* Emevi Cami'nde cuma namazı kılacaklardı...
* Ortadoğu'da onlardan izinsiz yaprak bile kıpırdamazdı...
* Esad ya da Esed gidecekti...
* Türkiye Ortadoğu'nun hamisi olacaktı.
Gelinen noktada bunların hiçbir olmadığı gibi artık Türkiye'yi dikkate alan da yok. Zira ne Suriye'de, ne Mısır'da, ne İsrail'de Büyükelçimiz bulunmuyor.
Obama, New York'ta Rusya ve İran ile Suriye konusunu konuşurken "dünya lideri" Erdoğan Ankara'da muhtarlara sesleniyordu.
Oysa 2,5 milyon Suriyelinin Türkiye'de yaşadığı düşünülürse rahmetli Erol Büyükburç'un dediği gibi "En çok bize sormaları" gerekmiyor muydu?
Haberdar'da yazan Prof. Dr. Sedat Laçiner, Türkiye'nin iflas eden Suriye politikasını özetledi. Rusya yıllar sonra sıcak denizlere yerleşti, ABD ise Türkiye'nin düşmanı olan PKK'nın Suriye kolunu artık terör örgütü olarak görmüyor.
İşte Laçiner'in analizi;
Sonda söyleyeceğimi başta söyleyeyim, Türkiye’nin Suriye politikası tam bir enkaz...
Uluslararası İlişkiler tarihinde bu kadar tutarsız, bu kadar neye hizmet ettiği anlaşılamayan bir politika yoktur desek abartmış olmayız sanırım. Her aşamasında “ben mi bir şeyleri kaçırıyorum acaba” diye kendi kendime sordum. Ancak geldiğimiz noktada şüphe edilecek bir tek nokta dahi kalmadı. Ortada büyük bir enkaz var ve onca acıdan sonra Türkiye, olmazsa olmaz saydığı pek çok politikasını değiştirmek zorunda.
RUSYA-ABD UZLAŞMASI MÜMKÜN MÜ?
ABD Başkanı Obama, Suriye konusunda Rusya ve İran ile uzlaşmaya hazır olduklarını söyledi. Obama, barış için taviz verebileceklerini söylerken, ABD Dışişleri Bakanı Kerry’nin görüşmeleri ABD’nin geçiş dönemi için de olsa Esad'lı bir çözüme yakın olduğunu gösteriyor...
Rusya ise çok katı. Putin’e göre Suriye’de yaşanan felaketin sorumlusu Batı’nın yanlış politikaları. Putin diyor ki IŞİD’e karşı sadece Esad ve Kürtler savaşıyor, dolayısıyla bu ikisi IŞİD bitene kadar desteklenmeli.
Hiç şüphesiz Putin’in “Kürtler” derken kastettiği en önemli güç PYD, yani PKK’nın Suriye kolu…
Rusya, Esad’lı bir çözümde ısrarcı... Şam rejiminin ayakta kalmasını ve güçlenmesini istiyor. Bu sözlerinde öylesine ciddi ki son haftalarda Suriye’ye hava gücü yığıyor, asker takviyesinde bulunuyor, havaalanı onarıyor, pist genişlemesine gidiyor, Esad’ın hava gücüne takviyeler yapıyor vs. Tüm bunları yaparken hiçbir şeyi de saklamıyor. Batı’ya verdiği mesaj, “benimle olursanız sevinirim, benimle olmazsanız umursamam.”
"STRATEJİK DERİNLİK" İFLAS ETTİ
Gelinen nokta Türkiye için tam anlamıyla bir felaket. Türkiye Esad’ı devirebilmek için canını tehlikeye attı desek yeridir. Özellikle Cumhurbaşkanı Erdoğan, kendisini parçalarcasına “Esad varsa ben yokum” demeye getirdi. Esad’ı devirmek için Türkiye, Suriye iç savaşına tırlar dolusu silah bile gönderdi. Ve geldiğimiz noktada Rusya tüm dünyaya dönüyor ve diyor ki “Esad’ı size yedirtmem.”
Türkiye de biliyor ki Rusya bu kadar sahip çıkarken Şam Rejimi’nin devrilmesi çok zordur. Türkiye buna direnecek olursa işin renginin değişeceğini ve Türkiye’nin sürpriz sorunlarla karşılaşabileceğini çok iyi biliyor. Rusya şakası olan bir güç değil. Siz ona Suriye'de zarar verirseniz evinizin içinde bunun yanıtını alabilirsiniz. Geçmişte örnekleri bol bir deneyimdir bu.
RUSYA SICAK DENİZLERE YERLEŞİYOR
Rusya’nın Suriye İç Savaşı’ndan önce de Suriye’de askeri bir üssü vardı. Ancak Arap Baharı’yla denize düşen Esad adeta yılana sarılırcasına Rusya’nın Suriye’deki varlığına sarıldı ve Rusya, Ortadoğu’ya çok ama çok güçlü bir devlet olarak girdi...
Lise tarih kitaplarında bile vardır; Rusya’nın en büyük stratejik hedeflerinden biri de sıcak denizlere, yani güneye inmektir. Kaba bir genelleme gibi dursa da Rusya, başta Akdeniz olmak üzere sıcak denizlere inme hedefinden hiç sapmamıştır.
Soğuk Savaş boyunca ABD’nin en büyük hedeflerinden biri de Sovyetler Birliği’ni, yani Rusları Ortadoğu’ya indirmemek olmuştur. İşte, Suriye’ye iyiden iyiye yerleşen Rusya yüzlerce yıllık bir hedefine ulaşmış oluyor ve bir anlamda Türkiye’yi güney sınırlarından da sarmış oluyor. Malum kuzeyde Ruslar Kırım’ı ilhak etti, kendi topraklarına kattı. Aynı şekilde Türkiye’nin komşularından Gürcistan da Rusya’nın müttefiklerine ciddi miktarda toprak kaybetti. Yani Karadeniz’de ordusuyla gücünü gösteren Rusya, şimdi de güneyimize, Akdeniz'e sarkıyor. Bundan sonra Suriye sınırlarına baktığımızda aynı zamanda Rusya'yı da göreceğiz.
Rusya'nın Suriye'deki savaş sayesinde sadece Suriye'ye yerleşmediğini, aynı zamanda Irak ve İran'la ilişkilerini de geliştirdiğini görüyoruz. Eğer bu yakınlaşma derinleşerek sürer ise gelecekte Ortadoğu'da Rus tehlikesi diye bir sayfa açmak gerekecektir.
ABD’NİN MÜTTEFİKİ BİZDE TERÖRİST
Türkiye’nin Suriye’de Rusya ile ters düştüğü aşikar... Ancak Türkiye, Rusya’ya meydan okuyamıyor, Putin’e haddini bildiremiyor. Bunun yerine kısa bir geçiş döneminde Esad’lı çözüme bile razı görünüyoruz. Hatta 'Esad gittikten sonra Baas rejimi ile devam edilemez' dahi demiyoruz. En azından şimdilik görüntü böyle...
İşin kötü tarafı Türkiye, sadece Rusya ile değil ABD ile de inanılmaz görüş farklarına sahip: ABD’nin “müttefikim” dediği ve sürekli olarak silahlandırdığı PYD, yani Suriyeli PKK Türk yetkililere göre terörist...
Türkiye bir yandan PKK ile savaşıyor, diğer taraftan ABD ve Avrupalı müttefikleri PYD’yi destekliyor. Türk topraklarından kalkan Amerikan jetleri PKK’ya destek sayılabilecek pek çok eylem yapıyor. Öte yandan Türk jetleri Kandil'de PKK üslerini dövüyor. ABD ise bir yandan Türkiye'nin terörle mücadelesini desteklediğini söylüyor, diğer taraftan PKK'yı PYD adıyla Suriye'de güçlü bir şekilde destekliyor.
Özetle, Türkiye Suriye’de tam anlamıyla yalnızları oynuyor. Makas sadece Rusya ile değil, aynı zamanda ABD ile de fena halde açılıyor. Olan ise Suriyelilere ve bizlere oluyor...
DEĞİŞEN POLİTİKAMIZ
2011 yılında Erdoğan, “Suriye bizim iç meselemizdir” demişti. Aynı Erdoğan bundan birkaç gün önce “bizim Suriye’nin içiyle bir derdimiz yok diyor… İşte geldiğimiz nokta çıkış noktamızdan bu kadar uzak bir yerde. O zaman insanlar soruyor, "madem Suriye'nin içiyle bir derdiniz yoktu da neden Suriye'deki savaşa taraf oldunuz, savaşın daha kanlı ve daha uzun olmasına katkı verdiniz?"
Görünen o ki Türkiye de Suriye ve ABD karşısındaki yalnızlığını kırmaya çalışıyor, belki de politika değiştirmenin yollarını arıyor.
Ortada bir tutarsızlık ve savrulma olduğu muhakkak. Türkiye’nin Suriye’de ne yapmaya çalıştığını anlamak zor. Önce iç savaşın adeta tarafı oldu, şimdi ise Putin’in ve ABD’nin çizdiği yol haritasına dahil olmaya çalışıyor. Ancak hem ABD ile hem de Putin ile öylesine derin farklar var ki bu farkların kısa sürede kapatılabilmesi neredeyse imkansız.