Tartışma Kurumu!

Volkan AYDEMİR

Bizim ülkede bilinç sahibi hiç kimse girdiği iyi niyetli tartışmayı kazanamaz.

Çünkü maalesef tartışma kültürü yok. Bunun yerine Ontolojik Mutlakiyet eğilimi var ve insanların bakış açılarını değiştirmesine engel oluyor ne yazık ki.

İki kişi tartışırken A’yı savunan B’nin doğru olabileceğini aklına getirmiyor.

Herkes her konunun uzmanı gibi davranıyor maalesef.

Yanlışta olsa doğruda olsa, kişinin zihin ve akıl süzgecinden geçirip oradan buradan aldığı verileri harmanlayıp size sunduğu neticeye kutsal ve sonsuz bir inanç var.

Tamam bazı durumlarda, çok nadirde olsa doğru tek olmayabilir ama kabullenmek gerekir ki dünyada tek bir “daha doğru” vardır.

Buna rağmen taraflar, kendi bildiklerinin doğru olduğuna çok emin davranmaktadırlar. Bir tarafın sunduğu bilimsel kaynak dış güçler tarafından siparişle yazdırılmış sahte bilgilerdir, onlar için gerçek başkadır.

Genelleme yapmadan büyük çoğunlukla; seçmen ve oy kaybı kaygısı olmayan seçim zamanları dışında, politikacılar veya siyasiler bu konuda çok ısrarcıdır.

Sayısı azda olsa eğitimciler, toplumda ön planda olan kanaat önderleri, hekimler, mühendisler, yazarlar, sanatçılar başta olmak üzere veya eyyamcılık yaparak popüler olmaya çalışan kimseler.

Toplumun kurulabilecek uzlaşı içindeki tartışma kurumunu, daha başlamadan yıkmaktadırlar. Çünkü, tartışmanın ve münazaranın karşılığını kavrayamamış çatışma hali olduğunu öğrenmişlerdir yıllar boyu.

Münakaşa her ne kadar tartışma ile aynı anlama sahip olsa da oransal olarak, tartışmanın çatışmaya yakın olan sayısal yarısındadır. Münazara ise, uzlaşı kurulabilecek diğer yarısındadır.

Bunların bilinmesinin yanı sıra, tartışma için karşınıza aldığınız bireyin sosyal statüsü ne olursa olsun entellektüel sermayesi, karakteri, sosyal bilinci, konuya hakimiyeti ve yaşam görgüsü çok önemlidir tabi.

Özellikle bizim gibi “ön yargı ve kendi yargısının” doğruluğuna fanatikçe tapınan mono idea’ya inanmış bireylerin yoğun olduğu toplumlarda, konu münakaşa edilerek çatışma haline dönüşebilmektedir.

Bu durumun nedenlerinin farklı sosyolojik kalıplar çerçevesinde analiz sonucu ise; kişinin doğup içinde büyüdüğü topluluğun günlük yaşam içinde yaşanan tüm olaylara verdikleri genel tepkileri, birey bilincine sahip olduktan sonra, ailesi, eğitim aldığı ve çalıştığı kurumların karakteristik yapıları. Günlük hayatta yaşanan olaylara yaklaşımını, bireysel tepkilerini etkilemektedir.

Sonuç olarak; kurulacak diyaloglarda tartışma kurumunun tanımını tek başına sizin bilmeniz yeterli değildir. Doğru kişiyle kurulacak diyaloglarda sonuç, karşılıklı bilgi akışı, somut ve maddi getirisi olan faydalar sağlayabilir.

Diğer taraftan yanlış kişi yada kişilerle oluşturulacak tartışma diyaloglar itibar kaybı, adli ve hukuki giderler, gereksiz sağlık harcamaları, boşa zaman kaybı veya daha kötüsü ebedi sonsuz kayıplarla sonuçlanabilmektedir.

Kısaca özetlersek, halk ozanı Pir Sultan Abdal’ın yüzyıllar önce sazına koştuğu türkü gibi, “konuş ehil ile, olasın ehil. Konuşma cahille, olursun cahil. Kişi itibardan düşer mi düşer.”

KALIN SAĞLICAKLA!

Yorum Yap
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar (2)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.