İYİLİK BUNUN NERESİNDE?

Tevfik Fikret TAŞKIN

 İYİLİK BUNUN NERESİNDE? ( TÜKETİM ÇILGINLIĞI )


İnsanız işte, kolay olan her şeyi, yemeyi, içmeyi, eğlenmeyi, gezmeyi, tozmayı ister istemez seviyoruz. Bulduğumuz her fırsatta, sağlığımızı bile düşünmeden sınırsız yemek, içmek ve tüketmek istiyoruz.


Bu tüketim çılgınlığını sanki bir marifetmiş gibi toplumumuza da benimsetmeye, özendirmeye, bir hayat tarzı hâline getirmeye çalışıyoruz. Hatta, tüketim çılgınlığı dediğimiz bu toplumsal davranış bozukluğunu bilerek veya bilmeden devlet eliyle de destekliyor, teşvik ediyoruz.


Herkes, kendi yaşantısına şöyle bir bakarsa, ne demek istediğimi daha iyi anlar. O kadar zor şarlarda çalışarak elde ettiğimiz kazançlarımızı, düşünmeden, israf ederek harcıyoruz.


Çok basit ama çok önemli bir örnek vereceğim. Vereceğim bu örnek bile milletimize, devletimize milyarlara, eski ifadesiyle trilyonlara mal oluyor.


Sofralarımızdan hiç eksik etmediğimiz ekmek tüketimindeki israfımız bile ekonomimize çok büyük zarar vermekte, açlık çeken bir dünyada kaynaklarımızı boş yere harcamaktayız.


Halbuki televizyonlarda, internette her gün onlarca haber duyuyor veya izliyoruz. Afrika başta olmak üzere dünyanın birçok farklı yerinde açlık çeken, bu yüzden bir deri, bir kemik olmuş insanları, minnacık çocukları hatta ölen insanları görüyoruz.


Bizim umursamadan çöpe attığımız bir dilim ekmeği, milyonlarca insanın da  attığını bir  düşünsenize, toplamda tonlarca ekmeği israf etmiş oluyoruz. Çöpe atılan tonlarca ekmek sayesinde yüz binlerce insanı açlık sefaletinden kurtarabiliriz.


Açlıktan beter daha ne olabilir? Açlık çeken insan her kötüğü yapabilir. Açlık o kadar zor bir imtihandır ki  dualarımızda bile “ Allah’ım bizi açlıkla imtihan etme! “ deriz.


Bir öğünü bile geçirince nasıl açıktığınızı bir hatırlayın. Mideniz kazınır, ayağınız titrer, tansiyonunuz düşer, birden asabileşirsiniz, gücünüzün tükendiğini, adeta canınızın çekildiğini hissedersiniz.


O hâlde, bundan sonra yediğimiz her lokmanın kıymetini bilelim, her ne olursa olsun israftan kaçınmaya çalışalım.


Zaten bizim kültürümüz, inancımız da düşünmeden tüketmeye, israfa karşı değil midir? “ Komşusu aç iken tok yatan bizden değildir. “ ifadesi bizim mayamızı, anlayışımızı yansıtmaz mı?


Buraya nereden geldiniz derseniz, biliyorsunuz 2013 senesi bitti bitiyor ve yeni bir yıla giriyoruz. Dolayısıyla, yeni yılı karşılamak bahanesiyle yılbaşını kutlayacağız.


Çoğumuz, bu geceyi evlerimizde yiyip içip eğlenerek geçireceğiz veya ekonomik gücümüze bağlı olarak çeşitli mekanlarda eğleneceğiz. Gençlerimizin ifadesiyle: “ Gecelere akacağız! “


Hiç düşünmeden, güzel güzel yemekler yiyeceğiz, belki sınırsız şekilde içki içeceğiz. Doyasıya eğlenerek 2014’ü karşılamış olacağız. Ertesi gün, baş ağrısı, mide bulantısı başta olmak üzere birçok sağlık problemi yaşayacağız.


Sokaklarımızda, trafik başta olmak üzere birçok uygunsuz görüntüye şahit olacağız. Millî kültürümüzü yansıtan Noel Baba kıyafetleri, küçük çamlar, rengarenk lambalar sokaklarımızı süsleyecek. Böylece yeni yılın ilk gününü kutlamış olacağız.


Peki bu nasıl bir iştir? Bu kutlama, bizim hangi kültürümüzden, ne zaman ortaya çıkmış? Biz, yüzyıllardır yılbaşı kutlaması mı yapmışız?


Bu soruların cevaplarını sizlerin yüreğiniz, aklınız, vicdanınız versin diyorum.


İçinizden bazılarınız bana kızabilir. “ Ne var bunda? İşte, yeni bir yılın gelişini kutluyoruz. Kötülük bunun neresinde? “ diyebilirsiniz. Ben de yukarıda yazdıklarımı samimi olarak düşünmenizi rica ederek “ İyilik bunun neresinde? “ diye size sorarım.


Hristiyanlıktaki Noel Baba inancından ortaya çıkan ve bize tamamen yabancı olan yılbaşı kutlamasını bir tüketim çılgınlığı olmaktan çıkaralım. İllâ kutlayacaksak kendi kültürümüze, inancımıza uygun hâle getirelim.


Böylece, Allah’ın rızası üzerine yaşayan, güçlü, zengin, sağlıklı bir millet olarak kendi kültürümüzü, biz dünyaya ihraç edelim. Onlar bizi taklit etsin! Biz onları değil...


İyi olmaz mı diyerek 2014 yılının bütün Müslümanlara ve dünya Türklerine hayırlı olmasını diliyor, yeni yılınızı kutluyorum. 


İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.