ABD’nin CAATSA yaptırımlarını kaldırma sinyalleri ve Türkiye’nin F-35 programına olası dönüşüyle birlikte, envanterdeki Rus yapımı S-400 füze savunma sistemlerinin geleceği yeniden gündeme oturdu.
Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, Ankara ile S-400’lerin üçüncü bir tarafa satışı veya devri konusunda görüşmelerin devam ettiğini açıkladı.
S-400 SATIŞI “SÜPER HASSAS” BİR KONU
Peskov, konuyu “süper hassas” olarak nitelendirerek, teknik verilerin korunması ve teknoloji güvenliğinin Moskova için öncelik taşıdığını vurguladı. Rus yetkililer, Türkiye ile yapılan askeri-teknik anlaşmaların hassas bilgilerin üçüncü taraflara aktarılmasını engellediğini ve Ankara’nın bu taahhütlerine güvendiklerini belirtiyor. Diplomatik temasların önümüzdeki dönemde de süreceği ifade edildi.
S-400 KRİZİNİN KRONOLOJİSİ
Türkiye, 2017 sonunda Rusya ile biri opsiyonlu iki adet S-400 bataryası için yaklaşık 2,5 milyar dolarlık sözleşme imzalamış, peşinat ödemesini gerçekleştirmişti. İlk teslimatlar 12 Temmuz 2019’da Türkiye’ye ulaşmıştı. ABD ise 5 gün sonra Türkiye’yi F-35 programından çıkarmış, Aralık 2020’de CAATSA yaptırımlarını onaylayıp Nisan 2021’de yürürlüğe sokmuştu.
ABD Başkanı Donald Trump’ın son NATO Zirvesi sırasında yaptırımların kaldırılabileceğini ve F-35’lerin teslim edilebileceğini işaret etmesi, S-400 tartışmasını alevlendirdi.
CAATSA YAPTIRIMLARI NEDİR VE TÜRKİYE’YE ETKİSİ
CAATSA (Countering America’s Adversaries Through Sanctions Act), Rusya’nın savunma ve istihbarat sektörleriyle önemli iş yapan kişi ve kurumlara yaptırım uygulanmasını öngörüyor. Türkiye’ye uygulanan yaptırımlar, S-400 alımından kaynaklanıyor.
Yaptırımlar nedeniyle ALTAY tankı, KAAN ve HÜRJET gibi milli projelerde ABD menşeli parça tedariki zorlaştı. Motor sorunuyla yıllarca geciken Altay tankı bunun en somut örneği. Ayrıca 180’den fazla savunma ihracatı projesi beklemeye alındı; Pakistan’a satılması planlanan 30 adet T129 helikopteri de lisans engeline takılmıştı.
YAPTIRIMLARIN EKONOMİK VE ASKERİ MALİYETİ
Uzmanlar, CAATSA’nın Türkiye’nin savunma harcamalarını artırdığını ve askeri hazırlığı olumsuz etkilediğini belirtiyor. ABD ihracat lisanslarının kesilmesi, milyarlarca dolarlık potansiyel işi riske attı. Bu durum Türkiye’yi yerli alternatiflere ve farklı tedarikçilere yöneltti.
Siyasetcafe.com