Strazburg'da atılan imzalar FETÖ'cülerin kabusu

FETÖ'cü darbe ve işgal girişiminden sadece dört gün önce Türkiye'nin Strazburg'da attığı imzalar, şimdilerde soluğu yurt dışında alıp, siyasi sığınma arayanların kâbusu oldu.

Darbe ve işgal girşiminin ardından Ankara, FETÖ elebaşını ABD'den istedi. Suçüstü yakalan Fetullah Gülen, "Ben Batı'ya hizmet ettim, beni vermeyin" yalvarmasının ardından "Darbe girişimini uluslararası bir komisyon incelesin" çıkışına karşılık bulamadı. ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Elizabeth Trudeau bu öneriyle ilgili olarak pozisyon almayacaklarını söyledi. Bir başka durum varki FETÖ elebaşını soğuk soğuk terletiyor.


Son olarak Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, ABD'li mevkidaşı John Kerry ile bir telefon görüşmesi yaptı. Diplomatik kaynaklara göre o telefon görüşmesinde FETÖ elebaşı Fetullah Gülen'in iade süreci ve ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden'in gelecek günlerde Türkiye'ye yapacağı ziyaret ele alındı. ABD her ne kadar Gülen'in iadesinde ayak sürüse de Washington da köşeye sıkışmış görünüyor. 

Hürriyet Gazetesi'nden Murat Yetkin bugünkü "Belçika Kaidesi Gülen'in kabusu" başlıklı yazısında iade süreciyle ilgili olarak kritik önemdeki bir ayrıntıyı kaleme aldı. 

Ülkede yaşanan darbe girişiminden sadece dört gün önce Türkiye’nin Strazburg’taki Avrupa Konseyi Daimi Temsilcisi Büyükelçi Erdoğan İşcan 11 Temmuz 2016 günü önemli bir imza törenine katıldığını hatırlatan Yetkin, "Ankara’dan aldığı talimat uyarınca, Türkiye’yi Avrupa Konseyi ile beş sözleşmeye daha taraf yapacak imzaları attı. “Böylece” dedi İşcan, “Avrupa Konseyi sözleşmelerine taraf olma düzeyimiz yüzde 48’den 53’e çıktı.” dediğini aktardı okurlarına. 

Pensilvanya'da hala kuyruğu dik tutmaya çalışan FETÖ elebaşının dizlerinin bağını çözen bir ayrıntıya dikkat çeken Murat Yetkin özetle şu noktalara değindi:

Avrupa hukuku ile biraz daha yakınlaşılıyordu ve bu da hala akıbeti belli olmayan Göçmenler-Vize anlaşması doğrultusunda önemli bir adımdı.

O beş sözleşmeden üçü, Suçluların İadesine İlişkin Avrupa Sözleşmesinin ek protokolleriydi. Böylece Türkiye ta 1957’de yayınlanan Sözleşmeye tam taraf haline geliyordu.

O sözleşmede hangi hallerde suçlananların siyasi suçlu sayılıp sığınma verilmeyeceği de yazıyordu.

Üçüncü madde aynen şunu söylüyordu: “Bir devlet başkanı, ya da ailesinin bir üyesinin canına kastetme, ya da kastetme girişimi bu sözleşmenin amaçladığı siyasi suç sayılmayacaktır.”

Başka türlü söylersek, eğer bir kişi bir ülkenin devlet başkanının canına kast etmiş, ya da etme girişiminde bulunmuşsa, Avrupa Birliği hukukunu da içine alan “Suçluların iadesi” sözleşmesi hükümlerine tabi olmuyor, siyasi sığınma koşulları dışında sayılıyor.

Bu kuşkusuz 15 Temmuz kanlı girişimine bizzat katılmakla suçlanan Türk Silahlı Kuvvetleri (eski) mensupları ya da onlarla aynı tertip içinde bulunan ve daha çok ABD ve AB ülkelerinden “muhalif” sıfatıyla siyasi sığınma amaçlayanlar için kötü haber, adeta kâbus.

Ama hükümetin asıl hedefi, artık iddianamelerde de yer alan suçlama ile “Fethullahçı Terör Örgütü (FETÖ)” lideri Fethullah Gülen’i ABD’den alıp yargılamak.

Peki, bu Avrupa Sözleşmesi ABD için de geçerli mi?

Avrupa sözleşmesi olarak değil ama evet geçerli.

Çünkü o cümle 7 Haziran 1979’da imzalandığı halde 12 Eylül 1980 askeri darbesinden sonra 1 Ocak 1981’de yürürlüğe giren Suçluların Geri Verilmesi Ve Ceza İşlerinde Karşılıklı Adli Yardım Antlaşması maddeleri arasında da aynen yer almış.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde (AİHM) yıllarca yargıçlık yapmış emekli diplomat ve Meclis üyesi Rıza Türmen “Bu kural ABD’de de Avrupa’da geçerli” diyor.

Çünkü, uluslararası ceza hukukunda “Belçika Kaidesi” olarak da bilinen bu ilke artık Latince hukuk deyimiyle “jus cogens”, yani evrensel hukuk ilkesi sayılıyor; “insan öldürmek suçtur” kadar geçerli.

Türmen, “Darbe girişimiyle irtibatı, talimat alıp verdiği kanıtlanan herkes için bu geçerli olmalı” diyor. Evet, kanıtlandığı takdirde Gülen için de.
  
15 Temmuz kanlı darbe girişiminden yalnızca dört gün önce bu anlaşmaya tam taraf haline gelinmiş olması, şu anda bu tertibe karışmış olup da başka ülkelerde siyasi sığınma arayan herkesin kâbusu olmuş durumda.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Dünya Haberleri