KIZMAYIN AMA CAHİLİZ HEM DE ÇOK CAHİLİZ!

Tevfik Fikret TAŞKIN

KIZMAYIN AMA CAHİLİZ HEM DE ÇOK CAHİLİZ!

 

Cahiliz hem de çok cahiliz. Bundan dolayı her şeyin en iyisini, en doğrusunu biz biliyoruz. Kimsenin görüşüne değer vermiyor, saygı duymuyoruz.

 

Nerede, hangi ortamda olursa olsun her zaman bizim dediğimiz olsun istiyoruz. Üstelik sadece istemiyor, dediğimiz olsun diye diretiyoruz. Gerekirse kavga ediyor, huzursuzluk çıkarıyoruz.

 

Yanlış yaptığımızı anlasak bile kabul etmiyoruz. Yanlışta ısrar ediyor, bile bile kendimizi rezil ediyoruz. Sahip olduğumuz maddî, manevî bütün değerleri ayaklar altına alıyor, yok sayıyoruz.

 

Utanmadan da bunu övünme aracı yapıyoruz. Kahramanlık göstergesi olarak çoluğumuza çocuğumuza anlatıyoruz.

 

O kadar cahiliz ki kendi elimizle kendimizi rezil ediyoruz ama bunu yaparken de rezil olduğumuzun farkına bile varmıyoruz.

 

Okuyoruz, durmadan okullar açıyor, yeni üniversiteler kuruyoruz. Yüksek okullardaki öğrenci sayısını yaklaşık on kat arttırıyoruz. Eğitimde çağ atladık diye sevinç çığlıkları atıyoruz.

 

Toplumumuza dönüp bir baktığımızda ise bunun tam tersi bir durumla karşılaşıyoruz. Toplumsal hayatımızın her aşamasında büyük sıkıntılar yaşıyoruz.

 

Toplu olarak yaşama kurallarını bir türlü öğrenemiyoruz. Örneğin trafikte, en basit kurallara bile uymuyoruz. Sonucunda tam bir keşmekeşlik yaşıyoruz. Saatlerimizi trafikte harcıyor, kuralsızlık yüzünden mal ve can kayıpları yaşıyoruz ama hiçbir şey değişmiyor, gene bildiğimiz gibi yaşıyoruz.

 

Yine eğitim kurumlarının sayısını çoğaltmamıza rağmen kültürsüz, saygısız ve sevgisiz bir nesil yetiştiriyoruz.

 

Sadece bu da değil, devlet eliyle yaptığımız sınavlarda yüz binlerce gencimizin sıfırın altında puanlar aldığına şahit oluyoruz. On binlerce çocuğumuzun lise düzeyini tamamlamasına rağmen gerçek anlamda okuma yazma bilmediğini tespit ediyoruz.

 

Sonra da kürsüye çıkıp milyonların karşısında son derece rahat bir şekilde, yüzümüz kızarmadan, doğal bir durummuş gibi açıklıyoruz. Halbuki, bu sonuçlardan sorumlu olan yine biziz.

 

Eğitim kurumları bizim elimizde olduğu hâlde, bu vahim sonuçtan sanki başkaları sorumluymuş gibi esip savuruyoruz. En alt kademedeki eğitim çalışanından tutun, en üst kademedeki insana kadar hepimiz bu durumdan sorumluyuz.

 

Eğitimdeki yanlışlarımızı tespit etmeli, bunları bir an önce düzeltmenin arayışı içinde olmalıyız. Elini kolunu bağladığımız öğretmenlere söz hakkı tanımalı, ufuklarını açmalıyız.

 

Kendi kültürümüzü, kendi değerlerimizi öğretmeye çalışmalı, her şeyi değil, yaş grubuna uygun, gerekli olan bilgileri vermeye çalışmalıyız.

 

Çocuklarımızı ayaklı ansiklopedi olarak görme alışkanlığından vazgeçmeli, onları bunaltmadan, çocukluklarını yaşama fırsatı vererek yetiştirmeye çalışmalıyız.

 

İnsanları ayakta tutan, mücadele gücü veren maneviyatı öğretmeli, Allah’a samimi olarak inanan, yüreğinde Allah korkusu olan, Allah rızası için çalışan nesiller yetiştirmeliyiz. Tarihimizde bunu başardığımız zamanlarda cihanı titreten imparatorluklar kurmuşuz.

 

Eğer bu şekilde eğitim sistemini düzenleyebilirsek cahilliğimiz belki bir nispette giderilir, zamana bağlı olarak sadece kendini, menfaatini düşünene bir nesil yetiştirmekten kurtulabiliriz.

 

Saygıyı, sevgiyi, karşılık beklemeden vermeyi öğrenen toplum, yavaş yavaş olsa da kendine gelir, değerlerine sahip çıkar gerçek bilgi hazinesine ulaşıp gelişmenin ilk adımlarını atar.

 

Böylece, milyonların karşısına çıkıp okuma yazma bilmeyen on binlerden, sıfır çeken yüz binlerden değil; kendini, kültürünü bilen, yetişmiş, vatanına, milletine hizmet aşkıyla başarıdan başarıya imza atan nesillerden bahsedebiliriz.

 

Ben değil, biz diyen, halka hizmetin, Hakk’a hizmet olduğunu bilen nesillerin yetiştiğini görebilmek arzusuyla yazımı beğenilerinize, dikkatinize arz ediyorum.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.