Sıra Süleymancılarda mı?

Adana'da yanan yurtta çocukların ölmesi, Süleymancıları gündeme getirdi. Süleymancılar, Nurculardan sonra anılagelen bir cemaat. 15 Temmuz'dan sonra, 'Fetö'den sonra Süleymancılar” beklentisi AKP'lilerde yüksekti. AKP'lilere göre 'Süleymancılar da Fetö gi

Adana’da yanan yurtta çocukların ölmesi, Süleymancıları gündeme getirdi. Süleymancılar, Nurculardan sonra anılagelen bir cemaat. Şehirlerde çok görülmese de, özellikle “kırsal kesimlerde” uzun yıllar etkili olmuş, Gülen cemaatinden daha önce yurt-pansiyon işlerine giren, bu yüzden de “Anadolu’da sessiz bir etkiye sahip” bir cemaatti.


“Tek parti döneminde Kur’an okunmanın suç sayıldığı devirlerde halka gizliden Elif Ba ve Kur’an öğretmeyi amaç edinen gönüllü insanlardan oluşan ve gizliden gizliye gelişen bir cemaat” olduğu söylenir Süleymancılar için. Süleyman Hilmi Tunalı Efendi’nin önderliğinde “Allah rızası” için yapılan “gizli saklı Kur’an okuma, öğretme” seferberliğinin gerekçesi şu şekilde dile getirilir. “Harf devriminden sonra latin alfabesine geçilmiş ve bir günde insanlar cahil kalmıştır.” Okullarda eski yazı, Osmanlıca yerine Latin harflerle eğitim başladığı için, “Arap harflerinden, Elif ba’dan ve Kur’an’dan uzak yeni bir toplum” inşa edilmektedir. Oysa “tepeden yapılan bu devrimi” halk sindirememekteydi. Köyde kasabada insanlar, çocuklarına tarlalarda, bahçelerde, mum ışığında, bodrum katlarında elif ba, Kur’an öğretmenin yollarını arıyorlardı.


Gizli saklı ve korkuyla yapılan Arapçayı, Osmanlıcayı, eski yazıyı unutmama adına yapılan bu faaliyetler dağınıktı, herkes kendi çabasıyla yürütüyordu. Bazıları ise baskıdan, hapisten korktuğu için göze alamıyordu.

 

 

ELİF BA’YI ÖĞRETEN SESSİZ CEMAAT


Süleyman Hilmi Tunalı Efendi’nin Elif Ba’sı, bilinen Elif Ba’lardan daha kolay öğrenilen, en kısa zamanda belleten Elif Ba olarak o dönemde yaygınlaştı. Yakın çevresi bu Elif Ba’ları “bodrum katlarında, samanlıklarda” divitle yazarak çoğaltıyor, çoğaltılanlar daha da çoğaltılmak için başkalarına gönderiliyordu. Çoğaltıla çoğaltıla her tarafa yaygınlaştı ve Süleyman Efendi’nin talebeleri zamanla köylere varıncaya kadar organize oldular.


Aynı dönemlerde Said Nursi’nin talebeleri de benzer yöntemle Risale-i Nur kitaplarını elle yazarak çoğaltıyor, üstadlarının eserleri İsparta Barla’dan ülkenin her yerine yayılıyordu. Said Nursi’nin talebeleri hem yazarak, hem sohbet halkaları oluşturarak Nurculuk cemaatini etkili bir güç haline kısa zamanda getirdiler. Sohbet halkalarında yapılan Risale dersleri, gelen misafirleri etkilediği için, “gizliliğe saklılığa rağmen” her geçen gün cemaat büyüyordu.


Süleyman Hilmi Tunahan’ın talebeleri de benzer bir gelişmenin içindeydi. Zaman zaman görevlerden uzaklaştırılan, gözaltına alınan Süleyman Efendi, Müderrisler Cemiyeti’nin katılımıyla topladığı 520 müridine, memleketin her tarafına dağılmasını, bulundukları yerde en az birkaç talebe yetiştirmesini öğütleyerek başlatmıştı hareketi.


1949 yılında yasal olarak Kur’an Kursları açılmasına izin verilince, 1951 yılında İstanbul Çamlıca’da ilk Kur’an Kursu Süleyman Efendi tarafından açıldı. O tarihten sonra da Süleymancı Kur’an Kursları, yurtları, pansiyonları çoğaldı.

 

Süleymancılar cemaati de, diğer cemaatler gibi benzer gelişmeleri yaşamaktan kurtulamadı. Yani, cemaatlerin temel kural olarak “sadece hizmet etmek, siyasete karışmamak” gibi prensipleri olduğu halde, bir zaman sonra “güç kazandıkça siyasetin içine girme ve siyaset yüzünden de dağılma, parçalanma” süreçlerini yaşamaktan kurtulamadılar.


SÜLEYMANCILAR DA SİYASETE KARIŞINCA


Nurcular’ın siyaset yüzünden parça parça oluşu gibi, Süleymancılar da siyasete karışma yüzünden bölündü. Özellikle Süleyman Efendi’nin damadı Kemal Kaçar’ın lider olduğu dönemde Süleymancılar, Demirel’in AP’sinin yanında açıktan yer aldılar. Demirel’in partisinden milletvekili olan Kemal Kaçar, cemaati özellikle kırsal kesimlerde “Adalet Partisi’nin militanı” gibi kullandı.


En büyük sağ partinin yanında yer almak, “komünist düşmanı” cemaatler için vazgeçilmez bir gerekçeydi. Nurcular da, Süleymancılar da, “Demirel desteklenmezse Türkiye’ye komünizmin geleceğine” samimiyetle inanıyorlardı. Komünizme, sola, CHP’ye düşman oldukları kadar, sağı parçalayıp komünizmin gelmesine yol açacak diğer sağ partilere de düşmandılar. O yüzden en büyük düşmanların başında dini parti kuran Erbakan geliyordu.


Süleymancılar, CHP-MSP koalisyonu döneminde açıktan siyasetin içine girdiler ve Erbakan’a inananları bu sevdadan vazgeçirmek için olağanüstü seferberlik ilan ettiler. Köylerde, kasabalarda “yeşil komünist” Erbakan’a değil, Demirel’e oy verilmesi için ikna çabalarına girdiler.


Ecevit-Erbakan hükümeti zamanında Af Kanunu yüzünden başta Nurcular olmak üzere dini çevrelerin hışmına uğrayan MSP'liler, bu sefer de “İmam Hatip Okulları'nın açılması” yüzünden Süleymancıların hücumlarına uğradı. Hatta Süleymancılar, yürüttükleri kampanya ile MSP'liler için tam bir baş belası oldular.

 

Süleymancılar, o güne kadar sessiz sedasız, kendi halinde, Kur'an Kursları ve imamları vasıtasıyla köylere varıncaya kadar örgütlenen ama halkın içinde pek görünür olmayan bir gruptu. Köy imamları, genellikle Süleymancıların Kur'an Kurslarından yetişme imamlardı. Ama CHP-MSP koalisyonu döneminde İmam Hatip Okulları tekrar açılınca, “imam olma” hakkı yalnızca bu okullardan mezun olanlara tanındı. Bu da, Süleymancılar'ın imam olma imtiyazını elinden aldı.

 

Bu yüzden Süleymancılar bütün güçleriyle MSP'lilerin aleyhinde faaliyet gösterdiler. Süleymancılar her ortamda iddialarını sürdürdüler: “MSP imamların ekmeğiyle oynuyor, Kur'an Kurs'larına kilit vuruyor, komünistlerle iş birliği yapıyordu. İmam Hatip okullarından imam hatip değil, imam hatap (odun imam) yetişiyor. Onların imamlığı caiz değil, gerçek imamları Süleymancılardan yetiştiriyor.”

 

Nitekim, Süleymancıların bu yoğun propagandası, MSP'nin kırsal kesimde oy kaybetmesine neden oldu.

 

 

CAMİYE GİTMEYEN CEMAAT: SÜLEYMANCILAR


Fakat ilerleyen zamanda bu kadar siyasi atak, Süleymancıları da böldü. Genel olarak ikiye bölündüğü söylense de, kimileri üçe, bazıları dörde bölündüğünü iddia ediyor. Babadan oğula veya damada geçen liderlik, yapının tepesindeki akrabalar arasında maddi anlaşmazlıklara da sebep verdi. Bu yapıyı tanıyanlar, akrabaların bir kısmının küs ve kavgalı olduğunu, miras kavgası yaptıklarını söylerler.

 

Süleymancılar, adeta “tek tip bıyıklarıyla”, ihtişamlı Kur’an Kurslarıyla bilinir, tanınır halk arasında. Bu tek tipliği o kadar belirgindir ki, Pazar yerinde kalabalıkta bile onca insandan takım elbiseleriyle, badem bıyıklarıyla ayırırlar kendilerini.

 

Süleymancıların bir başka dikkat çeken özelliği, “Diyanet’e düşman oldukları” için “camiye gitmemeleri”. Özellikle Cuma namazlarını kendi yurtlarında, kurslarında kılarlar mutlaka. Eskiden köylülerin kasabalıların arasında, onların yardımlarıyla ve halkla içiçe bir yapıyken, “Kemal Kaçar’dan itibaren” halktan sıyrılmış, kıyafetleriyle, bıyıklarıyla, binalarıyla, namaz sonrası dua ederken ellerini birleştirmeleriyle, kendilerini toplumdan ayırmışlardır.


Nerede olursanız olun, Cuma vakti herhangi bir Süleymancı yurduna, kursuna gidin, çoğu lüks arabalarıyla gelen Süleymancıları orada Cuma namazına geldiğini görürsünüz. Bu toplumdan kendilerini izole etme, git gide zenginleşme, yardımlar toplanarak lüks kurslar, yurtlar yapma, sadece kendi aralarında alışveriş etme, camiye gitmeme, İmam Hatip okullarına düşman olma tavırları, zamanla halkı onlara karşı soğuttu. O yüzden de Anadolu’nun hemen her yerinde İmam Hatip okulları tercih edildi.


İbadet yerleri, mekanları, dua şekli, takvimleri gibi her şeyleri, toplumdan ayrı olan bu yapı 2000’lerde hayli geriledi. Zaten onların yerini Fethullah Gülen cemaati yer aldı. Gülen cemaatinin ihtişamlı yurtlar, kursları yaptırma, himmet toplama faaliyetleri Süleymancılar’dan alınmadır.


Yine de Anadolu’da Gülen cemaatinden ve diğer büyük nurcu gruplardan sonra Süleymancılar etkindi. Zenginleri çoktu. Türkiye’nin en zengin holding patronlarından biri Süleymancı’dır mesela. Mensuplarının çoğunun lüks arabalara, evlere sahip olması, yurt ve kurstan başka Gülen cemaati gibi kolejler ve okullar açması gibi yönleriyle, siyaseten etkilemeseler bile çocukların eğitimini üstlenmeleri bakımından tercih edilebiliyorlardı.

 

Ancak kimi uygulamalarıyla tepki de çekiyorlardı. Zira çalışanların haklarını vermiyorlar, asgari ücretle çalıştırdıklarını aslında yarı fiyatına çalıştırıyorlardı. Söz gelimi okullarında bir görevliye maaş verirken banka hesabından asgari ücret yatırıyorlar, ancak maaşı alan çalışan bu paranın 600 lirasını kendine aldıktan sonra üstünü geriye iade ediyordu. Etmezse, işten kovuluyordu. Böyle güya asgari ücretle çalışıp da, 600 liraya çalışan birkaç tanıdığım var. Üstelik köle gibi çalıştırılıyorlar.

 

Sık sık kermes düzenleyip para toplamaları, esnaftan, komşudan sürekli himmet talep etmeleri gibi davranışları da tepkiye yol açıyor. Sahip oldukları işletmelerde, yurt, kurs, okul gibi mekanlarda özensiz olmaları, Adana örneğinde görüldüğü gibi yangın merdivenlerinin olmayışı veya kilitli olması gibi ihmalleri de halk tarafından gözlendiği için eski rağbet gösterilmiyordu.

 

 

15 TEMMUZ SONRASI SÜLEYMANCILAR


Süleymancıların küçük grupları hariç çoğu AKP’yi ve Erdoğan’ı sevmiyorlar ve hiç oy vermediler. Son zamanlarda genelde MHP’yi tercih ettiler. Ancak seçim dönemlerinde Erdoğan’ın ve AKP’nin aleyhinde sert konuşmalar yapmaları, AKP’liler tarafından hoş karşılanmadı.

 

15 Temmuz’dan sonra, “Fetö’den sonra Süleymancılar” beklentisi AKP’lilerde yüksekti. AKP’lilere göre “Süleymancılar da Fetö gibi bir yapılanmaydı” ve okul, yurt, kurs binalarına el konulmalıydı. Süleymancıları hedef gösteren çok paylaşım yapıldı sosyal medyada. Adana’daki Süleymancı yurdun yangınından sonra bu hedef göstermeler daha da yoğunlaştı.


AKP’lilerin büyük kısmında böyle bir beklenti olmasına rağmen, ne Erdoğan cephesinde, ne de hükümet gündeminde böyle bir eğilim yok. Çünkü, Erdoğan’ın tek amacı Fetö üzerine gitmek, Fetö ile direk bağlantılı kurumları yok etmek, şahısları devlet yapısından uzaklaştırmak.

 

“Süleymancıları da karşımıza almayalım” gerekçesine de sahip değiller ama. Süleymancıların zaten eski itibarları olmadığını, güçlerini her geçen kaybettiklerini, sayı olarak da az olduklarını düşünüyorlar.


15 Temmuz’dan sonra Süleymancılar da, “Bizim başımıza da bir şeyler gelebilirler” endişesi hakimdi. O yüzden pek kermes yapamıyorlar, himmet toplayamıyorlar.


Hatta 15 Temmuz sonrası camilere giden Süleymancılarda artış bile oldu.

 

Asiye Güldoğan   Kaynak: Odatv.com

Yorum Yap
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar (1)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.

Medya Haberleri