CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve ailesi arasında geçen yolsuzluk ve sıfırlama temalı ses kayıtlarının yüzde yüz doğru olduğunu ve medyanın bu konuda gerçeği yazdığını söyledi.
Kılıçdaroğlu, “CHP olarak yolsuzluğu haberleştiren gazeteler aleyhine açılan davaların takipçisi olacağız. Bunu sadece Türkiye’de değil, Avrupa Parlamentosu’nda da, Brüksel’de de dile getireceğiz. AKP’nin yaptığı bütün yolsuzlukların kamuoyuna yansımasını sağlamak için medyanın gösterdiği çabanın engellenmeye çalışıldığını söyleyeceğiz” dedi.
Kemal Kılıçdaroğlu'nun sözlerinden satırbaşları şöyle:
“MEDYA ÜZERİNDE BASKI VAR”
Özellikle o tapeleri grup toplantılarında miting meydanlarında halka dinlettim. Çünkü ben biliyordum ki medya üzerinde ciddi bir baskı var. Bunları yayınlamakta sorun yaşayabilir. Ama biz medyanın o sorunları aşması için bunları TBMM grup toplantıların-da açıkladık, arkasında medyada yer aldı.
Hükümet miting meydanlarında yaptığımız bu dinlemelere ilişkin açıklamaları polis marifetiyle tutanağa bağladı bizim için de dava açtı. Ama TBMM kürsüsünde yapılan konuşmaların dokunulmazlığı vardır. Kaldı ki bu teyp kayıtlarının yüzde yüz doğru olduğunu bütün dünya biliyor. Şimdi siz kalkıp da seçimlerden sonra bu kayıtları yayınlayan gazeteler üzerinde baskı kurup dava açarsanız demokrasiyi askıya almışsınız demektir.
“YOLSUZLUĞU DÜNYA BİLİYOR”
Artık Erdoğan ve ailesinin yolsuzluk yaptığını bütün dünya biliyor. Obama da Putin de Hollande da herkes biliyor. Alay konusu olduğunu da çok iyi biliyoruz.
Türkiye Cumhuriyeti ahlaki değerler, idealler üzerine, demokrasinin güçlenmesi üzerine kurulmuştur. İnsan haklarına saygı üzerine inşa edilmiştir. Siz kalkıyorsunuz tek parti devletine dönüştürüyorsunuz. Tek parti devletinden çok partili rejime geçiyoruz. Şimdi çok partili rejim içinde tek parti devletini oluşturmaya çalışıyoruz. O nedenle demokrasi askıya alınıyor, o nedenle bir dikta söylemi var. O söylemin gereği bürokrasi ve yargı tarafından yerine getiriliyor.
“GAZETEYİ BATIRACAK CEZA YAZ”
Talimatın amacı şu: Gazeteyi veya televizyon kuruluşunu batıracak cezayı yazacaksın. Yani yazacağın ceza oranın batışına yol açacak. Veya gelip bize koşulsuz teslim olacak. Bu sadece medya dünyasında değil, iş dünyasında da böyle. Hiçbir işadamı hükümeti eleştiremiyor. Korkuyor.
TÜSİAD’ın açıklamasına bile tahammül edemediler bu vatana ihanettir dediler. Hukukun üstünlüğünden söz eden adam vatana ihanetle suçlanabilir mi. Bu şu demek benim izlediğim politikanın dışında konuşmayacaksın. Sadece İstanbul'da değil Anadolu'nun her yerinde baskıyı görürsünüz.
“AKP, ARTIĞINI DAĞITIYOR”
İktidara geldiğimizde hiç kimsenin yaşam tarzına, giyimine, kuşamına müdahale etmeyeceğiz. Biz itiraz etsek şimdi ederdik. Hiç kimsenin etnik kimliğiyle inancıyla bizim sorunumuz yok.
Herkes inancını özgürce yaşayabilir. Deniyor ki CHP iktidar olursa AKP hükümetlerinin verdiği sosyal yardımları kesecek. Niye keselim. Kaldı ki AKP yedikten sonra artığını dağıtıyor. Biz daha fazlasını vereceğiz. Üstelik yoksulluğunu afişe etmeden vereceğiz. Bu propagandalara hiç kimse inanmasın. Bu yardımlar AKP hükümetiyle de başlamadı.