Siyaset okulunun tasdiknamesi

Özgür UYANIK

 “Bana bunun ne faydası var”

Bu, gündelik yaşayanların, her durumda kendilerine en çok sorduğu sorudur. 

Böylece içinde bulundukları çaresizliği rasyonelleştirirler.

Son zamanlarda yetkili ağızlardan da benzer sözler dökülmeye başladı. 

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca Ak Parti kongrelerinde toplanan kalabalıklarla ilgili sorulardan bıktı ve “bu konuyu gündemde tutmanın kimseye faydası yok” dedi.

Sadece hayata gündelik çıkarlar sınırında bakan insanlar Pandemi koşullarında iktidar partisinin toplantı ve mitinglerini sorgulamaz. Aksine bu durumdan bir “fayda çıkarmaya” çalışır.

AKP Kongreleri, 9 Martta başlayan açılımdan sonra Pandemiyi unutturan ve virüsün bulaşmasına karşı kazanılmış sosyal disiplini dumura uğratan önemli bir vakadır.

Geçen yıl Fransa’da COVID’i patlatan olay bir kilise toplantısıydı. Bir kilise buluşmasında tek bir kişinin 2000’den fazla kişiye hastalığı bulaştırdığı tespit edildi.  

Türkiye’de bu kongrelerin son haftalarda patlama yapan vaka artışındaki etkisini açıklayabilecek bir kurum var mı?

Sağlık Bakanı tüm ülkeyi riske atan bu organizasyonları görmezden gelmemizi istiyor. 

Oysa kendisi birçok Avrupa ülkesinden bile önde bir aşı kampanyası yürüttü. Bir yıldan bu yana büyük bir sorumluluğu sırtlandı. Bu yapılanlar en başta Sağlık Bakanı’nın çaba ve emeğini hiçe saymak değil mi?

Önce kendisinin çıkıp bu “olan biteni” eleştirmesi gerekmez mi?

Bu durumda işinizi sadece toplumu düşünerek yapmanız gerekir. Birilerini rahatsız etmekten korkarsanız bütün bir ülkenin hayatını riske atarsınız. Ve yaptıklarınızı kimseye açıklayamazsınız.

Bu yüzden Sayın Bakan bir gün özür dileyip ertesi gün gizlice cenazeye katılırken görüntüleniyor. 

Resmi rakamlara göre bir yıl içinde 32 bin yurttaşımız COVID 19 sebebiyle hayatını kaybetti.

Bu neredeyse PKK ile savaşta 30 yılda kaybettiğimiz insan sayısına eş.

Bunların içinde yüzlerce sağlıkçı, doktor, profesör, öğretmen var. PKK bile bu kadar yetişmiş insanımızı öldüremedi.

Pandemi bir kamu güvenliği sorunu değil mi? 

“Ölen öldü kalan sağlar bizimdir” mi diyeceğiz?

Bir de, son dönemde Türkiye’de yapılan her yanlışı daha büyük bir tehdide dayandırmak gibi bir alışkanlık gelişti.

Deniyor ki, iktidarın kongrelerle yarattığı riskin farkında olmaması düşünülemez. Öyleyse daha büyük başka bir tehdide karşı bunu yapmışlardır. 

Benzer biçimde Cumhurbaşkanı Erdoğan da İstanbul Sözleşmesi’yle ilgili “Girdiğimiz gibi çıkarız da gerisini karıştırmayın” dedi.

Merkez Bankası başkanı neden gece dörtte görevden alınıyor?

Sormayın, kimseye faydası yok.

Neden iftar yasak ama teravi serbest? 

Karıştırmayın, vardır bir sebebi.

Atatürk devlet nişanlarından çıkarılmış. Orduya alımlarda irticai faaliyetler şartı kaldırılmış. Amiral, tarikat evinde üniformasının üzerine cüppe giymiş. Gezi parkı, kamu alanları bir gecede hortlayan Osmanlı Vakıflarına, askeri araziler TOKİ’ye devredilmiş. 

Bunları tartışmanın yararı yok.

Maskesini indiren vatandaşa ceza yazılıyor ama kongre kapılarında binler halay çekiyor. 

Nedenini sormayın.

Peki, politika bunun neresinde? 

Siyaset, insanları susturma işi değil soruları cevaplama, insanları ikna etme potansiyelidir. 

Sorulara cevap veremeyen siyaset okulundan tasdiknameyi alır.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.