Okyanus Ötesinden gelen kötü sinyaller

Dün mutad olduğu üzere Sayın Cumhurbaşkanımız bütün televizyon kanallarında yine kükrüyordu. Biraz kulak kabartınca Sayın Cumhurbaşkanını bu kadar kızdıran konunun, cuma günü başlayan ve Cem DÜNDAR ve Erdem GÜL'ün yargılandığı MİT TIR'ları davası olduğunu anladık.

 

Cumhurbaşkanı yine haykırıyordu; "EY ÜÇ BATILI ÜLKENİN KONSOLOSLARI sizin bu duruşmada ne işiniz var, siz kimsiniz, haddinizi bilin. İzin almadan duruşmayı nasıl takip edersiniz?" 
 
 
Bu kızgınlığın sebebi üç batılı ülkenin bir duruşmayı izlemiş olması olamazdı herhalde. Çünkü evrensel hukuk ilkeleri ve bizim mevzuatımızda da kabul edildiği üzere; yargılamayı yürüten mahkemece sıkı istisnai şartlara bağlanmış bulunan gizli yargılama yapma halleri hariç olmak üzere, yargılamaların kamuoyuna açık bir şekilde yapılması "adil yargılama hakkı"nın olmazsa olmazlarındandır. Aksine, bizatihi aleni yapılmayan yargılamalar, adil yargılama hakkının ihlal edilmesi anlamına gelmektedir.
 
 
Nitekim; Türkiye'de yapılan bir çok yargılamayı yabancı ülke konsoloslarının takip etmesi alışık olmadığımız bir durum da değildir. Bir örnek vermek gerekirse, vaktiyle ABD Başkonsolosu Recep Tayyip ERDOĞAN'ın şiir okuması sebebiyle 4 ay hapis cezasına çarptırılınca ziyaretine gitmiş ve ifade özgürlüğünün yanında olduklarını açıklayarak, Sayın Cumhurbaşkanının şahsı ile dayanışma içinde olduklarını vurgulamışlardı. Bu örnekler ortada iken, hukukçu kimliğim gereği ve milli hassasiyetleri bulunan bir kişi olarak, bu durumu yargı faaliyetine veya milli egemenliğimize müdahale olarak değerlendirme imkanına maalesef sahip değiliz. Bu durumda bu kadar kızgınlığın başka bir sebebi olmalı değil mi? 
 
 
Bildiğimiz kadarıyla okyanus ötesinde BM Güvenlik Konseyi'nin bir daimi üyesinin başvurusu ile başlatılan inceleme kapsamında hazırlanan raporun açıklanma süresi 17Nisan tarihinde doluyor. Tesadüfe bakınız ki; raporun konusu da Türkiye'nin IŞID'e silah yardımı yapıp yapmadığı noktasında. 
 
 
Acaba duruşmayı takip eden konsoloslara bu kadar kızılmasının sebebi bu olabilir mi? İnsan bu şekilde düşünmeden edemiyor.
 
 
Türkiye aleyhine bir Raporun hazırlanmasını, açıklanmasını, devletimizin bir terör örgütüne yardım ediyormuş durumunda gösterilmesini elbette ki hazmedemeyiz, kabul edemeyiz.
 
 
Bu temenlerimize karşın, Sayın Cumhurbaşkanı'nın kendisinin şahsen "müdahil" olduğu bir duruşma sebebiyle bu kadar kızmış olmasını anlamakta da zorluk çekiyoruz.
 
 
Aynı şekilde ABD'de tutuklu bulunan REZA ZARRAB'ın daha İstanbul'dan ayrılmadan FBI ajanlarıyla görüşmüş olduğu bilgisi ortalarda dolaşırken, 4 Nisan tarihinde anlaşmalı olarak "kefalet" karşılığı serbest bırakılacağı konuşuluyor iken, bu konsolosların üçünün birden ortaya çıkması, kızgınlığımızın sebebi olabilir mi acaba ?
 
 
Bu satırların sahibi olarak, milli egemenliğimiz ve devletin bekası için gerekirse canını vermeye hazır bir kişi ve hukukçu kimliğimle, devletimin savaş suçu sayılan bir "terör örgütüne" silah sağlama gibi bir suçlama ile zan altında bırakılmayacağına, Reza ZARRAP gibi şaibeli bir kişinin Amerikan savcılarından pazarlık karşılığı alacağı dokunulmazlık garantisi ile ülkemin saygın politikacılarını suçlayacağına inanmak istemiyorum.
 
 
İnanmak istiyorum ki; Amerikan Dışişleri Bakanı KERY'nin Can DÜNDAR'ın oğluna; "senin baban bir kahramandır" dediği zaman unutulmuş olan tepkiyi, Sayın Cumhurbaşkanımız dün televizyonlarda gecikerek gösteriyor olsun.
 
 
Yoksa kendi ülkemizde iç siyasetin dinamiklerine yabancı bir gücün karışmış olmasına son derece bozulacağız.
 
 
Bizler Türk Milliyetçileri olarak kendi ülkemizde işimizi kendimiz görürüz, hiç kimsenin himmet veya müdahalesine muhtaç değiliz..BU BÖYLE BİLİNE...
 

Analiz: Rubil GÖKDEMİR - Haberalp

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Gündem Haberleri