"Erdoğan rejimi AKP’li olmayan herkesi ‘düşman’ ilan etmeye devam ediyor" diyen Adem Yavuz Arslan, seçimler öncesi "Ya benimlesin ya da düşmanımsın" denilerek Doğan Medyasına operasyon yapılabileceğini iddia etti.
"Doğan medyasını havuza katamayan ya da ‘yeterince yanında olmadığını’ düşünen saray, operasyon için düğmeye bastı" diyen Arslan, "Mali Şube’deki hazırlıkların hız kazandığı’ konuşuluyor." denilerek yakın bir zamanda Doğan Grubuna operasyon yapılabileceğini öne sürdü.
AKP'nin son anketlerde büyük düşüş yaşadığına dikkat çeken Adem Yavuz Arslan, yurtdışında kullanılacak ve Türkiye'de sayılacak oylarla ilgili de çok konuşulacak bir iddiada bulundu.
İşte Adem Yavuz Arslan'ın gündeme bomba gibi düşecek iki kulis bilgisi;
Aslında birbirinden ilginç -gazeteci tabiriyle bomba- iki kulisi yazmak için bilgisayarın başına oturmuştum ki ‘Hidayet Karaca ve tutuklu polislerin tahliye kararı’ haberi geldi.
Operasyonlar siyasi, tutukluluk garabet olduğu için ‘Geç de olsa adalet tecelli ediyor’ demiştim ama erken konuşmuşum.
17 Aralık yolsuzluk skandalı patladığı gün hukuka darbe yapan AKP hükümeti, saray destekli yeni bir darbe yaptı.
MAHKEME KARARINI UYGULAMADILAR
Her biri utanç vesikası olarak tarihe geçen onlarca icraata imza atan ‘Ak yargı’ bir adım daha ileri giderek mahkemenin tahliye kararını işleme koymadı.
Adliyede benzerleri ancak darbe dönemlerinde yaşanmış skandallar yaşandı.
Düşünebiliyor musunuz?
MİLLETLE ADETA DALGA GEÇTİLER
Başsavcı adliyeye gelip savcılara baskı yaptı. Mahkeme kararını uygulatmadı. Sanık avukatları tartaklandı, kararı imzalaması gereken savcıya adliye içinde ulaşılamadı ve faks bozuldu!
MEDYA ÜÇ MAYMUNU OYNADI
Başta Adalet eski Bakanı Bozdağ olmak üzere AKP’liler doğrudan yargıya müdahale açıklamaları yaptı. Medya ise üç maymunu oynadı.
Özetle sayfalar dolusu hukuk ihlalini bir gecede yaptılar.
Uzun uzun hukuki analizler yapmaya gerek yok. AKP, ‘saray darbesi’ ile hukuku bir kez daha katletti.
Gelelim girişte bahsettiğim ‘bomba kulislere’.
Aslında cumartesi gecesi yaşadıklarımız da doğrudan bu konuyla ilgili. Anayasa’yı takmayan, mahkemeleri tanımayan saray ve uzantılarının önümüzdeki döneme dair planları hayli ilginç.
BOMBA KULİS 1: YURTDIŞINDAKİ OYLARA OPERASYON YAPACAKLAR
Birincisi haziran seçimleri ile ilgili.
400 vekil iddiasındaki Erdoğan, (Yanlış yazmadım, anayasal olarak tarafsız olması gereken Cumhurbaşkanı, AKP için oy istiyor, muhalefete yükleniyor, medyaya ayar veriyor!) bunun için ‘her şeyi yapmaya hazır’.
Buradaki ‘her şey’ tanımı ise hayli geniş bir yelpaze.
‘Güvenilir kaynaklar’ın anlattığına göre Erdoğan’ın ‘başkan’ olabilmesi için birtakım illegal planlar hazırlandı.
OPERASYON İÇİN BAKAN BİLE GÖREVLENDİRİLMİŞ
Bunun için görevlendirilen kabine üyeleri var. ‘Kritik süreçlere nezaret eden bir isim’ ise operasyonlardan doğrudan sorumlu.
Yol haritası içinde ‘yok artık’ dedirtecek çok şey var.
Mesela ‘yedek planlar’dan birisi yurtdışı oylarında manipülasyon yapmak. Özellikle son yerel seçimde yaşanan skandallardan sonra ülke içinde işlerinin daha zor olduğunu düşünüyorlar.
Yurtdışı oylara yönelmelerinin bir diğer nedeni de sistematik sorunlar. Çünkü yurtdışında kullanılan oylar bulundukları ülkelerde değil Ankara’da sayılıyor.
OYLAR YURTDIŞINDA KULLANILACAK, TÜRKİYE'DE SAYILACAK
Oyların kullanıldığı yerden Türkiye’ye taşınması ve Ankara’da sayılması aşamasına kadar ‘müdahaleye açık noktalar’ var.
Edindiğim bilgilere göre ‘ihtiyaca göre ayarlamalar’ yapılacak.
“Ya benimlesin ya da düşmanım”
DOĞAN GRUBUNU OPERASYON İÇİN DÜĞMEYE BASILDI
Diğer kulis bilgisine gelince.
Aslında bu ‘operasyon’ da seçimlerle ilintili.
Erdoğan rejimi AKP’li olmayan herkesi ‘düşman’ ilan etmeye devam ediyor. Fakat Erdoğan için özellikle hedef olan ünlü bir işadamı var.
Hatta ‘Ona yağmurda bile su yok’ demesi bir dönem Ankara kulislerinin en popüler konusuydu.
Son dönemde o planlar ‘güncellenmiş’.
Yine ‘güvenilir kaynaklara’ göre Doğan medyasını havuza katamayan ya da ‘yeterince yanında olmadığını’ düşünen saray, operasyon için düğmeye bastı.
‘Mali Şube’deki hazırlıkların hız kazandığı’ konuşuluyor.
Böylece kritik seçim öncesi, Aydın Doğan üzerinden tüm medya ve iş dünyasına ‘Ya benimlesiniz ya da düşmanım’ mesajı verilmiş olacak.
Açıkçası bunları konuşmak, yazmak bile Türkiye’de rejimin demokrasiden uzaklaştığının delili sayılır.
Kulis bilgileri ürkütücü.
Fakat daha kötüsü, saray ve Ak yargı öyle icraatlara imza attı ki dinlediklerinize ‘Yok canım bu kadar da olmaz’ diyemiyorsunuz.
Sahi, seçimde manipülasyon ya da siyasi angajmanlarla işadamlarına operasyon yapsalar kim dur diyecek?
Bir başka ifadeyle, Anayasa’yı takmayıp mahkeme kararını uygulatmamışlar çok mu?