Mesele Akşener mi Milliyetçilik mi?

Özgür UYANIK

Kadınların siyasete katılma hakkını en erken tanımış ülkelerden biriyiz. Fakat ne yazık ki onların siyasetteki katılımını ve nüfuzunu ilerletememişiz. Bu yüzden Türk siyasi hayatının en önemli eksiklerinden birisi de kadın liderlerimizin çok nadir biçimde ortaya çıkması. Belli ki bürokrasi, devlet ve parti yönetimlerinde kadınlar yeterince rol almıyorlar. Dolayısıyla iddia sahibi ve kendi ayakları üzerinde duran kadın siyasetçiye çok az rastlıyoruz. Kadınlarımız erkeklerimizden daha mı zayıf karakterli? Elbette hayır! Bu düzenin, bir yere gelmek için kadına verdiği rol belli: Yoksa Merve Kavakçı, Tülay Babuşçu, Leyla Zana gibi isimler meclis koltuklarını işgal edemezdi. Türk sağının güçlü kalemi Nazlı Ilıcak bile Zekeriya Öz’le kartopu oynadı. Nagehan Alçı’yla muhabbet etti. Kendini acınacak hale düşürdü.

Kuşkusuz Meral Akşener, Türk siyasi hayatının tanık olduğu nadir kadın politikacılarımızdandır. Başkalarının gölgesinde kalmayacak denli kendine güvenen, özgün bir karakteri, duruşu ve siyaset yapma yeteneği olan potansiyel bir kadın liderdir. En büyük talihsizliği Tansu Çiller hükümetinde bakanlık yapmasıdır ama Akşener bir Çiller değildir. Yazık ki liderliğini ilan etmekte çok geç kalmıştır.

Bizim gibi ülkelerde kapitalizmin krizi bitmez. 1950’den beri kağıt üstünde en gelişmiş 20 ülkeden biriyiz. Ekonomimiz sürekli inşa halinde ve bir türlü üzerinde yükseleceği bir sağlam temele sahip olamıyor. Akla-mantığa aykırı bir emek, enerji, kaynak kaybımız var. Sebebi, devletin Atatürk’ten sonra köklü siyasetler yerine spekülatif değerlere bağımlı olmasıdır. 50 yıldır giderek derinleşen biçimde süren anayasal, parlamenter rejimin krizinin kaynağı da kurumsallığın tasfiyesidir. Üstelik siyaset kurumu, toplumsal gelişmeye duyulan korkuya teslim olmuş, onun bir dengeye kavuşmasını sağlayacağı yerde bastırmayı ve kötürüm bırakmayı tercih etmiştir. Sonuçta sınıfsal konumu ile siyasal tercihleri arasındaki bağ koparılan toplum fiziksel bütünlüğünü yitirdi. Kendisi gibi tutarsız ve hurafelere dayanan siyasetlerin esiri haline geldi.

Devletin ve siyasetin krizi aynı zamanda Türk milliyetçiliğinin kriziydi. Çünkü Cumhuriyet’in ve çağdaş Türk Ulusunun temel doktrini Türk milliyetçiliğidir. Cumhuriyet ne kadar pusulasını şaşırmışsa o da o kadar sapmıştır. Cumhuriyet gibi milliyetçiler de doktrinden uzaklaştıkça Osmanlıya ve dine sarıldılar. Oysa Yusuf Akçura “Üç Tarz-ı Siyaset”i yazalı 114 yıl geçmiş. Türk milliyetçiliğinin bu büyük öğretmeni ta o zamanlar “Osmanlılık kurtuluş değil” demiş. Buna rağmen Halaçoğlu gibi doktriner bir milliyetçi bile partisinin adının Osmanlıyla özdeşleşmesini savunabiliyor.

Türk milliyetçiliği bir asırdan uzun süre önce, bugün bile hayranlık uyandıran bir bilimsel altyapıya sahipti. Darülfünun'daki ilk sosyoloji enstitüsünü kuran, Türkçülüğün babası Ziya Gökalp milleti asla bir ırka dayandırmamıştı. Atatürk’ün milliyet yorumu ise daha net ve özlüydü. Onlar plaka milliyetçiliği yapmıyorlardı. Meseleyi dilden, ideolojiden(inançtan), kültürden ve ekonomiden doğru ele alıyorlardı.

Atatürk milliyetçiliği, İttihatçıların getirdiği Alman hayranlığına son vermişti. Bu defa Menderes-Bayar ikilisi Türk milliyetçiliğine Amerikan aşısı yaptı. 27 Mayıs, Türk milliyetçiliğine çağın ilerisine bakan bir pencere açtı. Fakat komünizm saplantısı, milliyetçiliğin sırtında bir çıban gibi büyüdü. Önüne bir sosyal adalet projesi koyamadığından asla iktidarı hedefleyemedi. Sonuçta İslamcılık Türk milliyetçiliğini esir aldı.

Bugün Akşener ne Türk milliyetçiliğini ne de Cumhuriyet’i içinde tükenmekte olduğu krizden kurtarmak için yola çıkmışa benzemiyor. Partisinin programına bakınca Türkiye’nin meselelerine köklü ve cesur çözüm önerileri de göremiyoruz. Aksine, daha önce çok denenen ve bizi şu günkü noktamıza getiren batı merkezli politikaların izlerine rastlıyoruz. Oysa Akşener’in kendine ve milletine güven duyması lazım. Birkaç medyatik yüz, boş tartışmacı, reklamcı ve lobiciyle kendi tarihsel rolünü harcamamalıdır.

Tabi hala kendini bir Cumhuriyetçi ve Türk milliyetçisi olarak tanımlamaya devam ediyorsa.

 

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.