sürekli haklılığını kanıtlama çabası, altında bir öz-yalan olabileceğine işaret ediyor. Çevredeki yapıcı uyarılara kulak tıkamak ve içsel huzursuzluk da dikkat çeken diğer belirtiler.
‘SORUNUM YOK’ DEMEK İNKAR MI?
“Ben iyiyim, hiçbir sorunum yok” ifadeleri tek başına inkâr anlamına gelmiyor. Ancak ciddi belirtiler, travma veya çevre endişesi varken katı bir şekilde bu tutumun sürdürülmesi, inkâr mekanizmasının aktif olabileceğini gösteriyor. Klinik değerlendirmede asıl önemli olan, davranışlar ile duygusal ve bedensel tepkiler arasındaki tutarlılıktır.
KENDİNE DÜRÜST OLMAK GELİŞTİRİLEBİLİR BİR BECERİ
Gizem Karpat, kendine dürüst olmanın zamanla geliştirilebilen bir beceri olduğunu ve psikolojik sağlamlığın temelini oluşturduğunu vurguladı. Yargılamayan farkındalık, duyguları şefkatle kabul etmek, düzenli günce tutmak ve yazarak iç dökme gibi yöntemler bu süreçte fayda sağlıyor.
Gerçeklerle yüzleşmenin zor olabileceğini belirten Karpat, profesyonel psikoterapi desteğinin, sadece düşünceleri değil, bu düşüncelerin arkasındaki ihtiyaçları da anlamada etkili olduğunu söyledi. Kısa vadede konforu bozsa da uzun vadede kendine dürüstlük, daha sağlıklı kararlar ve iyi oluş için vazgeçilmezdir.
Siyasetcafe.com