Önce fakir üretip sonra yardım ediyoruz

Boğaziçi Üniversitesi Ekonomi Bölümü'nden Prof. Dr. Fikret Adaman, büyüme modelini eleştirdi ve 'Büyüyoruz da nasıl büyüyoruz? Modeli maliyet açısından masaya yatırmalıyız. Fakir üretip sonra da yardım ediyoruz” diye konuştu.

Adaman, büyümenin maliyetini şu ifadelerle anlattı: “Şu kadar büyüdük derken, işin içine insan girmiyor. Mesela inşaatlarda, madenlerde kaç kişi öldü, tarımdan sürülenler şehirlerde neden kayıtdışı ve sigortasız çalıştırılıyor? Bütün bunların maliyeti hesaplanmalı...”


Kal­kın­ma ve bü­yü­me­yi sa­de­ce ra­kam­lar­la ifa­de et­me dö­ne­mi ge­çi­yor. Onun ye­ri­ne “da­ha in­san ve çev­re odak­lı­” kal­kın­ma stra­te­ji­le­ri gün­de­me ge­li­yor.  Bü­yü­me­nin han­gi ma­li­yet­le­re da­yan­dı­ğı ma­sa­ya ya­tı­rı­lı­yor. Bu tez­le­ri öne çı­ka­ran ik­ti­sat­çı­lar ve uz­man­la­rın, son za­man­lar­da söz­le­ri­nin da­ha din­le­ni­lir ol­du­ğu­na ba­kı­lır­sa, “ra­ka­ma da­ya­lı­” bü­yü­me po­li­ti­ka­la­rın­da pa­ra­dig­ma de­ği­şik­li­ği ya­şan­dı­ğı gö­rü­le­bi­lir.

Ül­ke­miz­den ör­nek ver­mek ge­re­kir­se, as­lın­da So­ma fa­ci­ası, bu an­lam­da bir “kı­rıl­ma­”yı ve ger­çe­ği or­ta­ya çı­kar­dı. Bu haf­ta­ki söy­le­şi­miz­de Bo­ğa­zi­çi Üni­ver­si­te­si Eko­no­mi Bö­lü­mü öğ­re­tim üye­le­rin­den Prof. Dr. Fik­ret Ada­ma­n’­la Tür­ki­ye­’de şu an­da uy­gu­la­nan bü­yü­me mo­de­li­nin, ül­ke ger­çek­le­ri­ne gö­re na­sıl de­ği­şe­bi­le­ce­ği­ni ko­nuş­tuk.

BÜYÜYORUZ AMA NASIL?

Fik­ret Bey, Tür­ki­ye­’de yok­sul­luk bir tür­lü son bul­mu­yor. “Şöy­le bü­yü­dük, böy­le bü­yü­dü­k” di­yo­ruz ama ol­mu­yor. Bu­nun ar­ka­sın­da han­gi ger­çek­ler var?

Bü­yü­me de­di­ği­miz ol­gu ön­ce­lik­le ül­ke­de ya­ra­tı­lan de­ğer­le­rin top­la­mı­dır. Hiz­met, mal, çı­kart­tı­ğı­nız ma­den de gi­ri­yor. Tu­rizm­de­ki ya­tı­rım da, ban­ka­cı­lık da gi­ri­yor. Tank üre­ti­yor­sa­nız tank, ek­mek üre­ti­yor­sa­nız ek­mek de gi­ri­yor.  Son­ra da bir ön­ce­ki se­ne­ye gö­re he­sap­lar ya­pı­lı­yor. Ki­şi ba­şı­na de­ği­şik­lik bu­lu­nu­yor, o da “bü­yü­me hı­zı­” ola­rak he­pi­mi­zin üze­ri­ne tir tir tit­re­di­ği “A­ca­ba yüz­de kaç bü­yü­dük? Yok­sa kü­çül­dük mü” di­ye bir de­ğer çı­ka­rı­lı­yor. Bu oran da hü­kü­met­le­rin ba­şa­rı­sı­nın en­dek­si ol­muş olu­yor.

Du­rum tam da söy­le­di­ği­niz gi­bi. Bü­yü­me en­deks­le­ri­ne “en­deks­len­me­k” yan­lış bir iş mi?

Bu en­deks he­sap­la­rı doğ­ru. Fa­kat te­mel nok­ta, bü­yü­me­nin ge­liş­me, kal­kın­ma ve mo­dern­leş­me­nin kar­şı­lı­ğı ola­rak kul­la­nıl­mış ol­ma­sı. Sı­kın­tı da bu­ra­da ya­tı­yor.

MALİYETİ GENİŞ ANLAMDA ALMALIYIZ

Ma­li­yet­le­rin he­sa­bı de­ğiş­me­li diyorsunuz. Öy­ley­se na­sıl bü­yü­me­li­yiz?” 

Bü­yü­yor­su­nuz da, bü­yür­ken çev­re­yi kir­let­ti­niz mi, ye­ni bir ma­den mi çı­kart­tı­nız. Bu işi ya­par­ken “Her 1000 iş­çi­den ka­çı öl­dü?” gi­bi bir şey dü­şün­dü­nüz mü? Ma­li­yet, dar an­lam­da kul­la­nı­lı­yor. Oy­sa bü­yü­me­nin ma­li­ye­ti çok da­ha ge­niş.

EKOLOJİK DEĞER HESABA KATILMALI

Ül­ke­nin top­lam mil­li ge­li­ri­ni ifa­de eden ra­kam­lar, ger­çek ma­li­ye­ti gös­ter­mi­yor mu?

Eko­no­mik per­for­mans gös­ter­ge­si ola­rak bi­le GSYİH, tek ba­şı­na çok kı­sıt­lı. Me­se­la, ev­ler­de ka­dın­lar ta­ra­fın­dan üc­ret­siz ya­pı­lan cid­di bir emek var, bu­nu ya­ka­la­mı­yor. Ta­rım­da­ki üc­ret­siz ai­le iş­çi­si is­ta­tis­tik­ler­de bel­ki ya­ka­la­na­bi­li­yor ama pi­ya­sa do­na­nı­mın­dan geç­me­yen üze­ri­ne bir “e­ti­ke­t” ko­yul­ma­yan son­ra­dan fa­tu­ra­sı ke­sil­me­yen hiç­bir şey GSYİ­H’ye gir­mi­yor. Bu­nun ya­nın­da ta­bi­i ki “e­ko­lo­jik de­ğe­r” var, o da gir­mi­yor.  As­lın­da bun­lar da bir­bi­ri­ne bağ­lan­tı­lı.

KALKINMA ENDEKSLERİNİ KULLANMALIYIZ

Bü­yü­me he­sap­la­rı na­sıl ya­pıl­ma­lı?


Ye­ni trend­de, BM Kal­kın­ma Prog­ra­mı­’nın uzun sü­re­dir yü­rüt­tü­ğü “Kal­kın­ma En­dek­si” var. Bu en­dek­sin eşit­siz­lik­le­ri, eko­no­mik ma­li­yet­le­ri, top­lum­sal cin­si­yet bo­yu­tu­nu dik­ka­te alan fark­lı var­yas­yon­la­rı mevcut. Me­se­la, eko­lo­jik ik­ti­sat, in­san ak­ti­vi­te­si­nin do­ğa­dan fi­zik­sel mal­ze­me­yi ne ka­dar alıp dö­nüş­tür­dü­ğü, ya­ni do­ğa­ya bı­rak­tı­ğı­mız et­ki­nin öl­çü­mü. Ayak izi de bir gös­ter­ge. Bu ara­da “Gi­ni En­dek­si­” de eşit­siz­li­ği öl­çer. Tür­ki­ye­’nin bu en­deks ora­nı da yük­sek. Eko­no­mi­de bü­yür­ken sa­de­ce “pa­ra­” dön­mü­yor. Di­ğer bü­tün ma­li­yet­le­ri gör­me­miz la­zım.

YARDIMLAR 'HAK TEMELLİ' YAPILMALI

Yok­sul­lu­ğun or­ta­ya çık­ma­ma­sı için en acil çö­züm ne­dir?


Sos­yal po­li­ti­ka­lar yap­mak zo­run­da­yız. Ne ya­par­sa­nız ya­pın bi­ri­le­ri o fa­kir­lik çiz­gi­si­nin al­tı­na dü­şe­bi­lir. Ora­da Tür­ki­ye­’nin yap­tı­ğı ge­nel ola­rak bak­tı­ğı­mız­da “hak te­mel­li­” bir yak­la­şım de­ğil. Kö­mür yar­dı­mı, pa­ra­sal yar­dım ya­pı­yor ama ki­me ya­pı­yor, na­sıl ya­pı­yor, yar­dım­la­rı kim de­ğer­len­di­ri­yor bun­lar gri alan­lar­da ka­lı­yor. İki şey var; Sos­yal hiz­met­ler de­di­ği­miz alan­la­ra yar­dım­la­rı ar­tır­ma­mız la­zım. Ne şe­kil­de ar­tı­rıl­ma­lı? Baş­ka alan­lar­dan kıs­ma­nız la­zım. Onu dü­şün­mek la­zım.

FAKİRİN ÇOCUĞU DA FAKİR OLUYOR

Yok­sul­la­rın en bü­yük de­za­van­ta­jı ne­ler­dir?

Dü­şük ge­lir­li­ler ço­cuk­la­rı­na iyi eği­tim al­dı­ramıyor. İyi okul­la­ra gön­de­re­mi­yor­lar. Okul­dan eve ge­lince ça­lı­şa­cak ye­ri yok. Ona de­ni­li­yor ki, “Sen kü­çü­ğü­ne ba­k”.

Kay­da gir­me­yen iş­le­rin bü­yük bir bö­lü­mü de ço­cuk­la­rın üze­rin­de. Ki­mi kız öğ­ren­ci­ler oku­la bi­le gön­de­ril­mi­yor. Ev­de en­gel­li bi­ri­si var, “Sen ona ba­k” de­ni­li­yor. Ve­ya yaş­lı bi­ri­ne bak­tı­rı­yor­lar. Ne­ti­ce iti­ba­rıy­la o ki­şi­ler iyi eği­tim ala­ma­dık­la­rı için iyi bir iş­te ça­lış­ma im­ka­nı bu­la­mı­yor ve o da “fa­ki­r” olu­yor. Böy­le bir eşit­siz­li­ği ye­ni­den ve ye­ni­den üre­ten bir me­ka­niz­ma bir fa­sit dai­re var. Ya­ni yok­sul­sa­nız ço­cu­ğu­nuz da bü­yük bir ih­ti­mal­le iyi eği­tim ala­mı­yor ve fa­kir olu­yor. Bel­ki onun ço­cu­ğu da ay­nı yaz­gı­yı pay­la­şı­yor.

ZENGİN İLE YOKSUL ARASINDA 13.6 KAT FARK VAR

Me­se­la, 3’ün­cü ha­va­ala­nı­nı ve 3’ün­cü Bo­ğa­zi­çi köp­rü­sü­nü ya­par­ken do­ğa­ya ve­ri­len za­ra­rı da “ma­li­ye­t” ola­rak al­ma­mız la­zım de­ğil mi?

Ta­bi­i ki. HES ya­ni ba­raj ya­pı­yo­ruz onun eko­lo­jik ma­li­ye­ti de gir­me­li. Me­se­la Ha­san­key­f’­in su­la­ra gö­mül­me­si ola­yı, ter­mik san­tral­le­rin çev­re­ye za­ra­rı da gir­me­li. Tür­ki­ye kar­bon­di­ok­sit sa­lı­nım ora­nın­da­ki de­ği­şim hı­zın­da dün­ya ikin­ci­si. Bu da gir­me­li. Bi­yo­lo­jik çe­şit­li­li­ğe ver­di­ği­miz za­rar­lar,  or­man­lık alan­la­rın sta­tü­sü­nün de­ğiş­me­si gi­bi tüm bu de­ğer­le­ri bü­yü­me ma­li­ye­ti­ne da­hil ede­bi­li­riz.

Ma­sa­ya ko­nul­ma­yan bu ma­li­yet­le­rin ar­ka­sın­da ne­ler var?

Bu sos­yal ma­li­yet­le­ri böy­le ka­şı­ma­ya baş­la­yın­ca or­ta­ya ge­lir da­ğı­lı­mın­da­ki “bü­yük eşit­siz­lik­le­r” çı­kı­yor. Ya­ni, açık­la­nan bü­yü­me ra­kam­la­rın­dan kim­ler ne­ma­la­nı­yor, kim­ler za­rar gö­rü­yor?

CİDDİ BİR SIKINTI VAR

Siz­ce kim­ler ne­ma­la­nı­yor?


En zen­gin yüz­de 10’luk ke­sim ge­li­rin yüz­de 30’u­nu, en dü­şük ge­lir­li yüz­de 10’luk ke­sim­se, ge­li­rin yüz­de 2.5’i­ni alı­yor. Bi­zim he­sap­lar, bu ül­ke­de ya­şa­yan­la­rın dört­te bi­ri­nin ya­ni yüz­de 25 nü­fu­sun fa­kir ya da ufak bir dal­ga­da çok kı­rıl­gan ve çok fa­kir olan ke­si­mi gös­te­ri­yor. Res­mi ve­ri­ler, en zen­gin ke­si­min en fa­kir ke­si­me ora­nın­da “13.6 kat­lı­k” far­kı or­ta­ya çı­ka­rı­yor. Bu fark da ül­ke­de “cid­di bir sı­kın­tı va­r” de­mek an­la­mı­na ge­li­yor.

FAKİRLİK ORTAYA ÇIKMADAN ÖNLEM ALINMALI

Si­ze gö­re bu ül­ke­de en çok kay­be­den­ler ile en çok ka­za­nan­lar lis­te­le­rin­de kim­ler var?


Ön­ce­lik­le her­ke­sin Tür­ki­ye­’nin ge­lir ve ser­vet da­ğı­lı­mı­nı dü­zelt­me­si ko­nu­sun­da an­laş­ma­sı la­zım. Ön­ce bir fa­kir ya­ra­tıp, son­ra da o fa­ki­re yar­dım­cı ol­mak­tan­sa ilk aşa­ma­da fa­kir üret­me­den bu işi çöz­me­ye ça­lış­mak ge­re­ki­yor. Ka­yıtdı­şı­lı­ğa bir çö­züm bul­mak la­zım. Çün­kü ka­yıt dı­şı­lık bü­yük öl­çü­de si­zi si­gor­ta­sız ve gü­ven­ce­siz ça­lış­tı­rı­yor.

VERGİ KAÇIRIYORLAR

İkin­ci­si çok cid­di bir “ver­gi ka­çır­ma­” söz ko­nu­su. Üçün­cü­sü, ta­rım ke­si­mi­ne odak­lan­ma­lı­yız. Çün­kü kap­sam­lı ol­ma­yı bı­ra­kın üze­rin­de bi­raz bi­le ça­lı­şıl­mış bir “ta­rım po­li­ti­ka­sı­” yok. Ta­rım­da son 20-30 se­ne­ye bak­tı­ğı­mız­da cid­di bir dö­nü­şüm var ama ta­rım­dan ken­te ge­len­le­rin bü­yük bir kıs­mı gü­ven­ce­siz iş­ler­de ça­lı­şı­yor. Bu­ra­da cid­di sı­kın­tı var.

BÖLÜŞÜM DAHA ADİL OLMALI

Ge­lir eşit­siz­li­ği­nin bir­çok han­di­ka­bı­nı ya­şı­yo­ruz. Siz­ce, ge­lir eşit­siz­li­ğin­de ne­ler ya­pı­la­bi­lir?


Ge­lir eşit­siz­li­ği­nin te­me­lin­de si­ya­si ve eko­no­mik sis­tem var. Ka­pi­ta­liz­min za­ten ken­di­si eşit­siz bir şey. Eko­no­mik eşit­lik ve eko­no­mik de­mok­ra­si­yi te­min ede­cek me­ka­niz­ma­lar ve gi­ri­şim­le­rin ol­ma­sı la­zım.  Me­se­la, ko­ope­ra­tif­ler gi­bi da­ha da­ya­nış­ma­cı ve ada­let­li ge­li­rin sağ­lan­ma­sı için bir me­ka­niz­ma, sen­di­ka­la­rın bel­ki güç­len­me­si la­zım. İş­ve­ren­le iş­çi ara­sın­da­ki eşit­siz­lik­ler­de da­ha ada­let­li bir bö­lü­şüm sağ­lan­ma­lı.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Gündem Haberleri