Siyasetcafe Yazıcıoğlu ile birlikte yok olan Kozmik bilgilere ulaştı

Araştırmacı Yazarımız Tuncer GÜNAY Son yılların en tartışmalı belgelerini yayınlıyor.

SİYASET CAFE, MUHSİN YAZICIOĞLU İLE BİRLİKTE YOK OLAN BAZI KOZMİK BİLGİLERE ULAŞTI.

 

BBP Genel Başkanı Muhsin YAZICIOĞLU’nun helikopter kazasında şehit olmadan önce devletin bazı kozmik bilgilerine sahip olduğu ve bunların bir kısmını yazarımız TUNCER GÜNAY ile de paylaştığı biliniyordu. Ancak devlet düşmanı olan bazı çevrelerin suiistimal edip saptırabilecekleri endişesiyle yazarımız bunları kamuoyuyla paylaşmıyordu. Ancak geçtiğimiz günlerde Arka Plan Yayınevi’nin sahibi Salman Kayabaşı tarafından yayınlanan “Muhsin YAZICIOĞLU Suikasti” adlı kitapta Tuncer Günay’dan alınan izinle bu bilgilerin bir kısmı deşifre edildi. Terörizmle Mücadele Yazarı Tuncer GÜNAY’ın  Muhsin YAZICIOĞLU’nun sahip olduğu; ÇEÇEN DİRENİŞÇİLER- ASELSAN İNTİHARLARI- ATAK HELİKOPTER İHALESİ- MİLLÎ SAVUNMA İHALELERİ- İSTANBUL’DA KGB SUİKASTLERİ- BOSNA VE KOSOVA başlıklı bazı kozmik bilgileri suikasti soruşturan özel yetkili savcılara  da aktardığı ancak soruşturmanın mahiyetindeki detaylar devlet sırrı oldukları için bunlar hakkında bilgi veremeyeceği ve konuşmayacağı öğrenildi.

 

BURADAKİ BİLGİLER, BİNGÖL’DEKİ 33 ER’İN KATLİAMIYLA İLGİLİ OLARAK BİR KİTAP YAZMA HAZIRLIĞINDA OLDUĞUMU ÖĞRENEN BBP GENEL BAŞKANI SAYIN MUHSİN YAZICIOĞLU TARAFINDAN, KARŞILIKLI ZİYARET VE SOHBETLERİMİZ SIRASINDA BANA VERDİKLERİ KENDİ NOTLARINDAN VE ANLATIMLARINDAN ALINMIŞTIR.

 

Muhsin Başkan, bu korkunç katliam olduktan sonra, o derin sezgisi ve analiz yeteneğiyle olayda bazı tuhaflıklar,  açıklanması güç ihmal ve  kusurlar olduğunu görmüş ve bunların arka planında neler olduğunu anlayabilmek ve çözebilmek için yıllarca bir dedektif gibi araştırma yapmış, olayı kendi çapında soruşturmuş, devlet içindeki dostlarından ve sempatizanlarından yardım alarak olay sırasında bölgede görev yapan pek çok rütbeli askere, istihbarat görevlisine ve polise ulaşmış, bunlarla yüz yüze görüşerek herkesin kolay kolay ulaşamayacağı pek çok bilgiyi ve kozmik belgenin fotokopilerini almıştır.

 

Devletin sırlarını korumak konusunda son derece ketum ve ilkeli bir insan olan Muhsin Başkan’dan tabii ki pek çok ayrıntıyı ve gizlilik dereceli bu belgelerin fotokopilerini alamadım ama bir çoğunun tarih ve sayı numaralarını ve önemli vurgulamalarını alabildim. Muhsin Başkan’ın olayın cereyanı ve soruşturma safhalarıyla ilgili tüm kozmik bilgi ve belgelere ulaşmış olduğuna şaşmıyorum. Onun devlet içinde pek çok seveni, sempatizanı ve dava arkadaşı vardı. Onun, Eşref Bitlis’in, Bahtiyar Aydın’ın ölümleri hakkında  ve Aselsan İntiharlarıyla ilgili araştırmalar da yaptığını ve pek çok soruşturma dosyasına ulaşarak bunları gördüğüne, bu nedenle çok özgün kozmik bilgilere sahip olduğuna inanıyorum. Ancak bu bilgileri içeren belge ve dokümanlara ne olduğunu, onları kime verdiğini, şu anda kimin ya da kimlerin elinde olduğunu bilmiyorum. Sadece ailesinde olmadığından eminim. Olsaydı birileri onları alabilmek için aile fertlerini rahat bırakmaz, bu da kulağımıza gelirdi. Bu kozmik evrakların, soruşturma tutanaklarının fotokopilerini  ve bilgi kaynaklarının açık adlarını çok ısrar edip, gizlilik teminatı ve sözü vermeme rağmen bana vermemiştir. İşte ondan alabildiğim bilgilerin bazıları;


MUHSİN YAZICIOĞLU’NUN NOTLARINDAN

BİNGÖL’DEKİ 33 ER’İN KATLİAMINA DAİR NOTLAR

 

Olayın gerçekleştiği günlerde Palu İlçe Jandarma Bölük Komutanlığı’nda görevli olan Astsubay Üstçavuş X.X.’nin 7 yıl sonra Ankara’da BBP Genel Merkezi’nde yaptığı ziyaret sırasında şahsıma verdiği sözlü bilgiler ve anlatımı ışığında, katliamı yapan terörist grupların ilk fark edilişi ve akabinde gelişen olaylar şöyle olmuştur:

 

1993 yılında, 3 Mayıs’ı 4 Mayıs’a bağlayan gece, Elazığ İli Palu İlçe Jandarma Bölük Komutanlığı istihbarat birimine, bölgede 100-150 kişilik çok kalabalık bir PKK’lı terörist grubunun intikal ettiğine dair sahadaki güvenilir haber kaynaklarından (muhbirlerden) alınan duyumlar ışığında hazırlanan çok önemli bir bilgi notu ulaşmıştır. Bilgi notu acil kotlu olup ivedilikle takip edilmesi ve gereğinin yapılması talimatı da eklidir.

 

Bunun üzerine Elazığ Alay İl Alay Komutanlığı,  Elazığ Jandarma Asayiş Komando Taburu ile Palu’ya Şırnak’tan yeni gelen ve bölgeye çok yabancı olan  Jandarma Komando Bölüğünü, bahsedilen grubu bulmak ve  müdahale etmek üzere operasyon emri vererek sahaya sevk etmiştir. Karma birlik sahayı, Bingöl sınırındaki dağlara kadar 72 saat boyunca taramış ancak grubu bulamamıştır. Ancak operasyon sonlandırılıp Bingöl sınırından dönüşe geçildiğinde terörist grubun Bingöl karayoluna paralel olarak tek sıra avcı kolu düzeninde yürüdüğü fark edilmiştir. Bu bilgi derhal Elazığ, Erzurum, Bingöl ve Muş İl sınırları içindeki tüm güvenlik ve istihbarat  karargahlarına acil kot bilgi notuyla bildirilmiştir.

 -------------------------------------------------------------------------------

 

Katliamın gerçekleştiği tarihlerde Bingöl Emniyet Müdürlüğü- İstihbarat Şube Başkanlığında görevde olan, Nizam-ı Alem sempatizanı kardeşimiz sivil polis memuru X.X.’in ricam üzerine 2001 Tarihinde BBP Genel Merkezi’ne gelip bana misafir olması sırasında olaya dair verdiği bilgiler:

 

Bu olayın olduğu tarihlerde PKK, kendi ilan ettiği Ateşkes pozisyonundaydı.  Birkaç aydır devlet de zımnî olarak, operasyonları yavaşlatarak bu ateşkese uyuyordu. Bu nedenle bölgedeki güvenlik güçlerinde belirgin bir rahatlama, boşlama ve gevşeme vardı. Aslında bu durum PKK’nın kalleşliğini çok iyi bilen aklı başında herkesi korkutuyordu. Örgütün bir yerden ansızın vurma yaparak bizi gafil avlamasından korkuyorduk. Bu nedenle bir yandan zımnen ateşkese uyuyor görünüyorduk bir yandan da örgütün hareketlerini dikkatle izlemeye çalışıyorduk.

 

Tam o pür dikkatli günlerimizde, 20 Mayıs 1993 tarihinde, oğlu Bingöl- Elazığ Sahasındaki PKK gruplarından birinde önemli bir yönetici olan olan bir vatandaştan çok önemli bir bilgi almıştım. Bu şahıs,  oğluyla bir şekilde yaptığı görüşme sırasında, birkaç gün içinde Bingöl-Elazığ Karayolunu keserek ateşkesi bitirecek olan sansasyonel bir eylem yapacaklarını öğrenmiş. Bu şahıs bizim en önemli haber elemanlarımızdan biriydi ve verdiği her bilgi doğru ve güvenilir çıkmıştı. Bu nedenle bu bilgiyi görmezden gelemezdim. Bilgiyi derhal İl emniyet müdürümle paylaştım. Zaten sınır ötesinden gelen duyumlarda da örgütün ateşkesi bozmaya hazırlandığını gösteren emareler alıyorduk. Bu duyumu çok önemsedik ve 21 Mayıs 1993 tarihli- 93/123 Sayılı ve ÇOK GİZLİ ibareli bir uyarı notu ile bu bilgiyi Emniyet Genel Müdürlüğü’ne, Bingöl İl Jandarma Komutanlığı’na, Asayiş ve Güvenlik Komutanlığına “Doğruluğu kesin ve teyit edilmiş Bilgi’ antetiyle yani A teyitli olarak gönderdik.

 

Polis Memuru X.X burada beni uyarıyor ve diyor ki;

 

DİKKAT EDİN BAŞKANIM... BİZ BU BİLGİLERİ RAPOR ETTİĞİMİZDE 33 ERİMİZİN KATLEDİLMESİNE DAHA 3 GÜN VAR. YANİ BU SÜRE İÇİNDE HER TÜRLÜ HAZIRLIKLAR YAPILABİLİR VE ONBİNLERCE ASKER OPERASYONA  SOKULABİLİRDİ. GEREKENLER YAPILIRSA, İŞ SIKI TUTULURSA O TERÖRİST GRUP DAHA KATLİAM NOKTASI OLAN ÇEVRİMPINAR’A VARMADAN ARAZİDE TEMAS SAĞLANABİLİR VE İMHA EDİLELİRLERDİ.  ZİRA BİR KAÇ SAAT SONRA NEREDE OLDUKLARINI ARTIK NOKTA NOKTA BİLDİREN BİLGİLER DE AKMAYA VE PAYLAŞILMAYA BAŞLAMIŞTI. ANCAK AKIL ALMAZ BİR ŞEKİLDE BÖLGEDEKİ BİRLİKLER BİR TÜRLÜ TAM ANLAMIYLA ALARMA GEÇİRİLEMEMİŞ VE SAHAYA ÇIKARILAMAMIŞLARDI.

 

Hadiseye başka açıdan bakalım:

 

Dönemin Emniyet Genel Müdürlüğü-İstihbarat Dairesi Başkanı Halil Tuğ’u olaydan birkaç gün sonra, bir sohbet amacıyla makamında ziyaret ettiğimde konu bu katliama gelmişti. Kendilerine bu katliamın olacağına dair önceden bir bilgi alıp almadıklarını sormuştum. Son derece tecrübeli ve sezgisi güçlü olan Halil TUĞ’un verdiği bilgiler, polis memuru kardeşimiz X.X. arkadaşımızın anlattıklarıyla örtüşüyor. Sayın Halil TUĞ, katliamdan 3-4 gün önce, Palu kırsalında toplanan 150- 200 kişilik bir grubun Bingöl’e doğru yola çıktıklarını, yürüyüş esnasında çevreden aldıkları takviyelerle 300 kişiye ulaşarak olay bölgesine doğru yaklaştıklarını, bunların Bingöl-Elazığ Yolunu keserek büyük bir katliam yapmaya hazırlandıklarını çok güvenilir sağlam kaynaklardan öğrendiklerini ve bu bilgileri hiç zaman kaybetmeden, acil olarak, Genelkurmay Başkanlığı’na, MİT Müsteşarlığına, Jandarma Genel Komutanlığı’na ve bölgedeki tüm emniyet polis birimlerine göndererek gerekli uyarıları yaptıklarını söylediler. Daire Başkanı Halil TUĞ, “Çok Gizli” damgalı olan 21 ve 22 Mayıs 1993 tarihli bu bilgilendirme ve uyarı yazılarından ikisini bana göstermişlerdi. Emniyet İstihbarat Dairesi’nin 3 gün öncesinden itibaren katliama saatler kalana kadar, bu bilgileri ve ikazları Ankara’daki karargâhlara ve bölgedeki tüm güvenlik ve istihbarat birimlerine gönderdiğini ikna edici evraklarla gördüm ve anladım.

 

                    ---------------------------------------------------

 

MHP Milletvekili Tuncay ŞEKERCİOĞLU, katliamdan bir gün önce bu grup tarafından şehit edilen ve Yeşil kot adlı Mahmut YILDIRIM’ın da akrabası olan MHP Genç İlçe Başkanı Hadin ARI’nın cenazesi için bölgedeydiler. Tuncay Şekercioğlu ve Yeşil, bu grubun karayolunda kurdukları tuzaktan, Yeşil’in dikkati sayesinde  son anda kurtulmuşlardı. Tuzağı fark eder fark etmez hemen Bingöl’e geri dönüp bu kalabalık grubun yol kestiğini ve arabaları yaktığını ilgililere söylemişler. Kaynak bigi Tuncay ŞEKERCİOĞLU’dur. Onların verdiği net ve somut bilgiler de PKK Grubunun, katliamın yapılacağı mevkie çok yakın bir yerde olduğuna işaret etmektedir.

 

                        ------------------------------------------

 

Katliamın ardından gayet doğal olarak toplumda büyük bir şaşkınlık, infial ve öfke  oluştu. Hükümete çok ağır tepkiler yönelmişti. Başta Emniyet Genel Müdürlüğü olmak üzere, Jandarma Genel Komutanlığı ve Bingöl Jandarma Komutanlığı çok ağır tepkiler ve eleştiriler almıştı. Tabii ki hemen soruşturmalar başlatıldı.

 

İlk soruşturma Elazığ Güvenlik  ve İl Jandarma Komutanı Kıdemli Albay Hüseyin Yılmaz hakkında açıldı. Ahmet Oğlu, 1944 Doğumlu, Bolu/Akçakoca ilçesi Altın Köyü Nüfusuna kayıtlı olan 1966/17 sicil numaralı kıdemli Albay Hüseyin YILMAZ’a yöneltilen suçlama “Büyük zararlar doğuran emre itaatsizlik” idi.  Aynı soruşturmada;

 

Elazığ İl Jandarma Komutanlığı Harekat ve Asayiş Şube Komutanı, 1968/17 Sicil no’lu  Yarbay Sedat ŞENOĞUL,

 

Elazığ/Kovancılar İlçe Jandarma Bölük Komutanı, 1983/46 Sicil no’lu Jandarma Yüzbaşı Zabit ENGİN,

 

Elazığ/Karakoçan İlçe Jandarma Bölük Komutanı, 1984/ 20 sicil no’lu J. Kd..Üstm. Serdar TAVŞANLI,

 

Bingöl Güvenlik Komutan Yardımcısı ve Bingöl  İl Jandarma Komutanı, 1968/16 sicil no’lu  Yarbay  Özcan YARAT,

 

Bingöl İl Jandarma Komutanlığı- Harekat Asayiş Şube Komutanı 1969/40 sicil no’lu J. Yb. Asım ERÖZ,

 

Bingöl il Merkez J. Bl. Komutanı 1983/40 sicil no’lu J.Kd. Yzb. Nevzat YILDIZ

 

hakkında da “Memuriyet Görevini İhmal”den soruşturma açılır. Ardından da Elazığ 8. Kolordu Komutanlığı Askeri Savcılığı tarafından 1993/634 sayı, 1993/634 esas ve 1993/273 kararlı iddianame ile haklarında dava açılır. Ancak görevsizlik kararı çıkar.

 

Bu soruşturma ve davada  bazı gariplikler var. Mesela bana en tuhaf ve çarpıcı gelen tutarsızlık şudur:

 

Bingöl’ün emniyet ve asayişinden birinci derecede mesul olan Güvenlik Komutanı, Bingöl’deki Piyade Tugayı Komutanı olan Tuğgeneral XX olduğu halde, soruşturmaya öncelikli olarak onun adı dahil edilmesi gerekirken, onun yerine olay yerinde görevli olmayan yardımcısı Yarbay Özcan YARAT soruşturulmuş ve sanık olmuştur. Tuğgeneral XX, olayın birinci derecede kendi sorumluluğuna ait olmasına rağmen hiçbir şekilde ifadesi alınmadığı gibi, tanık olarak dahi bilgisine başvurulmamıştır. Ancak 3 ay sonra toplanan 30 Ağustos Askeri Şura’sında emekli edilmiştir.

     -------------------------------------------------------------------------

 

24 Mayıs 1993 Bingöl Çevrimpınar’daki 33 Er Katliamı’ndan kurtulan askerlerden Nizam-ı Alem Davasını benimseyen 5 asker, konu hakkında bilgi ve görüşlerini almak üzere; terhislerinden sonra kendileriyle irtibata geçilerek parti merkezimize davet edilmişler ve benim misafirim olmuşlardı. Kendilerine olayın nasıl gerçekleştiğini sordum. İlk olarak otobüslere bindikleri andan itibaren olay mahalline gelene kadar yaşadıkları, tanık oldukları, dikkatlerini çeken her şeyi sordum.

 

Olay noktasına gelene kadar otobüslerinin sık sık konaklama ve petrol istasyonlarında duraklaması, şöförlerin kendilerinden uzaklaşarak bir yerlere telefonlar etmesi daha da önemlisi, Kovancılar’dan sonra Bingöl’e ilerlerken kendilerine eskort koruma timlerinin ve helikopterle kep koruma gibi mutat  emniyet unsurlarının eşlik etmeyişi dikkatlerini çekmiş. Bu durumu örgütün ateşkes pozisyonunda olmasının getirdiği rehavet, yanılma ve gevşeme ile açıklıyorlar ama onlara, yol kesileceğinin ve katliam yapılacağının 3-4 gün önceden haber alındığını ve resmi istihbarat raporlarıyla bölgedeki güvenlik karargahlarının defalarca uyarıldığını söylediğim zaman buna hiçbir açıklama getiremiyorlar. Bir de Şemdin SAKIK’ın katliam sırasında olay yerinde olup olmadığı hususunda aynı şeyleri söylemediler. Şemdin Sakık’ın orada olduğunu ve kendisini gördüğünü ısrarla söyleyen olduğu gibi onu kesinlikle orada görmediklerini söyleyenler de var. Burada çarpıcı bir bilgi eklemek lazım; Şemdin Sakık, 33 Er’in katledildiği olay nedeniyle yargılandığı Diyarbakır’da, olay sırasında Kulp’ta olduğunu söylüyor ve mahkeme, yerel  istihbarat birimlerinin telsiz dinleme ve frekanstan yer tespit dökümleriyle onun beyanlarını doğrulaması üzerine, olaya dolaylı iştirakten ceza alıyor. Yani istihbarat birimlerinin raporlarını esas alan mahkeme bu kararı vermekle, Şemdin Sakık’ın katliam yerinde olmadığını, olay sırasında grubu sevk ve idare etmediğini kabul etmiş oluyor.

                               -------------------------------------------------

 

Elazığ 8. Kolordu Kolordu komutanı Korgeneral Cengiz İDİL, olayın soruşturulması, ihmal, kusur ve itaatsizlik varsa sorumlularıyla beraber ortaya çıkarılması için Askeri Savcı Binbaşı İnayet Taş’a sözlü emir vermiştir. Bunun üzerine askeri savcılık araştırma ve soruşturma başlatarak aşağıdaki sonuçlara ulaşıyor:

 

Katliamın gerçekleştiği 24 Mayıs 1993 günü toplam 582 jandarma eri, 16 araçla, saat 04.55’ten itibaren, saat 13.00’e kadar Malatya kontrol noktasından Bingöl kontrol noktasına doğru, silahsız ve sivil olarak yola çıkarılmışlardır. Silahsız ve acemi eğitiminden yeni çıkmış olan tecrübesiz erler araçlara koruma, eskort ve silahlı asker verilmeden, helikopter kep koruması yapılmadan, konvoy oluşturulmadan yola çıkarılmışlardır. Oysa istihbarat raporlarından ve birliklere gönderilen bilgi notu formlarından da anlaşılacağı gibi, Elazığ-Bingöl arasındaki yol güzergahın askerler için çok tehlikeli olduğu, PKK‘lı bir grubun bu yolu keserek büyük bir eylem yapmaya hazırlandığı, bu grubun olay yakınlarında mevzilendikleri bilinmektedir. Bunlar, askerlerin bu şekilde sevk edildiği saatlerde bu kritik güzergâhtan sorumlu tüm komutanlıklar tarafından bu bilgi notları sayesinde çok iyi bilinmektedir. Hal böyle iken, araçların değişik saatlerde yola çıkarılarak, birbirinden kopuk olarak bu şekilde sevk yapılmasına izin verilmesi ve gereken hassasiyet ve önemin gösterilmemesi nasıl açıklanabilir?

 

Askerler yola çıkarılmadan önce, sayıları, bindikleri araçların plakaları ve hareket saatlerinin kayıt altına alınarak güzergah üzerindeki birliklere bildirilmesi ve bu birlikler tarafından güvenliklerinin sağlanması talimatı verilmiştir.

 

Bu talimata rağmen sadece saat 12.00’de yola çıkan ve içinde 21 erin bulunduğu minibüsün plakası Elazığ ve Bingöl İl Jandarma Komutanlıklarına 11 mesaj çekilerek bildirildiği, bu mesajların geciktirilmeden güzergah üzerindeki Baskil, Elazığ İl Merkez, Kovancılar, Karakoçan ve Bingöl İl Merkez Jandarma Bölük komutanlıklarına aktarıldığı, adı geçen aracın bu komutanlıkların görev sahalarından geçip çıktıkları telsiz ve telefonla bildirilmiştir.   

 

Ancak iki araç hariç. Malatya’dan 12.00 ve 13.00 de yola çıkan ama plakası bildirilmeyen Iveco marka minibüs ile 44 DD 843 plakalı minibüsün Bingöl İl Merkez Komutanlığına bağlı olan Kuruca Karakolu önünden geçiş yaptığı tespit edilmiştir. Katledilen 33 er bu iki minibüstekilerdir.

      

                     ---------------------------------------------------------

 

Elazığ İl Jandarma Komutanı Albay Hüseyin Yılmaz, Elazığ ile Bingöl arasındaki yol güzergahının asker sevkiyatı için emniyetli olmadığını Malatya ve Bingöl’e bildirmiş olduğunu beyan etmiştir. Buna rağmen eskortsuz ve  korumasız araçların Malatya’dan salınmasına devam edilmiştir.

              ------------------------------------------------------

 

Bingöl İl Jandarma Komutanı Jandarma Yarbay Özcan YARAT’ın katliamdan yaklaşık bir ay önce, Bingöl İl Güvenlik Komutanlığı’na 27. 4. 1993 tarihinde yazdığı HRK: 7130-351-93/ Hrk. Mrk. 6347 sayı ve kayıtlı yazısına bir bakalım:

 

“… Son zamanlarda elde edilen duyumlara göre 1993 yılı yaz döneminden itibaren PKK terör örgütü tarafından, stratejik konumda olan Bingöl ilinin çevre illere bağlantıları üzerindeki karayollarında yoğun eylemler planladığı, bu yollar üzerinde kontrolün ele geçirilmesini amaçlandığı öğrenilmiştir.”

 

Bu uyarı gösteriyor ki, Bingöl’deki güvenlik sorumluları il sınırları içindeki karayollarının güvenli olmadığından ve yakın bir zamanda bu yolların kapsamlı  eylemlere sahne olacağından haberliler. Hem de daha bir ay öncesinden kendilerine en yetkili istihbarat birimlerinden gönderilen uyarı yazılarından aldıkları bilgilerle…

                      ------------------------------------------------

 

Katliamın gerçekleştiği karayolunun o bölümünden sorumlu olan Bingöl İl Merkez Jandarma Bölük Komutanı  Jandarma Yüzbaşı Nevzat YILDIZ’ın, katliamdan 3 gün önce hazırlayıp üstlerine gönderdiği 21 Mayıs 1993 tarihli, İSTH: 350-54-93/3396 sayılı yazıya ek  olarak iliştirilen bilgi formunda yazdığı şu bilgilere bakalım;

 

“ 20 Mayıs 1993 günü saat 21 00 sıralarında 60 kişilik bir PKK grubunun Bingöl İl Merkez Jandarma Bölük Komutanlığına bağlı Kırkağıl Köyü’ne geldikleri, burada kısa bir propaganda yaptıktan sonra Gökçekanat Köyü Manço Deresi mevkii istikametine gittikleri duyumu alınmış olup duyumun kaynağı güvenilir ve haberin doğru olduğu anlaşılmıştır.”

 

Bu cümlelerden ve devamındaki bilgilerden de anlaşılacağı üzere; katliam noktasının güvenliğinden sorumlu olan Yüzbaşı Nevzat YILDIZ’ın, Kuruca-Bingöl karayolunda kendilerince aldıkları önlemlerin yeterli olmadığını ve 150 kişilik bir terörist grubunun katliamın yapıldığı Diztepe mevkiinin çok yakınında bulunan Gökçekanat ve Çevrimpınar köylerine geldiklerini bildiği anlaşılıyor.

                             ----------------------------------------------

Tuhaflıklar devam ediyor…

 

İki gün sonra 23 Mayıs 1993 tarihli, İSTH: 3520-208-93-3405 sayılı yazısına ekli olan bilgi notunda da Kuruca Jandarma Karakol Komutanlığı istihbarat elemanlarının 22 Mayıs’ta büyük bir terörist grubunun görüldüğüyle ilgili bir duyum aldıkları bildiriliyor:

 

“ 22 Mayıs 1993 tarihinde güvenilir bir kaynaktan alınan duyuma göre, son bir haftadan beri, PKK’ya mensup silahlı bir grubun Ziyarettepe, Medertepe, Keçirtepe ve Ermurtağ Deresi’ni takiben Kırkağıl Köyü’ne indikleri, son olarak 21.5.1993 günü köylülerden 5 çuval ekmek topladıkları, aynı dere istikametini takip ederek Nedertepe’de mevzilendikleri öğrenilmiştir. Haber kaynağı  güvenilir ve haber doğrudur.”

                       --------------------------------------

 

Tuhaflıklar devam ediyor…

 

24.5. 1993 tarih ve İSTH: 3520-57-93-3410 sayılı yazıya ek olan bilgi notunda;

 

“23 Mayıs 1993 günü, Bingöl merkez Kartal Köyü’ne sayıları ve kimlikleri tespit edilemeyen bir grup PKK örgütü mensubunun gelerek propaganda yaptıkları, erzak temin ettikleri ve daha sonra Manço Deresi istikametine gittikleri öğrenilmiştir.”

                     --------------------------------------------

Tuhaflıklar devam ediyor;

 

24.5.1993 tarihli İSTH: 3520-56-93-3409 sayılı yazıya ek olan bilgi notuna çok dikkat;

 

23.5.1993 günü, saat 21.00 sıralarında bir grup PKK örgütü mensubunun merkez Gökçekanat ve Çevrimpınar Köylerine geldikleri, evleri tek tek dolaşarak çuvallarla ekmek topladıkları, kazma kürek istedikleri, daha sonra Ziyarettepe mevkii istikametine doğru giderek Çevrimpınar Köprüsü’nden Elazığ yönüne gittikleri öğrenilmiştir.”

 

Yani katliamın yapıldığı noktaya gidiyorlar…

 

Yapılan soruşturmada, Bingöl İl Jandarma Komutanlığı- İstihbarat Şube Müdürü Binbaşı Yavuz ÇİÇEK, Bingöl İl Merkez Komutanlığı’nda toplanan ve buradan ilgili yerlere ve kendilerine gönderilen tüm bilgi notlarını aldıklarını,  bu nedenle büyük bir terörist grubunun birkaç kol halinde katliam noktasının çok yakınlarında dolaştığını ve olay bölgesine çok yakın noktalarda mevzilendiklerini bildiklerini ifade etmiştir. Ancak bu bilgi ve duyumları aldıktan sonra, emir-talimat zincirinin işleyiş ve bürokrasisi nedeniyle müdahale edemeden bu hadisenin gerçekleştiğini söylemiştir.

 

Diyarbakır Jandarma Asayiş Komutanlığı’nın Bingöl ve Elazığ İl Jandarma Komutanlıklarına, 8 Eylül 1992 tarihinde gönderdiği, PER: 71/30-15-92/1183 Sayılı kripto mesaj emriyle;

 

“Dağıtımla birliğe gelen hiçbir personelin kesinlikle münferit olarak gönderilmemesi, belli merkezlerde toplanacak personelin güvenilir otobüs firmalarından tutulacak otobüslerle, zırhlı araç eskort vesaire ile gönderilmesi, oluşturulacak konvoyun yol güzergahındaki kritik noktalarda helikopterlerle kep görevi yaptırılarak emniyetinin sağlanması…” emredilmiştir.

 

Bu emrin 24 Mayıs 1993 tarihinde, Malatya’dan itibaren Bingöl İl Merkezine kadar olan tüm sorumlu komutanlıklar tarafından  çiğnendiği anlaşılıyor.

 

 --------------------------------------------------------------------------------

 

Erzincan 3. Ordu Komutanlığı’nın 12 Kasım 1993 tarihli, HRK: 7130-92-91/Pln. Hrk. (726)  sayılı emri,

 

8. Kolordu Komutanlığı’nın 21 Kasım 1991 tarihli,  İSTH: 7130-5-91-4339 sayılı emri ayrıca,

 

Tunceli Jandarma Bölge Komutanlığı’nın 3 Aralık 1991 tarihli, İSTH: 7130- 150- 91/ 4068 sayılı emrine göre; 

 

Kuruca Geçidi, Karakoçan ve Kovancıların kritik yol güzergahında olduğu bildirildikten sonra, bu yol güzergahını kullanacak olan dağıtım erlerinin birliklerine yüksek koruma sağlandıktan sonra, topluca ve gündüz saatlerinde dağıtılmaları, bu güzergahta konvoy oluşturulması, konvoyun önünde, arkasında ve ortasında, müstakil hareket edebilecek araçlara bindirilmiş koruma emniyet  timlerinin bulundurulmasını gerektiği bildirilmiştir.

 

24 Mayıs 1993 tarihinde Malatya’dan yola çıkarılan erlerin sevkiyatı sırasında, bahsi geçen güzergah üzerinde  bu emirlerin hiç birinin dikkate alınmadığı görülmüştür. Ne yola topluca çıkma, ne emniyet timleri, ne eskort ve konvoy ne de helikopterle kep koruma görevi… Hiç biri uygulanmamıştır.

 

24 Mayıs 1993 günü Bingöl’de şehit edilen asker sayısı 33 değil 38’dir. Zira yol kesme eylemi 33 erin şehit edilmesinden 3 saat önce kesilmiş ve bu süre içinde durdurulan araçlardan biri astsubay olmak üzere 5 askerimiz daha şehit edilmiştir. Aynı gün, katliamdan hemen sonraki saatlerde yapılan müdahalede de 25 terörist öldürülmüştür. 3 terörist de sağ olarak yakalanmıştır. Kesilen yol güzergahı yaklaşık 3 saat teröristlerin denetiminde kalmış, bu süre içinde müdahale görmemişlerdir.

 

PKK’NIN KENDİ İLAN ETTİĞİ ATEŞKESİ BÜYÜK BİR EYLEM İLE BOZMAYA HAZIRLANDIĞINI ANKARA 1 AY ÖNCEDEN EMNİYET İSTİHBARAT UYARILARI SAYESİNDE BİLİYOR.

 

ELAZIĞ-BİNGÖL KARAYOLU’NUN KESİLECEĞİNİ BİR HAFTA ÖNCEDEN ANKARA’DAKİ HÜKÜMET, GENELKURMAY, EMNİYET, JANDARMA VE MİT BİLİYOR.

 

KATLİAMIN YAPILDIĞI NOKTANIN 1-3 KM ÇEVRESİNDEKİ KÖYLERDE VE TEPELERDE 150 İLE 300 KİŞİLİK TERÖRİST GRUPLARININ DOLAŞTIĞI, ERZAK TOPLADIĞI, MEVZİLENDİKLERİ VE NE YAPMAK İSTEDİKLERİNİ       

 

ELAZIĞ VE BİNGÖL’DEKİ BÜTÜN GÜVENLİK KARARGAHLARI BİR HAFTA ÖNCEDEN BİLİYORLAR.

    KALABALIK BİR TERÖRİST GRUBUNUN KARAYOLUNU NEREDEN KAÇ KİŞİYLE KESMEYE HAZIRLANDIĞINI ARTIK 3-4 SAAT ÖNCEDEN O YOLUN GÜVENLİĞİNDEN SORUMLU OLAN KOMUTANLAR DA BİLİYORLAR…

 

BUNA RAĞMEN YOL KESİLİYOR VE 38 ER ŞEHİT EDİLİYOR.

 

Kimilerine göre, ateşkesin rehavetine ve  keyfine alışmış olan komutanların kendilerini ve mahiyetini riske sokmak istememeleri, kimilerine göre, askerlerin örgütten ateşkesi bozacak olan böyle dehşetengiz bir hamleyi beklememeleri, kimilerine göre de bazı albay ve generallerin zayiata yol açacak olan bir müdahale yaparak yaklaşan 30 Ağustos Şurası’nda terfi ve kariyerlerini tehlikeye atmak istememeleri ve daha da vahimi alana yeni tayin edilen komutanların kalabalık bir terör grubunun önüne çıkmaktan çekinmeleri… Belki de çok ağır işleyen ve zaman kaybettiren emir-komuta zinciri… Bölük’ten başlayıp tabura, taburdan alaya, alaydan tugaya, tugaydan tümene,  tümenden ordu komutanlığına ve oradan da Ankara’ya kadar danışılan ve onaylanması beklenen emir ve harekat planlaması… Saatlerce süren bu zincirin tekrar çıktığı yere dönmesi ve harekete geçilmesi arasında kaybedilen çok değerli ve kritik saatler… Belki de Bingöl İl Jandarma Komutanlığı- İstihbarat Şube Müdürü Binbaşı Yavuz ÇİÇEK çok haklıydı. Burunlarının dibine kadar gelen ve ne yapmaya niyetlendiklerini çok iyi bildikleri teröristlere bu hantal, yavaş işleyen ve çok zaman kaybettiren emir onay zinciri yüzünden müdahale edememişlerdi. Müdahale emri aldıklarında da iş işten geçmiş 38 askerimiz şehit olmuştu.


Burada adları geçen sorumlu komutanların hepsi Elazığ askeri savcılığı tarafından yargılanmışlardır. Bir kısmı beraat etmiş bir kısmı da adeta önemsiz memur suçu kapsamında 1-1,5 yıl arasında ceza almış, cezaları daha sonra Askeri Yargıtay’da temyiz edilmiş ve bu cezalar da kaldırılmıştır. Ordudan çıkarılan olmamıştır. 

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Gündem Haberleri