Müsavat Dervişoğlu'ndan BAHÇELİ ve MHP yönetimine çok sert tepki

MHP'nin 2012 yılındaki kongresinde genel başkanlığa aday olan İzmir eski İl Başkanı Müsavat Dervişoğlu, MHP Lideri Devlet Bahçeli ve parti yönetimini adeta topa tuttu. Bahçeli'nin koalisyon görüşmelerinde elinde tuttuğu çantayla ilgili de açıklama yapan D

Bir dönem Ülkü Ocakları Genel Başkanlığı görevini de yürüten Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) İzmir eski İl Başkanı Müsavat Dervişoğlu, sosyal medya hesapları üzerinden yaptığı paylaşımların çeşitli basın kuruluşlarınca haberlere konu edilmesi üzerine İzmir’de bir otelde basın toplantısı düzenledi. “Bizim partide konuşmak, seçim zamanı çok uygun ve makul bulunmaz” diyen Dervişoğlu, bu açıklamayla bir ilki gerçekleştireceğini ifade ederek, “Bu açıklamamı zamanlama açısından doğru bulmayanlar olabilir. Ancak unutulmasın ki; bazı zamanlarda konuşmak değil, susmak ihanettir. Genel seçim var sus, yerel seçim var sus, referandum var sus, Cumhurbaşkanlığı seçimi var sus, listeler açıklanacak sus, hükümet kurulacak sus, yeniden seçim olacak yine sus. Soruyorum size en son ne zaman konuştunuz? Fikir namusunuza ve dava arkadaşlarınıza en son ne zaman sahip çıkmanıza izin verildi” dedi.


“İKTİDARA TALİP OLMAYAN GÖRÜNTÜ YÜREĞİMİ YARALIYOR”

Yaklaşık 10 yıl partisinin İzmir il başkanlığı görevini yürüttüğünü hatırlatan Dervişoğlu, “MHP 10. Kurultayı’nda Genel Başkan Adayı olarak keyfiliğe son verilmesi gerekliliğine işaret ettim. Taşıdığım bu sıfatlar ve üstlendiğim sorumluluklar susmamı değil, konuşmamı emrediyor. Milliyetçi Hareketin iktidara talip olmayan görüntüsü yüreğimi yaralıyor. Unutulmasın ki; kendi içinde umut taşıyamayanlar ülkeleri için umut olamazlar” diye konuştu.

“MHP’DE İHRAÇLAR TALİMATLA GERÇEKLEŞİYOR”

Yaptığı bu açıklamalar üzerine partiden ihraç edilme korkusunun olmadığını söyleyen Dervişoğlu, “Benim bu Ülkücü hareketle olan bağım üyelikle tarif edilebilecek hukuki bağın çok ötesindedir. Böyle bir durumla karşı karşıya kalırsam söyleyeceklerim başkalarının kaldıramayacağı boyutlara ulaşır. Allah nasip etmesin. Hukuki mücadelemi de sürdürürüm. Ayrıca MHP’de ihraçlar talimatla gerçekleştiriliyor. Disiplin kurulları da partilerin hukuki kurullarıdır. Hukuki kurullar da talimatla hareket ediyorsa Türkiye’deki manzara MHP’ye de yansımış ve adalet duygusu kökünden zedelenmiş olur” ifadelerini kullandı.

“DEFOLUN GİDİN”

“Her geleni elimizin tersiyle itersen bize ‘hayırcı’ derler” diyerek MHP Lideri Devlet Bahçeli’yi hedef alan Dervişoğlu, “Ben MHP’nin nelere ‘evet’, nelere ‘hayır’ dediğini biliyorum. ‘Hayırcılık’la anılmak MHP’nin hak ettiği bir şey değil. Ama siz ne yapıyorsunuz da biz bu şekilde anılıyoruz. Eğer bunu farkında olmadan yapıyorsanız düzeltin, bilerek yapıyorsanız defolun gidin” dedi.

“ÇANTAYI ÖNCEDEN AÇSAYDIN"

Bahçeli’nin bir canlı yayın programında AK Parti ile yapılan koalisyon görüşmeleri sırasında elinde bulunan çantanın içindekileri açıklamasını da değerlendiren Dervişoğlu, “Keşke çantayı önceden açsaydı. Ben gecikilmiş olmaktan rahatsızım. AK Parti Genel Başkanı gelip bu görüşmeler yapıldığında, MHP Lideri’nin kapıda açıklama yapıp yanlış anlamayı bertaraf etmesi lazımdı. İnsanlar sizin aklınızı okumak mecburiyetinde mi? Çantayı açacaksınız. Çantalar saklanmak için değildir. Antikacılık merakını terk etmek lazım. Benim söylediklerimi camiada herkes konuşuyor ama ulu orta konuşmaya sorumlulukları icabı razı olmuyorlar. İnsanlarımız ‘yeter artık’ diyor” şeklinde konuştu.


Kaya Prestige Hotel'de yapılan toplantıda Dervişoğlu parti içi sert mesajlar verirken, listelerin değiştirilmesine de tepki gösterdi. Dervişoğlu, Genel Başkan Bahçeli'yi de boş geçmedi.

KONUŞMAK DEĞİL, SUSMAK İHANETTİR
 
Sosyal medyadan yaptığı paylaşımların haber yapıldığını söyleyen Dervişoğlu, kavram ve anlam kargaşası yarattığını söyledi. Dervişoğlu, "Bu anlam kargaşasına son vermek istiyorum. Bu açıklamamı zaman açısından doğru bulmayanlar olabilir. Ama unutulmasın ki bazı zamanlarda konuşmak değil, susmak ihanettir. Genel seçim var, sus, yerel seçim var, sus, referandum var, sus... Listeler açıklanacak, sus, hükümet kurulacak, sus, yeniden seçim olacak, sus... Soruyorum sizlere en son ne zaman konuştunuz? Fikir namusunuza ve dava arkadaşlarınıza en son ne zaman sahip çıkmanıza izin verildi? Susmamız gereken zamanları ihdas ve işaret edenler sadakatimizin siperinde hak ve adalet gaspı yapmaktan asla geri durmuyorlar" dedi.

SUSMAMI DEĞİL, KONUŞMAMI EMREDİYOR
 
Farklı görevlerde bulunduğunu söyleyen Dervişoğlu, partinin 10. kurultayında Genel Başkan Adayı olarak keyfiliğe son verilmesi gerekliliğine işaret ettiğini söyledi.

Dervişoğlu, "Taşıdığım sıfatlar ve üstlendiğim sorumluluklar, susmamı değil konuşmamı emrediyor. Milliyetçi Hareketin iktidara talip olmayan görüntüsü yüreğimi yaralıyor. Sahip olduğumuz enerjinin sinerjiye dönüştürülmemesi içimi acıtıyor. Konjektöre teslim olmamız, onunla yükselip yine onunla düşmeye rıza gösteren halimiz mücadele geçmişimiz ve şanlı tarihimizle bağdaşmıyor. Anlaşılması güç laflar sarf edip, hakkımızda olumsuz bir algının oluşmasına zemin hazırlamak, sonra da algı yönetiminde şikayet edip cevabını vermekte zorlanacağımız sorulara muhatap kılınmamızı içime sindiremiyorum. Geleceğe dair doğru öngörülerde bulunmakla yetinerek, sadece söylediklerimizin doğru çıkmış olmasıyla gururlanmayı kötü gidişe dur diyecek adımları atmaktan imtina etmeyi hazmedemiyorum. İşte bu sebeple stratejik araştırma merkezi değil, "Çağa ve gelecek çağlara mühür vurma" kararlılığı sergilemesi gereken ve müktesebatı yeterli bir fikir partisi gibi davranılması gerektiğine işaret ediyorum. Unutulmasın ki, kendi içinde umut taşıyamayanlar ülkeleri için umutsuz olamazlar" ifadelerini kullandı.

LİSTE SIRALARININ DEĞİŞTİRİLMESİ KEYFİLİKTİR
 
7 Haziran seçimlerinde ikişer milletvekili çıkardıklarını söyleyen Dervişoğlu, adayların bu seçimde ‘ne hikmetse’ değiştirildiğini söyledi. Dervişoğlu, "Topu topu 20 küsur saat meclis mesaisinde bulunan bir arkadaşlarımızın performansları ile ilgili bir sorun yoksa bu değişikliği keyfilikten başka bir gerekçe ile açıklayabilmek mümkün değildir. Zaten tam 6 seçimdir liste başları belli olan bir siyasi sahada icrai faaliyet eylemekteyiz. Bir de üstüne üstlük keyfilik diye tanımlanabilecek dayatmacı davranışlarla karşılaşırsak, oy vermesi için kapısına gittiğimiz seçmenin, ‘Ben bu zamana kadar oy verdim, hadi şimdi sen de hesap ver bakalım’ demesine neden olmamız kaçınılmazdır. Lider ve üst yöneticilerin kendi mensuplarının partileriyle olan duygusal bağlarını korumak ve yaşatmak gibi bir sorumlulukları vardır. Hatta bu bir görevdir de. Hiç kimse ‘Ben yazdım, böyle olacak’ deme lüksüne sahip değildir. Şayet bu hakkı kendinde görenler var ise, şahsı itibarları kadar teveccühe mazhar olmaya rıza göstereceklerdir. 

ADAY OLMASINI KABUL EDEMEM
 
Tuğrul Türkeş'in AK Parti'den aday olmasını da değerlendiren Dervişoğlu, "Türkeş soyadını taşıyan birinin devlet görevini kabul etmesini normal karşılayabilirim. Ama daha sonra Adalet ve Kalkınma Partisi'nden aday olmasını kabul edemem. Ama merhum Türkeş'in aziz hatırasına saygı göstermek benim sorumluluğumdur" dedi.

DEĞİŞİKLİK YAPANLARA OLUMLU ETKİ YAPAR
 
Aday değişiklilerin olumlu ya da olumsuz etkisinin olacağını söyleyen Dervişoğlu, "Değişiklik yapanlara olumlu, yapmayanlara olumsuz etki yapar. Ama Türkiye'de benzer bir sonuç çıkarsa geçmiş dönemden ders çıkarmak gerekir. Türkiye'yi hükümetsiz bırakmamak için" ifadelerini kullandı.

GENEL BAŞKAN GÖRMEZLİKTEN GELİYOR
 
Meral Akşener ve Sinan Oğan'ın aday gösterilmemesi ile ilgili soruya cevap veren Dervişoğlu, "Bahsettiğiniz kişiler MHP'de ve kamuoyunda siyasi karşılıkları olan kişilerdir. Sinan Bey partiden ihraç edildi. Sayın Genel Başkan'la sorun yaşıyor olabilir. Sırf siyasi başarı elde etmek amacıyla katlanılması gereken kişiler vardır. Genel Başkanımız bunları görmezlikten geliyor" dedi.

PARTİDEN İHRAÇ EDİLMEYLE KARŞI KARŞIYA KALIRSAM...
 
Bu isimler gibi partiden ihraç edilme korkusunun olup olmadığı sorusuna ise, "Benim milliyetçi harekete bağlılığım üyelik olarak tarif edilemez. Böyle bir durumla karşı karşıya kalırsam, söyleyeceklerim başkalarının kaldırılamayacağı bir hal alır. Allah göstertmesin" dedi.

ADAM DEĞİŞTİRMEKTE ZORLANAN BİR ÜST YÖNETİMİMİZ VAR

Hak gasplarının yaşandığını söyleyen Dervişoğlu, "Bu gaspları kim yapıyorsa sükutu isteyen odur. En son ihtilal mahkemesinde konuşmuşum. İnsanlar bir yere kadar susarlar. Biz sürekli kendi tabanımıza ‘sus’ diyoruz. Adaylar üzerinde değerlendirme yapmıyoruz. Herkes üç hilale oy veriyor. İlk kez farklı bir durumla karşı karşıyayım. Birilerinin uyarı olarak alması lazım artık... İnsanlar ‘yeter’ deme noktasına geldi artık. 6 seçimdir iki bölgenin liste başları değişmiyor. Demek ki adam değiştirmekte zorlanan bir üst yönetimimiz var. Haziran'da seçilen arkadaşların değiştirtmesinin sebebi keyfiyetten başka bir şey değildir. Üstelik elde ettiğimiz bir başarı da yok. Bu hareketler yansımaları itibari ile zarar verecektir. İzmir'de siyaset yapmama rağmen adayların bazılarını tanımıyorum. Başka siyasi partilerin adayları arayıp halimi hatrımı soruyor. Ama malum parti ve kendi partim beni aramadı. Genel Başkan'a muhalefetim yok, eleştirim var. Siyasi üslubunu eleştiriyorum. Eleştiri yapan sadece ben değilim. Hakkın ve adaletin olmadığı yerde sükut etmek dilsiz şeytanlıktır. Ama dilli şeytan olarak da anılmak istemiyorum" ifadelerini kullandı.

ÇOK SERT ELEŞTİRDİ
 
Yaptığının durum tespiti olduğunu söyleyen Dervişoğlu, eleştirilerine devam etti. Dervişoğlu, "Genel Başkan her yerde ana muhalefet görevine talip olduğunu söylüyor. Ben halka gidip ne anlatacağım. Algıyı yönetiyorlar diyorlar. Algının yanlış yönetilmesine destek verirseniz istedikleri malzemeyi vermiş olursun. 258 milletvekili ile AKP'ye neden hükümeti kuramadınız diye kimse sormuyor da, 80 vekil ile MHP'ye kuramadın diye suçluyorlar. Bunu sorumlusu iktidar partisi mi biz miyiz? Bunları yapmayın diyorum. Teşkilatın sahada zorlanacağı sorulara maruz bırakmayın diyorum. Şimdi iş tersine döndü. Vatan, millet, Sakarya ile içeriyi toplamaya çalışıyoruz. "Biz dememiş miydik" demekle olmuyor. Onu demeden yapman lazım. Ondan sonra bize hayırcı diyorlar. Ben MHP'nin nelere evet, nelere hayır dediğini biliyorum. Farkında olmadan yapıyorsanız düzeltin, ama bilerek yapıyorsanız defolun gidin" diyerek sert ifadeler kullandı.

BEN SİYASET MERAKLISI DEĞİLİM
 
Genel Başkanlığa tekrar aday olup olmayacağı ile ilgili konuşan Dervişoğlu, "Ben siyaset meraklısı değilim. Ben ülkücü sorumluluğumu yerine getiriyorum. Bana bu konuşmalarımdan sonra seçim öncesi zara verdi diyeceklerdir. MHP'ye zarar vermek benim en son yapacağım iştir. Ama keyfiliğe son vermek adına birilerinin konuşması gerekir" diye konuştu.

TURPUN BÜYÜĞÜ HEYBEDE 
 
MHP İzmir Milletvekili Adayı Neslihan Çelik'in genel başkanın danışmanı olduğunu, diğer kadın aday Sanem Kılıç'ı da tanımadığını belirten Dervişoğlu, "Ben anlamıyorum bunu. Benim tanımadığım bir adayım var. Eğer böyle bir ihtiyaç hasıl olmuş olsa hepimizin tanıdığı bir aday bulmak kolay olur. Üç dönemdir bu hanımefendi (Neslihan Çelik) aday. Genel Başkan'ın danışmanı. Partiye nasıl geldiğini ben biliyorum. MHP'nin anket, kampanya işlerini yapıyor. Partiye fatura kesiyor. Partinin parasını da itibarını da ona veriyoruz. Makamı da ona veriyoruz. Bu şimdi hak gaspı değil mi? Ama bu daha hiçbir şey... Turpun büyüğü heybede duruyor" dedi.

Sayın Basın Mensupları,
Değerli Dava Arkadaşlarım;

Genel seçim süreciyle ilgili değerlendirmelerde bulunmak ve geleceğe dair görüş ve düşüncelerimi açıklamak üzere huzurunuzdayım.
 
 
Hepinizi saygılarımla selamlıyorum.

Sözlerimin başında tüm şehitlerimizi rahmetle anıyor, kederli ailelerine ve aziz milletimize başsağlığı diliyorum.

Bilindiği gibi sosyal medya üzerinden yaptığım bazı paylaşımlar çeşitli gazetelerde ve internet sitelerinde haberlere konu edilmektedir. Bu toplantının bir diğer amacı da; kavram ve anlam kargaşasına son vermek, düşüncelerimizi daha anlaşılabilir kılmaktır.

Bu açıklamamı zamanlama açısından doğru bulmayanlar pek tabiîki olabilir.
Ancak unutulmasın ki; bazı zamanlarda konuşmak değil, susmak ihanettir!..

Genel seçim var, sus!
Yerel seçim var, sus!
Referandum var, sus!
Cumhurbaşkanlığı seçimi var, sus!
Listeler açıklanacak, sus!
Hükümet kurulacak, sus!
Yeniden seçim olacak, yine sus!

Soruyorum sizlere: En son ne zaman konuştunuz?
 
Fikir namusunuza ve dava arkadaşlarınıza, en son ne zaman sahip çıkmanıza izin verildi?

Susmamız gereken zamanları ihdas ve işaret edenler, sadakatimizin siperinde hak ve adalet gaspı yapmaktan asla geri durmuyorlar.

Bütün bir ömrü Milliyetçi-Ülkücü Hareketin içinde geçirdim.
 
15 yıldır İzmir’de siyaset yapıyor, kentin siyasi ve sosyal kültürüne katkı sağlamaya çalışıyorum.
 
Ülkü Ocakları Genel Başkanlığı, yaklaşık 10 yıl İzmir İl Başkanlığı görevlerinde bulundum.
 
2009’da Büyükşehir Belediye Başkan Adayı, 2011’de Milletvekili Adayı olarak sorumluluk üstlendim.
 
MHP 10.Kurultayında Genel Başkan Adayı olarak keyfiliğe son verilmesi gerekliliğine işaret ettim.
 
Taşıdığım bu sıfatlar ve üstlendiğim sorumluluklar; susmamı değil, konuşmamı emrediyor.

Milliyetçi Hareketin iktidara talip olmayan görüntüsü yüreğimi yaralıyor.

Sahibi olduğumuz enerjinin sinerjiye dönüştürülememesi içimi acıtıyor.

Konjonktüre teslim olmamız, onunla yükselip yine onunla düşmeye rıza gösteren halimiz mücadele geçmişimiz ve şanlı tarihimizle bağdaşmıyor.

Anlaşılması güç laflar sarf edip, hakkımızda olumsuz bir algının oluşmasına zemin hazırlamak, sonra da algı yönetiminden şikayet edip, cevabını vermekte zorlanacağımız sorulara muhatap kılınmamızı içime sindiremiyorum.

Geleceğe dair doğru öngörülerde bulunmakla yetinerek, sadece söylediklerimizin doğru çıkmış olmasıyla gururlanmayı, kötü gidişe dur diyecek adımları atmaktan imtina etmeyi hazmedemiyorum.

İşte bu sebeble stratejik araştırma merkezi değil, “Çağa ve gelecek çağlara mühür vurma” kararlılığı sergilemesi gereken ve müktesebatı yeterli bir fikir hareketinin partisi gibi davranılması gerektiğine işaret ediyorum.

Unutulmasın ki; kendi içinde umut taşıyamayanlar, ülkeleri için umut olamazlar!..

Sayın Basın Mensupları,
 
Değerli Dava Arkadaşlarım;

Kamuoyunda çeşitli tartışmalara vesile olan bir hususa da değinmek istiyorum.

Bilindiği gibi 7 Haziran seçimlerinde İzmir’de her iki seçim çevresinde de başarılı sayılabilecek bir netice elde etmiş, ikişer milletvekili çıkarmış idik.

Hangi mecburiyet hasıl oldu bilmiyorum fakat yeni seçilen milletvekili arkadaşlarımız bir alt sıralardaki adaylarla yer değiştirildi.

Topu topu 20 küsur saat meclis mesaisinde bulunan bu arkadaşlarımızın performansları ile ilgili bir sorun yoksa, bu değişikliği keyfilikten başka bir gerekçe ile açıklayabilmek mümkün değildir.

Zaten tam 6 seçimdir liste başları belli olan bir siyasi sahada icrai faaliyet eylemekteyiz. Bir de üstüne üstlük keyfilik diye tanımlanabilecek dayatmacı davranışlarla karşılaşırsak, oy vermesi için kapısına gittiğimiz seçmenin, “ben bu zamana kadar oy verdim, hadi şimdi sen de hesap ver bakalım” demesine neden olmamız kaçınılmazdır.

Lider ve üst yöneticilerin, kendi mensuplarının partileriyle olan duygusal bağlarını korumak ve yaşatmak gibi bir sorumlulukları vardır. hatta bu bir görevdir de!..

Hiç kimse, “ben yazdım böyle olacak” deme lüksüne sahip değildir.
 
Şayet bu hakkı kendinde görenler var ise, şahsi itibarları kadar teveccühe mazhar olmaya rıza göstereceklerdir.
Saygılarımla…

Müsavat Dervişoğlu
 
Kaynak Hergunhaber.com

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Gündem Haberleri