Yargıtay’ın sesli “sessizliği”
Günlerdir gözler Yargıtay’da haber bekliyordu.
Açıklandı, yazıldı, her an çıkabilir, 3-2 tamam denildi.
15 Mayıs’ta muhaliflerin Kongre çağrısı bir yandan.
Genel Merkez’in gitmeyin, engelleyin çağrısı bir yandan.
Hukukun her kanalından, her kanadından bin bir yorum.
Kim haklı, kim haksız, kafalarda bin bir soru. Tüm ülke merakla izliyor.
Bugün kesin dendi. Yok yarın kesin. Az sonra açıklanacak…
Sonra Yargıtay nihayet sessizliğine “ses” verdi.
Yok yani, ses de denmez aslında. Yazılı bir açıklama. Durumuna binaen.
Konuyu inceleme aldık ama Mayıs ayında açıklayacağız.
Sessizliğini nihayet bozdu Yargıtay. Ama verdiği sesin şu anda hiçbir karşılığı yok.
Devlet Bahçeli’nin Pazar günü yaptığı hükümete yönelik “Fiili desteğimizi hukuki desteğe çevirebiliriz açıklamasından sonra, ne olduysa oldu diyenler çoğunlukta.
Devlet Bahçeli’nin bu çağrısı terör içindi filandı diye teviller yapılsa da, arka planda kulislerde herkes bu açıklamayı Başkanlık Sistemine destek için yorumladı. Devlet Bahçeli’nin kendisine sorulduğunda bunda daha “derin” anlamlar var demesi, ne kadar derinlik var sorularına da neden oldu.
Çağrı heyetinin “çağrısı” 15 Mayıs’ta, yeterli katılım olmazsa 22 Mayıs’ta Kurultay’ı toplamak. Sonra görevini yapmış olacak.
Bu tarihten sonra Yargıtay bir karara varsa ne olacak? Hükmü nedir? Bilen yok.
Tam bir hukuk keşmekeş.
Fakat, daha önemli bir durum var ortada. O da MHP’nin bu keşmekeşin ortasında giderek itibarsızlaştığı.
MHP üzerinden büyük bir iktidar savaşı veriliyor. Birileri iktidarını korumak ve hükümranlığını ilan etmek istiyor. Birileri de yok olmamak.
Bu savaşın arasında kalmış bir Milliyetçi-ülkücü camia.
Yargıtay ise sessizliğine ses verdi o kadar…
Türk Milliyetçileri ve ülkücülerden başka kimse arada kalmak istemiyor.
Ancak; herkes öyle ya da böyle bu çekişmenin içinde.
Kurultay’a gidersen “Paralelci”, gitmezsen “Saraycı” olacaksın.
Aşağı tükürsen sakal, yukarı tükürsen bıyık durumları yani.
Ülke olarak koşar adım Başkanlığa gidiyoruz. Adını şimdilik koymadık. Partili Cumhurbaşkanı mı olur? Çok Yaşa Sultanım mı olur? Bilmiyorum.
Ne olursa olsun, bu haliyle MHP’nin siyasi parti olarak varlığını sürdürmesi nasıl olur? Önemli olan o. Artık, Milliyetçi Hareket Vakfı veya Milliyetçi Hareket Derneği olarak mı devam ederler. Ya da muhtar olup, kep giyip, diploma almayı mı tercih ederler. Göreceğiz.
Belki de haklarında hayırlısı budur!!!
Hakan Sönmez siyasetcafe.com