Saray destekli infaz timi: JSOC

Veysel BOĞATEPE

Küresel hegemonyasını terörizmle dinamik tutmaya çalışan ABD, 11 Eylül saldırısından sonra terörizme “İslami Terör Örgütü” şeklinde dinsel bir tanımlama getirmişti fakat din vurgusu yalnızca İslam için geçerliydi.

Irak; kitlesel imha silahları olan terörist bir devlet, Afganistan’da El-Kaide’nin üs bölgesi, Yemen ise El-Kaide’ye yataklık yapan birer terörist devletlerdi. İran, Pakistan, Somali, Mali, Cezayir, Endonezya, Ürdün gibi ülkelerde İslami terör örgütleriyle bağlantıları olduğu gerekçesiyle listeye eklenmişti. Daha sonra aralarına Tayland, Panama gibi ülkelerin de dâhil edildiği 75 ülkelere örtülü operasyonlar düzenlemek, cinayetler ve tecavüzler gerçekleştirmek, kitlesel katliamlar yapmak için sağlam gerekçe böylece bulunmuştu. 

Irak, Afganistan gibi ülkelere doğrudan savaş ilan ederken kimi ülkelere ise örtülü operasyonlar düzenleyerek dünyayı İslami terör örgütünden arındırmaya kararlı olduklarını dünya kamuoyuna duyuruyorlardı ancak gerçekler hiçte söylendiği gibi değildi. ABD, “Kullan-at” politikasını terörizmde de sürdürüyordu. Usame Bin Ladin’in, kendilerinin eğittiği ve uzun zaman El-Kaide’ye karşı savaşan Afganistanlı polis şefi Muhammed Davut’un, beyaz saray sofralarına davet ettikleri ABD vatandaşı Yemenli imam Enver El-Avlaki ile 16 yaşındaki oğlu Abdülrahman’ın infazlarını bilinenin aksine CIA değil, JSOC gerçekleştirmişti.

Konvansiyonel savaşı JSOC yürütüyor

Hakkında çok az resmi kayıt bulunan ve Afganistan savaşı sonrasında Beyaz Saray’ın cinayet timine dönüşen MÖHK (Müşterek Özel Harekât Komutanlığı), orijinal adıyla JSOC (Ortak Özel Operasyon Komutanlığı) 1980’de İran’da başarısız bir rehine kurtarma operasyonundan sonra kurulmuştu. Ordunun ve istihbaratın haberi olmadan operasyonlar düzenleyen, yalnız beyaz saraya ve başkana hesap verebilen bu birimin görev sınırları Bush döneminde genişletilerek sınırsız yetkilerle donatıldı.

Irak ve Afganistan’daki konvansiyonel savaşı yöneten ve parolası da “Hedefi ele geçir ya da imha et” olan JSOC, Yemen’deki bedevi çadırlarına düzenlediği füze saldırısıyla 49 kişinin katliamını gerçekleştirmişti. Al-Majallah katliamı olarak bilinen bu saldırıyı, El-Kaide üyelerine karşı düzenledikleri iddia edilmişti fakat gerçekte katledilenler aşiret ailesinin fertleriydi. Afganistan’da ki Gardez katliamında katlettikleri 14 kişilik aile için de benzer gerekçeler ileri sürülmüştü fakat gerçekte baskın düzenledikleri evde aileler arasında doğum günü partisi yapılıyordu.

Irak işgalinde birçok savaş suçu işleyen, asıl görevleri Saray ile başkanın hazırladığı ölüm listesindekilerin infazını gerçekleştiren bu birim, Irak işgali esnasında Süleymaniye’de 11 kişilik Türk timine baskın yapıp başına çuval geçirmiş, Saddam ile oğullarının da aralarında bulunduğu 50 kişilik ölüm listesinin infazıyla birlikte tecavüzler, işkenceler gerçekleştirmişti.  Beyaz sarayın milyar dolarla finanse ettiği JSOC hakkındaki suçlamalar ve iddialar ABD Temsilciler Meclisi’ne taşınmasına rağmen kongre üyeleri tarafından ya inkâr ediliyor ya da araştırılmasına müsaade edilmiyor. Başta Jeremy Scahill gibi gazeteciler olmak üzere iddia ve suçlamalarda bulunanlar ise dolaylı yollardan tehdit edilerek susturuluyor. 

Blackwater ile Sadat’ın ortak özellikleri

Beyaz sarayın infaz timi JSOC’un elemanları ABD merkezli “Blackwater USA” adlı şirketten temin ediliyor. ABD Deniz Kuvvetleri özel birlikleri askerlerinden Erik Prince ile Al Clark tarafından 1997’de kurulan ve bilinen özel güvenlik şirketlerinden farklı olan bu kurum askeri eğitimli personel ile askeri donanım kullanıyor. Irak işgali esnasında yaptıkları işkenceler, infazlar, tecavüzler ve PKK’ya silah sağladıkları deşifre olunca kötü ününü gizlemek için 2009’da adını “Xe Servıces” olarak değiştirmiş ve daha sonra da “Academi” adını almıştı.

Askeri nitelikli koruma hizmeti, polis teşkilatının eğitimi, personel koruma gibi hizmetler veren bu kurum pek de şeffaf bir kurum değildir. Türkiye’deki benzeri olan kurum SADAT’da Tuğgeneral Adnan Tanrıverdi önderliğinde 23 emekli subay ile astsubay tarafından savunma alanında danışmanlık ve askeri eğitim vermek amacıyla kurulmuştu.

Blackwater gibi SADAT’ta benzer iddialarla gündeme gelmişti. Örneğin; Suriye’de El-Nusra örgütüne silah taşıdığı, 15 Temmuz darbe girişiminde askerlerin boğazlarının kesilerek infaz edilmesinde parmağı olduğu, silahlı eğitim kampları gibi pek çok iddialar ortaya atılmıştı.

Amaç, görev, faaliyet alanı, yapılanma gibi birçok yönüyle tipik bir Blackwater özelliği taşıyan SADAT’ın kurucusu Tanrıverdi zaten öncesinde ABD’de askeri strateji alanında danışmanlık yapan özel şirketlerin işleyişi ve faaliyetleri konusunda çalışmalar yürütmüştü. Tıpkı Blackwater gibi pek şeffaf olmayan SADAT’ın başkanı Tanrıverdi, 2016’da Cumhurbaşkanlığı danışmanlığına atanmasından yaklaşık 3 yıl sonra İstanbul’da yaptığı bir konuşmada “Mehdi’nin gelişine hazırlanmamız gerekiyor” sözleriyle kısmen de olsa amaçları hakkında önemli bir ipucu vermişti.

Öğrencileri arasında Savunma Bakanı Hulisi Akar’ın da bulunduğu SADAT, mehdinin gelişine hazırlana dursun, başkanlık talimatıyla küresel çapta doğrudan veya örtülü operasyonlar düzenleyen fakat yaptıklarından sorumlu tutulmayan kiralık politikacı ile askerlerden oluşan infaz timi JSOC’a beyaz saray her an çakabileceği bir çiviyi mutlaka temin ediyor. 

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.