Paralel Örgüt ve Lideri!

Mürteza ÖZTÜRK

Paralel Örgüt ve Lideri!

 

17 Aralık 2013 tarihine kadar Türkiye ve İslam Dünyasında itibarı olan, İslam’a yaptığı hizmetler ile anılan ve övülen Cemaat şimdi örgüt diye anılmakta.

 

“Paralel örgüt ve Lideri” tanımlaması Türkiye Cumhuriyeti Başbakanına ait.

 

Sn. Başbakan Türkiye Devleti’ne ve Hükümetine karşı operasyon yapmakla suçladığı Cemaati artık:

 

Haşhaşiler,

 

Darbeciler,

 

Vücuda girmiş ve sinsi şekilde yerleşmiş “Virüs”

 

Ve Örgüt diye tanımlıyor.

 

Fetullah Gülen’i ise:

 

İçi boş Alim müsveddesi ve Sahte Peygamber diye tarif ediyor.

 

Peki, haksız mı?

 

Cumhuriyetin kuruluşundan beri devam eden bir anti laiklik ve cumhuriyet karşıtlığı mücadelesi var.

 

Kendilerini İslami kesim diye adlandıran Parti ve Cemaat’ler sürekli hor görülmekten, temsil edilememekten şikayet ettiler.

 

Türban yıllarca Ülkenin bir numaralı meselesi oldu.

 

Anlı secdeye gelen bir Başbakan ve Cumhurbaşkanı için mücadele ettiler, partileri kapatıldı, muhtıralar gördüler.

 

Sonunda Ülkenin en büyük Cemaati ile En çok oy alan Siyasi partisi arzu ettikleri İslami Rejime kavuşmak için ittifak kurdular ve iktidar oldular.

 

3 dönemdir de iktidardalar.

 

Kendi ifadeleri ile: Müslüman bir Cumhurbaşkanı ile Müslüman bir Başbakan var artık. Ve Ülkenin bütün nimetleri önlerine serilmiş bir “Hizmet” hareketi var.

 

Her iki kesimin de topluma verdiği mesaj: Allah Rızası için Hakk’a ve halka hizmet etmek gayesi.

 

AKP’ye oy veren ve Cemaat’e gönüllü hizmet edenlerin algısı bu yönde.

 

Başbakan’da oluşan bu hava ile her seçimden birinci parti olarak gururunu ve sevincini yaşıyor.

 

Arkasında Cemaat’in ve muhafazakar kesimin desteği var.

 

…Ve bir sabah, Başbakan olduğu Ülkede, kader birliği yaptığı insanların operasyonu ile uyanıyor.

 

Yetki verdiği Genel Müdür’ü tarafından dolandırılan bir Şirket sahibinin psikolojisini düşünün.


Yıllardır birlikte “Kutsal” bir amaç için mücadele ettiği Cemaat ihanet ediyor.

 

İslam adına hareket ettiğini söyleyen Cemaat, ortağını hem de Müslüman ortağını sırtından hançerliyor.


İşte Başbakanın Cemaate karşı söylediği ağır sözlerin sebebi budur.

 

Yaptıkları ittifak, gittikleri yol yanlış da olsa doğru da olsa alınan bir karar ve toplum nezdinde oluşan bir intiba vardır.

 

AKP’ye oy veren ve Cemaat’e gönül veren kişilerin algısı iki İslami kuruluşun ittifakı şeklindedir.

 

Cemaat hem Başbakan’a hem Müslümanlara ihanet etmiştir.

 

Onun için daha sert söylemler ve yaptırımların beklenmesi mümkündür.

 

Bu kavga sulh ile biter mi?  Bu artık mümkün değil.

 

Cemaat artık açıktan açığa AKP karşıtı propaganda yapıyor

 

AKP yaklaşan mahalli seçimler nedeni ile şimdilik bu söylemler ile yetinecek ancak seçimlerden sonra Cemaate karşı ciddi yaptırımlar uygulayacaktır diye tahmin ediyorum.

 

Bu arada seçime kadar her iki tarafın da karşılıklı hamleleri devam edecektir.

 

Artık her iki taraf da geri dönülmez bir yolda.

 

Bu kavga AKP’yi bitirir. Cemaati de itibarsızlaştırır ve eski güveni kalmaz.

 

Türkiye’nin kurumları da zarar görür.

 

Ancak Siyasal İslam’ın maskesini düşürmesi açısından bir faydası olur.

 

Umarım Türk Millet’i İslamcıların bu kavgasından gerekli dersi çıkarır ve İslam’ın siyasete alet edilmesinin yarattığı felaketleri görür.


10.02.2014

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.