Stratejik derinlik ve komşularla sıfır sorun söylemiyle çıktığı Dışişleri Bakanlığı yolculuğunda, Türkiye'yi dünyada yalnızlığa iten ve cihatçı örgütlerle başbaşa bırakan Ahmet Davutoğlu, siyasi sorumluluktan kaçarak koltuğunda oturmayı sürdürüyor.
Davutoğlu'nun Dışişleri Bakanlığı döneminde Türkiye, sınır komşularıyla bağları koparma noktasına geldi. Suriye'de iç savaşı körükleyerek Şam yönetimini devirmek için cihatçı örgütlerin bölgedeki hakimiyetinin mimarı olan Davutoğlu siyaseti, Mısır'da da çöktü. Mısır'da Müslüman Kardeşler merkezli bir dış politika izleyen ve ülkenin içişlerine direk müdahale eden Türkiye, hangi şartlarda yapılırsa yapılsın seçilmiş Cumhurbaşkanı Sisi ile diplomatik bağ kuramıyor. Tek yanlı dış politika sonucu Türkiye'nin Mısır'da resmi muhatabı yok.
BAĞDAT YOLU DA KAPALI
ABD'nin Irak'ı işgali sonrası oluşan Bağdat yönetimine mezhepçi bir tavır alarak ülkesinde yargılanan Başbakan Yardımcısı Haşimi'ye kucak açan Ankara, bu ülkenin anayasasını çiğneyerek ülke kaynaklarını satan Kuzey Irak Bölgesel Kürt yönetimini resmi muhatap aldı. Barzani ile Irak petrollerinin satışı anlaşması yapan Türkiye, Bağdat yanında ABD ve diğer Batı ülkelerini de karşısına aldı. Irak'taki üç parçalı yapıda Türkiye, birlikten değil tamamen bölünmeden yana bir tavır sergiledi.
İRAN GAZ BİLE VERMİYOR
Davutoğlu'nun mimarı olduğu ve Başbakan Erdoğan'ın hararetle savunduğu Suriye ve Ortadoğu politikası yüzünden İran da Türkiye'ye mesafe koydu. Nükleer silah krizi döneminde Türkiye'yi Rıza Sarraf üzerinden paravan olarak kullanan İran, ABD ile anlaştıktan sonra Ankara'ya mesafeli yaklaşıyor. İran, Türkiye'ye doğalgaz satmamak için de ayak diretiyor.
TEK MUHATAP CİHATÇILAR
Ortadoğu'da Türkiye'nin etkisini sıfırlayan Davutoğlu politikaları Suriye'de de iflas etti. Özgür Suriye Ordusu ve Suriye Ulusal Konseyi'ni resmi muhatap aldığını deklare eden Türkiye, el altından cihatçı gruplara destek verdi. El Kaide'ye verdiği destekten bu örgütün içinde yer alan El Nusra ve IŞİD'i de palazlandırdı.
Davutoğlu, yaklaşık iki yıl önce Beşer Esed'in birkaç hafta içinde gideceğini söylerken, bugün Dışişleri Bakanlığı'nın resmi açıklamasında Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) örgütüne 'terörist' diyemeyip 'IŞİD mensubu' ifadesini kullanma acizliğini de Türkiye'ye yaşattı.
TUTUKLU CİHATÇILARI İSTİYORLAR
Musul'daki Türk Konsolosluğu'nu basarak tüm personeli ve ailelerini rehin alan IŞİD'in, Türkiye'de tutuklu bulunan cihatçı militanların serbest bırakılmasını istediği öne sürüldü. Bir IŞİD militanı Twitter'den, pazarlığın Almanyalı Ebu Osama ve Portekizli Abu Jwayriya'nın serbest bırakılması üzerinden yürüdüğünü duyururken, Niğde'yi kana bulayan El Kaide üyesi Çendrim Ramadan'inin de pazarlık konusu olduğu öğrenildi.
ERDOĞAN'A SOR
IŞİD'in Twitter adresini yöneten bir cihatçı militan da, rehinelerin ne zaman bırakılacağını soran takipçisine “Onu Erdoğan'a sor” diyerek, örgütün pazarlığı Başbakan'la yönettiğini ima etti.
IŞİD'in, Musul Konsolosluğu'nda rehin aldığı 49 kişiye karşı Niğde Ulukışla'da yol kontrolü yapan askerlere saldırarak bir polis ve bir vatandaşı öldüren 3 militanın da serbest bırakılmasını istediği iddia ediliyor.
El Kaide ile Suriye ittifakı yapan Ankara, 'paralel devlet' tasfiyesini bahane ederek El Kaide'nin Türkiye ayağına yapılan operasyonları durdurmuş, Terörle Mücadele Şubesi'nde bulunan arşiv de yok edilmişti. Arşivde bulunan ve takip altında tutulan 88 El Kaide militanı da, tayinler sebebiyle özgürce faaliyet gösterir hale gelmişti.