Psikoz, kişinin gerçeklik algısını bozan, düşünce, muhakeme ve davranışları olumsuz etkileyen ciddi bir ruhsal rahatsızlıktır.
Özellikle genç yaşlarda başlayan psikoz belirtileri, erken fark edildiğinde tedaviyle büyük ölçüde kontrol altına alınabiliyor.
Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, psikozun şizofreni başta olmak üzere birçok hastalığı kapsadığını belirterek, genetik yatkınlık, uyuşturucu kullanımı, travmalar ve beyin hastalıklarının psikoz gelişiminde rol oynadığını vurguluyor.
PSİKOZ KİŞİYİ GERÇEKLERDEN KOPARIYOR
Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, psikozun kişiyi dış dünyadan ve gerçeklerden koparan bir hastalık grubu olduğunu ifade ediyor.
Düşünce, konuşma, duygular ve davranışlarda bozulmalara yol açan psikoz, sanrılı bozukluk, şizofreni, şizoaffektif bozukluk gibi birçok psikiyatrik durumu kapsıyor. Beyaz, her psikoz tanısının şizofreni anlamına gelmediğini özellikle belirtiyor.
PSİKOZA YOL AÇABİLEN NEDENLER VE RİSK FAKTÖRLERİ
Psikozun tek bir nedeni olmadığını dile getiren Beyaz, genetik yatkınlığın yanı sıra uyuşturucu ve uyarıcı maddeler (esrar, LSD, amfetamin), ağır travmalar, beyin yaralanmaları, beyin tümörü, felç, Parkinson, Alzheimer, demans ve HIV gibi durumların psikoz riskini artırabileceğini söylüyor. Ayrıca kronik uykusuzluk, ağır stres ve bazı reçeteli ilaçlar da tetikleyici faktörler arasında yer alıyor.
PSİKOZUN BAŞLANGICI SİNSİ OLABİLİYOR
Psikoz bazen ani ve şiddetli ataklarla başlarken, bazen de yıllar süren sinsi belirtilerle ilerleyebiliyor. Sosyal izolasyon, akademik başarıda düşüş, konuşma azlığı ve aktivitelere ilgisizlik gibi erken sinyaller sıklıkla gözden kaçıyor. Aileler genellikle ilk belirgin atak sırasında uzmana başvuruyor.
HER 100 KİŞİDEN 1-2’Sİ HAYATINDA BİR KEZ PSİKOZ GEÇİRİYOR
Psikoz genellikle 12-29 yaş arasında ortaya çıkıyor ve erkeklerle kadınlarda görülme oranı eşit. Beyaz, “Her 100 insandan 1 ila 2’si hayatında en az bir kez psikoza girebiliyor” diyor. Psikotik özellikli depresyonda ise sanrı, halüsinasyon ve hezeyanlar depresif temalarla birlikte görülebiliyor ve işlevselliği ciddi oranda bozabiliyor.
ERKEN TEDAVİ PSİKOTİK BOZUKLUKLARDA KRİTİK ÖNEME SAHİP
İlk psikoz atağında tedaviye hemen başlanmasının ilişkileri korumak ve günlük yaşamı olumsuz etkilemeyi önlemek açısından büyük önem taşıdığını belirten Uluğ Çağrı Beyaz, antipsikotik ilaçların sanrı ve halüsinasyonları azalttığını, bilişsel davranışçı terapinin ise düşünce ve davranış kalıplarını olumlu yönde değiştirdiğini söylüyor. Gerektiğinde hastanede tedavi de uygulanabiliyor.
PSİKOZ TEDAVİSİNDE İLAÇ VE TERAPİ BİRLİKTE ETKİLİ
Tedavide antipsikotik ilaçlar temel rol oynarken, düzenli psikoterapi ile kalıcı iyileşmeler sağlanabiliyor. Uyuşturucu ve alkolden uzak durmak da tedavinin başarısını artırıyor. Uzman, psikoz belirtileri fark edildiğinde vakit kaybetmeden profesyonel yardım alınması gerektiğini hatırlatıyor.
Siyasetcafe.com