Kemalist Reformların Dünya Etkileri: 'C'est l'oeuvre d'Atatürk'

Veysel BOĞATEPE

Henüz 24 yaşındayken dönemin zor koşullarında ağır riskler alarak devrimci mücadeleyi başlatan ve 57 yaşına kadar durmadan, duraksamadan reformlarla kapsamlı reformlar gerçekleştirerek Türkiye’yi laik ve sanayileşen, tam bağımsız bir ulusa, uygar bir topluma dönüştüren Atatürk’ün kendi döneminin en ilerici, cesur ve devrimci lider olduğunu tarih referanslarıyla birlikte ortaya koymuştur.

M. Kemal Atatürk’ün ülkesinde ne yazık ki onu kara propagandalarla, iftiralarla itibarsızlaştırmaya çalışan, kendilerine özgürlüklerini teslim eden cumhuriyetin üstünde tepinen büyük bir çoğunluk var.

İnançlar gibi Atatürk üzerinden de takiyye ve sömürünün alenen yapıldığı günümüzde çoğunluğun Atatürkçülüğü poster, rozet ve bayraktan ibaret olduğundan “Atatürkçüyüm” diyenlere “Kemalist misin?” sorusunu mutlaka sormak gerekiyor. Onun mücadelesini, düşüncelerini ve devrimlerini içselleştirip anlamak ancak Kemalist devrimlerin felsefesini içselleştirmekle mümkündür.

Birçok liderin onun akıl ve bilim ışığında gerçekleştirdiği devrimci reformlarına öykünerek kendi halkını Atatürk aydınlığında uygarlığa taşıyacak reformist uygulamalar denemiştir.

Çünkü devrimci mücadelesinin, aydınlanma hareketinin yarattığı etki, Türkiye topraklarını aşarak ezilen mazlum toplumların da umut ve direnç kaynağı olmuştur.

Kuşkusuz, M. Kemal de bağımsız bir örgütlenme yerine sadece emir ve görevleri yerine getirmekle sınırlı kalsaydı Sevr gereği bütün Osmanlı toprakları İngiliz, Fransız, İtalyan ve Rumlar tarafından bölüştürülecek, Türkiye adında bağımsız bir devletin, uygar bir toplumun tarihte yeri olmayacaktı.

Mustafa Kemal ise tarih kitaplarında Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu değil belki de zeki cesur bir komutan olarak yerini alacaktı. Türk halkı ise ayrıştırılmış, sömürgeleştirilmiş azınlık olarak kalacaktı.

M. Kemal, Osmanlı’nın imzaladığı esaret boyunduruğu Sevr’i yırtıp çöpe atarak Türk milletine hak ve özgürlüklerini teslim etmiştir. Bugün, yüz yıl önce yaktığı özgürlük meşalesinin aydınlığında beyinleri örümcek ağlarından temizlenmiş yepyeni bir kuşağın var olmasının nedenlerinden birisi de budur. Bu kuşak, sindirme ve tehditlere rağmen Kemalist reformist devrimleri cesaretle savunmaya devam etmektedirler.

Asya’dan Afrika’ya uzanan Kemalist reformlar

Önderlik ettiği tam bağımsızlık savaşının zaferle sonuçlanmasından sonra dünyada ki tüm bağımlı ve sömürge ülkelerde özgürlük kıpırdanmaları başlamıştır.

Rusya, Hindistan, Suriye, Mısır yardım isterken Afganistan askeri ittifak önermiş, İran, Çin, Macaristan, Afrika, Malay ile İslam devletleri tarafından kutlama telgrafları gönderilerek övgüyle söz edilmiştir. Uyguladığı köklü reformlar başta Ortadoğu ve Afrika olmak üzere geri kalmış ülkelerde özgürlüğün esin kaynağı olmuştur.

Çünkü Bağdat halifesi Harun Reşid’ten (786) beridir yakın doğu da Atatürk kadar etkileyici özelliklere sahip başka bir lider çıkmamıştır. Bu nedenle Avrupa’nın tüm kudretine rağmen galip gelen M. Kemal, kurtuluşa doğru ilerleyişin öncüsü olarak görülüyordu. Yalnız Ortadoğu da değil Afrika’nın yeni ülkelerinde bile Kemalist reformları örnek alarak kendi ülkelerinde denemeye çalışmışlardır.

İmparatorlukların çökmeye başladığı 1. Dünya savaşı sonrasında Pers kıralı Şah Rıza Pehlevi, Kemalist reformları kendi ülkesinde uygulamak için Atatürk Türkiye’sini ziyaret etmişti. Ancak onun güçlü liderlik vasıflarından yoksun olduğu için başlattığı reform hareketi uygulanamamış, 1979’dan sonra Fransız desteğiyle İran’a mollalar hâkim olmuştur.

Çağdaş bir düşünceye sahip Afgan kralı Emanullah han da onun reformlarından esinlenerek Afganistan’da reformist uygulamalara yönelse de yeterli liderlik vasıflarından yoksun olduğundan ve Afgan halkının da reformları izleyecek, özümseyebilecek beceriye sahip olmadığından başarısızlıkla sonuçlanmıştır.

Arap dünyasından Mısır, Suriye, Lübnan, Ürdün gibi ülkeler, savaş sonrası ortaya çıkan ulus devlet modelini anlamaya çalışırken özellikle de Ortadoğu’nun göbeğinde ki Suriye’de potansiyel bir Atatürk hayranlığı oluşmuştu.

Onlara göre yüzyılın ortasında çok sayıda ülkenin kaderi olan adam nihayet ortaya çıkmıştı. Atatürk’ü örnek aldığını belirten dönemin Suriye başbakanı Hüsnü Zaim, kadınlara oy hakkı tanıyarak, İslami örtünme uygulamasından vazgeçilmesini önererek laik politikaları benimsemiştir.

Sonra ki başbakan Edip Çiçekli ise batı görümüne sahip ailesine rağmen sınırlı bir sosyalizm uygulamaya çalışsa da Arap çoğunluğunun isteği üzerine Pan-Arabizm politikasını benimsemek zorunda kaldığından reformun devamlılığı sağlanamamıştır.

Müslüman ülkelerden Tunus krallığının Fransa desteğiyle kaldırılıp cumhuriyetin ilan edildiği 1957’de cumhurbaşkanı seçilen Habib bin Ali Burgiba’da resmi din İslam’ı korumakla birlikte Kemalist bir program hazırlayarak laikleşme sürecini başlatmıştır.

Bağımsızlığına yeni kavuşmuş sömürge ülkelerden birisi olan Fas her ne kadar Kemalist reformlarla ilgilenmiş olsa da krallık olarak yoluna devam etmiştir. Afrika ülkelerinden Senegal ile Mali, Kemalist reformların milliyetçi programıyla ilgilenmiş ancak demokratik hayatına Fransa’nın nüfuzu altında girdiği için uygulamaya koyamamıştır.

Mısır krallığına son vererek 1953’te cumhuriyeti ilan eden Cemal Abdünnâsır Hüseyin’in başlattığı reform hareketlerinden dolayı Arap dünyasının onu “Mısır’ın Atatürk’ü” olarak selamlaması, M. Kemal’e ve reformlarına en çarpıcı ve anlamlı örnektir. Tüm dünyanın gözünde siyasal eylemleri ve devrimleriyle Arap dünyasını da derinden etkileyen Atatürk ve onun reformları yalnızca Türkiye’de ve Türkçeye değil, Arap diline de yerleşmiş durumdadır.

Atatürk’ü, 1. Petro ile Meeiji’den ayıran fark

Tarihin konusunun kültürler olduğunu, kültürlerin ise dinamik yapılar olup özelliklerini de yaratıcı kişilerden aldığını söyleyen İngiliz tarihçilerinden Arnold Joseph Toynbee, Rus çarı 1.Petro, Japonya İmparatoru Meiji ve M. Kemal Atatürk’ü kıyaslayarak aralarında ki önemli farklılıklardan söz eder. Türkiye’ye göre büyük avantajları olmasına rağmen Rus çarının başlattığı reform hareketinin halkın gözlerini batıya çevirmesiyle sınırlı kaldığını ve ne kendisinin ne de haleflerinin tamamıyla başarıya ulaşamadıklarına işaret eder.

Japon imparator Meiji’nin ise her ne kadar batı kaynaklı modernleşme akımını başlatmış olsa da M. Kemal gibi halk sınıfına dayanan ve dört bir cephede batıya karşı savaşla başlatılan bir reform hareketi olmadığına dikkat çeker. M. Kemal Atatürk’ü diğerlerinden ayıran en önemli özelliğini “M. Kemal saf bir Türk’tür ve modern Türkiye’nin çekirdeği olduğunu tüm dünyaya kanıtlamıştır. O mesleğine sadık kalarak ün kazanmış iyi bir profesyonel asker tipidir. Hiç şüphesiz Mustafa Kemal paşa çağdaş tarihin en büyük şahsiyetlerinden biridir.” sözleriyle belirtir.

Toynbee’nin Türkleri barbar ve medeniyetsiz olarak eleştirdiği, Ermenilere karşı ise katliam yapmakla suçladığı “Mavi Kitap” adlı kitabı propaganda amaçlı yazdığını sonradan itiraf ettiğini de hatırlatmak isterim. Ancak M. Kemal önderliğinde ki milli ordunun yunan kuvvetlerini bozguna uğratmasından bir yıl sonra Toynbee’nin Türklere karşı bakış açısı değişmiş, Türkiye’ye geldiği 1948’de not defterine “Bizim 450 yıl da yaptıklarımızı Türkler bir ömre sığdırmış” notunu düşmüştür.

Afrika ile Ortadoğu coğrafyasını sömürgeleştiren Fransızların Atatürk’ten bahsederken sözlüklerinde “C'est l’oeuvre d' Atatürk” yani “Bu Atatürk’ün eseridir” deyişini kullanmaları boşuna değildir.

Çünkü onun kendi çağına imzasını atan eşsiz bir lider, mazlum ülkelere esin kaynağı, eşsiz başarıların ölçülmesinde bir gösterge ve dahası Türkiye’nin değişmeyen tek simgesi olduğu kadar başta doğu olmak üzere mazlum haklara da özgürlük referansı olduğunu tarihsel gerçeklik belirlemiştir.

Dinsel otoriteyle toplumu baskılayan Suudi Arabistan’ın kısıtlı olsa da kadın hakları sosyal alanlar ve yaşam biçimlerinde reformist düzenlemelere yönelmesi, 91 yıl önce başlatılan Kemalist reformlara en güncel örnektir.

Bir diğeri de İran’da 46 yıl önce Şah Rıza Pehlevi’nin, cumhuriyet devrimlerini referans alarak başlatmak istediği reformların bugün bizzat halkın kendisi tarafından talep edilmesidir.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.