15 Temmuz kanlı darbe girişiminden sonra yaşanan gelişmeler Türkiye’yi hızla yeni adıyla Cumhurbaşkanlığı Sistemi’ne doğru götürüyor.
MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin önerisiyle gündeme gelen Başkanlık Sistemi tarafların anlaşması ile birlikte çok yakında TBMM’ye oylanması için gelecek.
Cumhurbaşkanlığı Sistemi’nin artık elle tutulur hale gelmesi ile birlikte ülkede taraflarda saflarını belirlemeye başlıyor.
Cumhurbaşkanlığı Sistemi’ne sadece Cumhuriyet Halk Partisi karşı çıkmıyor. Bugüne kadar AK Parti içerisinde siyaset yapan liberal gruplardan ve Milliyetçi Hareket Partisi’nde siyaset yapanlardan da karşı çıkışlar var.
Bir yandan Doların hızla yükselişiyle ülke olarak 3.5 atıyoruz. Bir yandan da bölgemizde her an geri dönülmez bir savaşın içine düşmenin endişelerini yaşıyoruz.
Maliye Bakanı Mehmet Şimşek yaşadığımız şartları 1. Dünya Savaşı öncesinden bile kötü olarak yorumluyor.
Ülke olarak Yeni Kapı Ruhunu öyle veya böyle nedenlerle “Ruhlar Alemi”ne gönderdik ve olağanüstü şartlardan birlik içinde değil, birbirimizi “ötekileştirerek” geçme kararı aldık.
CHP’liler, Liberaller, Kürtçüler, Sosyalistler, Ulusalcılar, Cumhuriyetçiler bir tarafta. Öbür tarafta ise İslamcılar, Milliyetçiler, Muhafazakarlar.
Türkiye’nin içinde bulunduğu zor şartlardan kurtuluşun yegane çıkışını Cumhurbaşkanlığı Sistemi’nde görenler, toplumun tüm kesimlerine olağanüstü bir çaba ile abanıyorlar.
Toplumda büyük bir gerginlik, endişe, korku, belirsizlik hali giderek yaygınlaşıyor. Her tarafın bir diğerine olan güvensizliği her geçen gün büyük bir hızla derinleşiyor.
Cumhurbaşkanlığı Sistemi’nde anlaşan AK Parti ve MHP’nin bu süreçte ayrı ayrı siyasi kimliklerini devam ettirmelerine rağmen, bir koalisyona gidileceği, siyasi kulislerin en önemli gündemlerinden birisini oluşturuyor.
MHP’nin Cumhurbaşkanlığı Sistemi’ne verdiği desteğin karşılığını almak istediği ve yeni bir Milliyetçi Cephe (MC) Hükümetini AK Parti’ye önerdiğinden bahsediliyor. Bu öneriye AK Parti içerisinden çok yoğun tepkilerin oluşmasına rağmen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın olumlu yaklaştığı da gelen bilgiler arasında.
Başbakan Binali Yıldırım ile buluşan MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin MHP’nin ilan ettiği “pürüzlerin” giderildiği sözünü bizzat Yıldırım’a söyletmesi bu anlamda çok önemli ipuçlarını veriyor aslında.
MHP olmadan Cumhurbaşkanlığı Sistemi’nin gerçekleşmesinin imkansızlığını görenlerin Bahçeli’nin Hükümete ortaklık ısrarlarına karşı direnmesi oldukça zor görünüyor.
MHP Lideri Bahçeli, Cumhurbaşkanlığı Sistemi’ne yönelik desteğini elbette ülkenin içinde bulunduğu zorluklar nedeniyle “Önce Ülkem” sloganıyla özetlediği bir çerçevede yapıyor. Ancak, Cumhurbaşkanlığı Sistemine MHP olarak verilen desteğin tabanda yarattığı rahatsızlığı da görmezden gelmiyor.
MHP’de rahatsızlık sadece tabanda değil üstelik. Şimdiden 5 MHP milletvekili Cumhurbaşkanlığı Sistemi’nin TBMM’de oylanmasında “hayır” oyu vereceğini ilan etmiş durumda. Meclis Kulislerinde bu sayının daha da artacağı hararetle konuşuluyor.
MHP Lideri Bahçeli, hem TBMM Grubunda, hem de MHP tabanında oluşan tepkileri en aza indirmek için MHP’nin Cumhurbaşkanlığı Referandumu öncesinde Hükümetin yenilenerek, bir AK Parti MHP Hükümeti’nin oluşmasını ve 2019’a kadar bu yeni hükümetin ülkeyi yönetmesini arzuladığı söyleniyor.
Cumhurbaşkanlığı Sistemi AK Parti ve Erdoğan için geri dönülmez bir yolculuk. Meclis’ten 330’u aşan bir oy ile Referanduma gitmemesi durumunda, ülke olarak yeni bir seçim kaçınılmaz olarak ortaya çıkıyor. Ülkenin içinde bulunduğu şartlarda böyle bir seçimin sonuçları tüm taraflarca öngörülemiyor.
Başbakan Yıldırım’ın AK Parti içerisindeki muhalif çıkışları engellemek ve dengeyi sağlamak için verdiği çaba sonucu oldukça yıprandığı da görülüyor. Bakanlar Kurulu içinde oluşan çatlağın bile giderilmesine gücü yetmeyebilir. Başbakan Yıldırım’ın AK Parti içinde FETÖ’cü, ByLock’çu kimse yok çıkışlarının partiyi ve AK Parti Milletvekillerini rahatlatma gayretlerinden ibaret olduğu ifade ediliyor.
MHP Lideri Bahçeli’nin ise sırtında yumurta küfesi yok. Bahçeli, sonuçta oluşan “fiili” durumun “hukuki” bir temele oturması için teklifi AK Parti’ye getirmiş durumda ve temelde Parlamenter Sistemden yana olduğunu da zaten açıklamıştı.
Bu şartlar altında MHP Lideri Bahçeli’nin “belirleyiciliği” tüm bu gelişmelerin merkezine oturmuş durumda.
MHP Lideri’nin “belirleyiciliğinin” dayanılmaz ağırlığı, “Kuvveden fiile geçerek” Türkiye’yi 2017’nin başında yeni bir Milliyetçi Cephe (MC) Hükümetine götürmesi kaçınılmaz görülüyor.
Hakan Sönmez siyasetcafe.com