Yandaş yazardan flaş itiraf! FETÖ'cüler koruma altında

Yeni Şafak Gazetesi yazarından FETÖ ile ilgili flaş bir itiraf geldi. İşte haberin ayrıntıları;

İktidara yakınlığıyla bilinen Yeni Şafak Gazetesi yazarı Hasan Öztürk köşe yazısında, bazı FETÖ'cülerin, korunduğunu öne sürdü.

Ak Parti içerisinde FETÖ tartışması devam ediyor.

Başbakan Yıldırım, Milli Savunma Bakanı Nurettin Canikli ve bazı bürokratların FETÖ’yle mücadelenin nihayetine erdiğine yönelik açıklamaları tartışılmaya devam ediliyor.

Hükümete yakın Yeni Şafak yazarı Hasan Öztürk köşesinde, “Hakkını teslim edelim. FETÖ’nün omurgası çökertildi. Hani tabir tam oturuyor, ‘inlerine girildi’. Ancak FETÖ ile mücadele öyle bir iki yılda bitecek türden değil. Geçenlerde hatırlatmıştım. Sayın Başbakan’ın 15 Temmuz darbe girişiminden hemen sonra Çankaya Köşkü’nde bizlere yaptığı açıklamayı bir kez daha hatırlayın. ‘Hiç alışık olunmadık bir örgüt ile mücadele ediyoruz’ demişti örneğin. ‘TSK içinde albay seviyesindekilerin yüzde 60-80’i FETÖ’cü’ de demişti” diye konuştu.

“BİZZAT TANIK OLDUĞUM OLAYLAR VAR”

“FETÖ ile mücadele öyle 3-5 yılda bitecek bir mesele değildir” diyen Öztürk bazı isimlerin de korunduğunu ileri sürdü. Öztürk köşesinde şunları kaydetti:

“Tespit ettiklerimizi tasfiye ediyoruz. Ya tespit edemediklerimiz ya da ‘korunanlar’ ne olacak? Tespit edemediklerimizin neden tespit edilemediğini az buçuk biliyoruz. Kılıktan kılığa giriyorlar. Sinsiler, gerektiğinde kendilerini bile inkar edebilecek manevra kabiliyetine sahipler.

PEKİ YA KORUNANLAR?

Korunanlar ifadesini özellikle kullandım. Zira başımdan bile geçti. Bizzat tanık olduğum olaylar var. Şikayet edildiği halde hakkında işlem yapılmayan bir şüpheliyle ilgili olarak çok önemli siyasetçinin ‘Onu koruyorlardır’ cümlesini kulaklarımla işittim. Yanımda şahitlerim de vardı.

Ve hala o ‘korunanlar’ görevde duruyor. ‘Neden duruyorlar’ sorusunun bir karşılığı yok bende. Hatta ‘Neden korunuyorlar’ sorusunun da…

Zira görünürde ne çok önemli görevdeler, ne çok değerli işler yapıyorlar. Ama hala oralarda duruyorlar. Akademide de varlar, bürokraside de. Kendi kendime sorduğum soru ‘Neden hala korunuyorlar’ sorusudur. Bulabildiğim cevap en masum haliyle şu: ‘Bir ara işin bir kısmını sosyolojiye bırakmalıyız’ denmişti. Yani örgüt mekanizmasının çalışamaz hale geldiğini gören bazı elemanların zaman içerisinde topluma kazandırılabilme umudu… Yani, çoluk çocuk var gençler var onların FETÖ’nün etkisinden kurtulmaları halinde, topluma kazandırılabileceği umudu.”

“KILIÇ ARTIKLARINA DA UZANMALIDIR”

Yeni Şafak yazarı Hasan Öztürk köşesini şöyle noktaladı:

“Bunun alt düzeyde bir karşılığı olabilir umudunu hep taşıdım. Ancak gördüğüm o ki en alttaki elemanlarında bile şu ana dar bir pişmanlık, bir nedamet duygusu yok. Dahası ‘itirafçı’ların bile söylediklerini şayet diğer delillerle çek etmezsek bir tuzağa düşebileceğimizi defalarca söyledim.

O halde, bu mücadele ‘kılıç artıkları’na da uzanmalı. Yoksa FETÖ’den başımız daha çok ağrıyacak. Bu arada FETÖ’nün yerine göz dikenleri de takip etmekte yarar var. Yani ki Türkiye’nin büyük yürüyüşünü durdurmak isteyenlere ‘içeriden aparat’ olmak isteyenleri… İbrahim Karagül’ün ‘muhafazakar muhalefet’ şeklinde formülleştirdiği mesele yani!

Belki başka bir yazıda çok daha ayrıntılı tartışırız. Şimdilik sadece şunu söyleyelim. Toplumsal uzlaşıyı, büyük yürüyüşü durdurmak için içimizde kurulan en tehlikeli aparat şu anda ‘İslamcılık’ ya da ‘muhafazakarlık’ üzerinden yürütülen aksiyonerliktir!

Ne istediklerini hiçbir zaman tam olarak söylemeyen bu çevrelerin, bugünlerde hangi fotoğrafı verdiklerine bakmak bize bir şey söylüyor diyeyim yetsin! Arife tarif ne hacet…”

siyasetcafe.com

Yorum Yap
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar (1)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.

Siyaset Haberleri