Kabataş yalanı halkı kin ve düşmanlığa tahrik

Kabataş'da başörtülü bir kadının Gezi eylemcileri taraftan dövüldüğü iddiası, o sözleri ortaya atan gazeteci Elif Çakır'ın avukatı tarafından yalanlandı. Hukukçular 'Konunun psikolojik harp malzemesi yapılması suçtur ve siyasi sorumlulukları ağırdır” dedi

Gezi eylemleri esnasında Kabataş’ta, belden yukarıları çıplak, deri eldivenli, siyah bandanalı 70 kişilik erkek grubun, yanında bebeği olan başörtülü bir kadını dövdüğü iddiasını içeren röportajı Star gazetesinin manşetinden verilen Elif Çakır’ın avukatı Fidel Okan, Kabataş’ta iddia edildiği gibi bir hadise yaşanmadığını söyledi. Dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından miting meydanlarında “başörtülü bacılarımıza saldırdılar” denilerek anlatılan olayın bir kez daha yalanlanması sosyal medyada da en çok konuşulan konulardan oldu. 


Fidel Okan’ın itirafını Taraf’a değerlendiren hukukçu Orhan Kemal Cengiz “Toplumun önüne kışkırtma malzemesi olarak konulan bu konu Avrupa’da yaşansa hükümet düşer” dedi. Avukat Erdal Doğan ise “Konunun araştırılmadan psikolojik harp malzemesi yapılması suçtur ve siyasi sorumlulukları ağırdır” diye konuştu.

NORMAL BİR ÜLKEDE BAŞBAKANA DAVA AÇILIR

Orhan Kemal Cengiz olayın üç boyutunun olduğunu belirterek şunları dile getirdi: “Birinci boyutu iktidarın kendisinden hesap sorulacağını düşünmemesi. İkinci boyutu bunlar üzerinden sürekli olarak toplumsal karşıtlıkların kaşınıyor olması. Üçüncüsü hukuki olarak normal bir ülkede başbakan hakkında dava açılabilir.

Erdoğan, AKP şöyle bir güvencede hissediyor kendisini ‘benim tutarlılık gibi bir sorunum yok. Bugün çok büyük bir iddia ortaya atıp, yarın yalan ya da yanlış çıkarsa kimse benden hesap sormayacak.’ Bence Türkiye’deki en büyük sorun bu. Siyasi liderler bir tutarlılık sorumluluğu hissetmiyor. Bu aynı zamanda kendi seçmenlerine yönelik büyük bir saygısızlık aslında. Demokratik bir ülkede çok ağır hesabı sorulur. İngiltere’de, Fransa’da olsa hükümet düşer. Ama bizde tüm eşikler o kadar aşıldı ki bu sembolik önemi olmayan bir şey olarak kalıyor.”

GÖREVİ KÖYÜYE KULLANMA

Erdal Doğan ise yetkililerin görevini kötüye kullandığını belirterek şunları dile getirdi:

“Bu konudaki kamu gücünü kötüye kullanarak bir görev suçu işlemişlerdir. Gazeteci ve yazarların bu konuyla ilgili algı oluşturma hususunu da daha çok etik açıdan değerlendirmek lazım. Etik sorumluluk diğerlerinden az bir şey değildir. Ayrıca bu olayları gündeme getiren şahsın da kamu görevlilerini bir anlamda yanıltarak, bu konuyla ilgili ceza kanununda düzenlenen ilgili maddeyle ilgili sorumluluğu doğar. Çünkü kamu görevlilerini boşuna meşgul etmek ve iftira atmak da cezai sorumluluk gerektirir. Yalnızca bu iddiada bulunan kadına yüklenerek kurtulunacak bir durum değil bu. Böyle bir konu, araştırılmadan, kamu görevlilerinden siyasilere, gazetecilere kadar algı yönetimi ve görevi kötüye kullanma şeklinde kullanılırsa bu organize bir hal alır.

Bu yalanı araştırmadan bir psikolojik harp malzemesi yapmaları hafif bir durum değil. Çünkü eylemleri yapan insanlar algı yönetimiyle linç edilmek istendi. Siyaseten cezai sorumlulukları da ağırdır bence.” Taksim Dayanışması Avukatı Can Atalay ise “Ben artık bu iddianın tümüyle gerçek dışı olduğunu kesin olarak emin oldum. Bu yapılan halkı kin ve düşmanlığa tahrik suçu; ama ben savcı değilim dolayısıyla bu yorumu yapmak bana düşmez” dedi.

KAYNAK: AYFER ÇALIKIRAN / TARAF

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Gündem Haberleri