1. HABERLER

  2. MEDYA

  3. Star yazarı: '6. Filoya secde yalanıdır. Kabe o taraftaydı!
Star yazarı: '6. Filoya secde yalanıdır. Kabe o taraftaydı!

Star yazarı: '6. Filoya secde yalanıdır. Kabe o taraftaydı!

Star yazarı, bugünkü köşesinde yıllardır belleklerden silinmeyen 6.Filoya karşı namaza durmuş cemaat fotoğrafını, 'Kabe o taraftaydı ondan...' diye yazdı.

A+A-

"6. Filo orada diye kıble değiştirilmez ki!" diye yazan Star gazetesi yazarı Resul Tosun, "Seküler kesimin sözcülerine ve kalem erbabına baktığınız zaman dünya Müslümanlarının ABD güdümünde olduğu ezberlerini tekrarladıklarını görürsünüz. İslam ülkelerindeki kimi yönetimler veya kanaat önderleri ABD'yi savunmuş olabilir. Ama İslamî bilinç sahibi hiçbir Müslüman ve hiçbir İslamî hareket emperyalizmin hiçbir rengine asla teslim olmamıştır, olmaz. İslamî hareketler Allah'tan başkasının önünde eğilmeyi asla kabul etmemişlerdir, etmezler de." dedi.

Resul Tosun'un yazısının bir bölümü şöyle:

"Bu iddia hem tartışma programlarında karşımıza sık sık çıkıyor hem de kimi medya organlarında ısıtılıp ısıtılıp önümüze konuyor. Bir de 6. Filoya karşı cemaat halinde namaz kılanların fotoğrafını ekleyince seküler kesim buna zaten inanıyor; dindar kesim de tabii ki bu fotoğraftan olumsuz etkileniyor. (...) İslamî kesimi eleştirenlerin en önemli özelliklerinden biri de İslam'ı bilmiyor olmalarıdır. Cuma hutbesi namazdan önce okunur, sonra namaz kılınır ama onların sözcüleri 'Hutbeyi dinlememek için Cuma namazını kılıp çıktıklarını' söyleyebiliyorlar. İşte hutbeyi dinlemeden Cuma namazı kılma iddiası ne kadar isabetliyse Müslümanların 6. Filoya karşı namaz kıldıkları iddiası da o kadar isabetlidir.

(...)

"Doğrudur o fotoğraf vardır, ama Müslümanlar 6. Filoya secde etmek için oraya gitmiş değillerdir. O dönemde M. Şevket Eygi merhumun teşvikiyle büyük kalabalıklarla sabah namazı kılınırdı. (1969 yılında 6.filo İstanbul'a gelmiş boğaza demir atmıştı.)

O fotoğraftaki cemaat Dolmabahçe camiine sığmayıp dışarı taşan sabah namazının cemaatidir. Hepsi kıbleye dönmüştür. 6. Filo gemisi de kıble istikametinde demir attığı için sol basın o fotoğrafı 'İslamcılar 6. Filoya secde etti.' diyerek suiistimal etmiştir. (...) 6. Filo gemisi orada diye kıble değiştirilmez ki! Bilmeyenlere de bu yazı kapak olsun."

Resul Tosun, aslında 6. Filo'nun İzmir'e oradan da İstanbul'a gelişi ve gidişinden sonraki protestoları ve yaşanan olayları, yani politize Türkiye'yi gerçeklerden soyutlayarak orada namaz kılan gençlerin rutin ibadetini yaptığını söylemesi ilginç bulundu. 

Olayların gelişimi ve sonrasının özeti şöyledir:

6 FİLO OLAYI NEDİR? 6. FİLO NİÇİN İSTANBUL'A GELMİŞTİ?

5-9 Nisan 1946 tarihleri arasında ABD’nin Misuri zırhlısı Türkiye’yi ziyaret etti.

Sovyet Rusya’nın yeniden boğazlara göz dikmesi ve Stalin’in Kars ve Ardahan’ı istemesi gibi nedenler sonrasında hızla ABD eksenine kaymaya başlayan Türkiye Rusya’ya, ABD desteğini arkasına aldığını göstererek küçük bir gözdağı vermek istiyordu. Bu amaçla, Misuri zırhlısının Türkiye’yi şöyle bir ziyaret etmesi kararlaştırıldı.

1944 Kasım’ında ölen, Türkiye’nin ABD Büyükelçisi Münir Ertegün’ün cenazesini Türkiye’ye getirme bahanesiyle yola çıkan Misuri zırhlısı, 5 Nisan 1946’da İstanbul’a geldi.

Misuri, I. Dünya Savaşı’ndan kalma Yavuz, Sultanhisar ve Demirhisar gemilerince Çanakkale’de karşılandı. Kızkulesi önünde “Welcome” (Hoş geldiniz) pankartıyla selamlandı. Gelişinin anısına PTT, “Missouri” adlı 3 pulluk bir seri yayınladı. Şerefine TEKEL de 50 sigaralık özel sigara üretti. Misuri’nin gelişi anısına, Hereke halı fabrikasında 18 küçük halı üretildi. Gelişi öncesinde Karaköy-Beşiktaş sahili arasındaki evler ve Beyoğlu’ndaki bazı binalar boyatıldı. Misuri’ye jest olsun diye Taksim’e büyük bir Misuri resmi kondu. Mürettebatının hoşuna gitmesi için gece kulüpleri ve barların önüne “Welcome “ ve “Burada İngilizce konuşulur” yazılı tabelalar konuldu. Mürettebatını en iyi koşullarda “ağırlamak” ve “rahatlatmak!” için İstanbul genelevleri beyaza boyanıp hayat kadınları muayene edildi.

Ve Misuri’nin gelişinde, İstanbul’da Türk-İslam tarihinde bir ilk yaşandı: Dolmabahçe Sarayı’nın hemen yanı başındaki Bezm-i Alem Valide Sultan Camii’nin minareleri arasına “Welcome” mahyası asıldı.

1946’da caminin minareleri arasına asılan o mahya, garip bir biçimde, Türk-Amerikan ilişkilerinin geleceğine ışık tutuyordu.

İsmet Paşa, CHP ve Türkiye “eksen değiştiriyordu”. Artık, eski dost Sovyet Rusya ve Almanya’dan uzaklaşan Türkiye, sessiz sedasız ABD eksenine doğru kayıyordu… 1946’dan sonra, Marşal Yardımı, Truman Doktrini, ABD ile imzalanan ikili anlaşmalar ve Misuri’nin gelişi, hepsi bunun işaretiydi.

Bu süreçte, Almanya’dan uzaklaşıldığını vurgulamak için “Irkçı-Turancılık Davası’yla” milliyetçi Nihal Atsız grubu tasfiye edilmiş, Rusya’dan uzaklaşıldığını vurgulamak için de komünizm ve solla sert mücadeleye başlanmıştı. Bunu yaparken de ABD’nin bir dediğini iki etmeyen, “sadık dindarlar” yetiştirmek için çalışmalar başlatılmıştı.

İşte, 1946’da Misuri zırhlısının İstanbul’a gelişinde Bezmi-Alem Valide Sultan Camii’ne asılan o “Welcome” mahyası, Türkiye’nin gelecekte, “din” ve “dindar” kullanılarak, ABD güdümüne sokulacağının ilk işareteydi…

1946’da Misuri zırhlısının İstanbul’a gelişinde camiye “Welcome” mahyası asanlar, birilerinin tam 23 yıl sonra, İstanbul’a gelen ABD 6. Filosu’nu kıble yapıp karşısında namaz kılacaklarını tahmin bile etmemişti.

YANKEE GO HOME

1969’da ABD 6. Filosu Türkiye’ye geldi.

Filo, ilk durağı olan İzmir’de protestoyla karşılaştı. Antiemperyalist öğrenciler, sendikalar ve sivil toplum kuruluşları ABD emperyalizminin simgesi durumundaki filonun İzmir’e girmesini istemiyordu.

6. Filoya “Defol” diye bağıranlar içindeki en ilginç grup, hiç kuşkusuz “genelev çalışanlarıydı”. 1946’da Misuri zırhlısını “çiçeklerle” karşılayan İstanbul genelevlerinin aksine, 1969’da İzmir genelevleri, ABD askerlerine kapılarını kapatarak, dünyada görülmemiş bir eyleme imza atmışlardı.

6. Filo, Misuri zırhlısı gibi karşılanacağını sanmıştı; ama çok yanılmıştı. Türkiye’deki bütün antiemperyalist güçler 6. Filo’ya karşı bayrak açmıştı.

1960’larda gençliğin “devrimci” ve “Atatürkçü” kabarışı, 6. Filo’ya ve ABD askerlerine Türkiye’yi dar etmeye başlamıştı. İstanbul, İzmir, Trabzon’da şiddetlenen 6. Filo karşıtı eylemler, 1968 Temmuzunda zirveye çıktı. Bunda ABD askerlerinin, Türk bayrağını yırtmaları ve Türk kızlarını taciz etmelerinin büyük etkisi vardı.  

Temmuz ayında, İstanbul’da sürekli protesto edilen ve tartaklanan ABD askerlerinin korunması için, dönemin AP İçişleri Bakanı Faruk Sükan, emniyet teşkilatına kesin emir verdi. Bu emir üzerine İTÜ yurdunu basan polis, protestocu genç Vedat Demircioğlu’nu camdan aşağı atıp öldürdü.

Türk gencinin kanı, Amerikan askeri için döküldü; ama ABD askeri de ertesi gün denize döküldü.

1969 Şubatında İstanbul halkı ve devrimci gençler, 6. Filo’nun İstanbul limanına geleceğini duydu. Vedat Demircioğlu cinayeti ve Dolmabahçe’den ABD askerlerinin denize dökülmesi, halkın zihninde tazeydi.

İstanbul’da ABD karşıtı yürüyüşler düzenleniyordu. 13 Şubat’ta Çemberlitaş’ta başlayan “Kızlar Yürüyüşü”nde taşınan pankartlarda “Türkiye 6. Filo’nun genelevi değildir”, “Türk Kadını onurunu koruyacaktır”, “Amerikalı it, evine git”, “Ya İstiklâl, Ya Ölüm” yazmaktadır.

16 Şubat 1969’da antiemperyalist gençler ve işçiler Beyazıt’tan Taksim’e “Emperyalizme Karşı Mustafa Kemal Yürüyüşü” başlattı. 40 bine yakın bir kalabalık toplandı. En önde Türk bayrağı, arkada ise şu pankartlar vardı: “Geldikleri gibi gidecekler”, “Emperyalizm ve yerli uşaklarına karşıyız”, “Sükan’ın polisi Türk olduğunu unutma”, “Öleceğiz, Atatürk’ün yolundan dönmeyeceğiz”, “Rezil Coni bir daha gelme”, “Amerikan iti toprağımızda havlayamaz”, “Amerika’yla tartışılmaz, savaşılır”, “Yaşasın ezilen dünya halklarının kurtuluş savaşları”, “Emperyalizm ve sömürüye karşı işçi yürüyüşü…”

Büyük bir halk tepkisine rağmen 6. Filo, Kabataş açıklarında durmaktaydı.

İslamcılar, (Türkler, 8. yüzyıldan beri zaten Müslümandır. Türk-İslam Sentezi kavramı ise ABD yapımıdır; Türk ve İslam kavramlarının içinin ABD çıkarları doğrultusunda doldurulması sonunda 1950'lerde ortaya çıkmıştır. Gerçek Türkçülükle uzaktan yakından alakası yoktur.) Türk Talebe Birliği, İlim Yayma Cemiyeti, Komünizmle Mücadele Derneği gibi derneklerle örgütlenmişler, hatta sol gösterilere karşı bir de Kırklar Komitesi adıyla bir “direniş komitesi” kurmuşlardı. O gün o komitede yer alan bir kişinin yıllar sonra Cumhurbaşkanı olabileceğini kim tahmin edebilirdi ki? O kişi Abdullah Gül’dü.

O günlerde eylemci öğrencileri, “din düşmanı”, “vatan haini” gibi gösteren ve yaptığı yayınlarla adeta 6. Filo’nun Türkiye’deki temsilcisi gibi davranan gazeteler vardı. Bunların en önemlisi İslamcı Mehmet Şevket Eygi’nin sahibi olduğu Bugün gazetesiydi.

12 Şubat 1969 tarihli Bugün gazetesi, “Tarihimizin en kara günü” manşetiyle çıktı. M. Şevket Eygi, 11 Şubat günü Beyazıt Kulesi’ne kızıl bayrak çeken “kızıl komünistlere” hadlerinin bildirilmesi gerektiğini yazmıştı. 14 Şubat günü de Türk Talebe Birliği, “Bayrağa saygı toplantısı” yaptı.

Komünizmle Mücadele Derneği, Türkiye’nin dört bir yanından cahil insanları “Cami’ye Saygı” mitingi düzenlemek bahanesiyle İstanbul’a toplamaya başladı. Bu miting, 6. Filo’nun İstanbul’a geleceği 16 Şubatta 6. Filo’nun hemen karşısındaki Dolmabahçe Camiinde yapılacaktı. Gerçek amacın camiye değil, ABD’ye ve 6. Filo’ya saygı ve bekçilik olduğu açıktı.

16 Şubat’ta İstanbul’da irticai bir ayaklanma tertipleniyor gibiydi: Bugün gazetesinde Mehmet Şevket Eygi’nin çağrıları “kan” kokuyordu:

“Büyük fırtına patlamak üzeredir. Müslümanlar ile kızıl kafirler arasında topyekun bir savaş kaçınılmaz hale gelmiştir... Müslüman kardeşim, sen bu savaşta bitaraf kalamazsın. Ben namazımı kılar, tespihimi çekerim, etliye sütlüye karışmam deyip de zulüm edenlerden olma, gözünü aç bak..."

“Komünizm küfrüne karşı derhal silahlan. İslam’da askerlik ve cihad ihtiyâri değil, mecburidir… Cihad eden zelil olmaz. Sağ kalırsa gazi olur. Canını veren şehitlik şerefini kazanır... Ezanlar susturulmasın, Müslümanlar komünizmle çarpışan devlet kuvvetlerine yardımcı olsunlar.”

Komünizmle Mücadele Dernekleri Genel Başkanı İlhan Darendelioğlu da kışkırtıcılardan biriydi: “Pazar günü komünistler miting yapacak, biz bu mitingde savaşacağız. Silahı olan silahıyla, olmayan baltasıyla gelsin.” demişti.

İşin en tuhaf yanı, ABD emperyalizmine başkaldıranlara saldıranlar, “bayrağa saygı” toplantıları yapan gruplardı. Ama bu “gençler”, ne hikmetse Türk bayrağını yırttığı için ABD emperyalizmini protesto eden diğer gençlere saldırıyorlardı.

YIL 1969: 6. FİLOYU KABE YAPANLAR

16 Şubat 1969 Pazar günü İstanbul’da ABD’lileri bile şok eden bir olay yaşandı: Kamyonlarla ve otobüslerle Anadolu’nun her yanından taşınan dinci gençler, Dolmabahçe’de demirli 6. Filo’ya ait bir gemiyi “kıble” yapıp namaz kıldılar.

Tekbirlerle kılınan “cihad” namazından sonra “Ya tam susturacağız, ya kan kusturacağız”, “Kanımız aksa da zafer İslam’ın” sloganlarıyla Taksim’e yürüdüler. Burada binlerce militana bomba, taş, sopa, satır dağıtıldı. Taksim’e 6. Filo'yu protesto eden gençlerin gençlik liderlerinin resimleri asıldı. Duvarlara “Görüldüğü yerde öldürün” ilanları yapıştırıldı.

Taksim Meydanı’na giren korunmasız halk, karşısında birden bire bu “Amerikan cihatçılarını” buldu. Polisle birlikte halkın ve antiemperyalist gençlerin üstüne saldıran “gericiler”, ellerindeki bombalar ve bıçaklarla birçok kişiyi yaraladı; Ali Turgut Aytaç ve Duran Erdoğan’ı ise öldürdü. İçişleri Bakanı Sükan, olayları “Sağcılara Molotof atan solcuların” çıkardığını açıkladı. "Kanlı Pazar" diye tarihe geçen olayların sorumlusu olarak Türkiye İşçi Partisi’ni gösterdi. Demirel ise “Bunlar hür olan memleketlerin işaretidir” demekle yetindi. Aslında cinayetin faali belliydi: ABD ve AP, 6. Filo’yu İstanbul’a sokmak için “işbirlikçi” basını provokatör; “dincileri” ise “kiralık katil” olarak kullanmıştı.

(Ali Özsoy, “Şeriatçıların ve Ülkücülerin Amerikancı Tarihinden Bir Sayfa”, Türk Solu, 21 Şubat, 2005, Sayı.76.)

PARANIN DİNİ İMANI

1969’da Mehmet Şevket Eygi’nin, ABD 6. Filosu’nu protesto edecek solcu gençlere karşı neden o kadar büyük bir kampanya yürüttüğü çok sonradan anlaşılacaktı.

Kanlı Pazar’dan tam 20 gün sonra Mehmet Şevket Eygi adına Cidde’den gönderilen tam 350 bin dolar, Hollanda da bir bankaya yatırılmıştı. (München Commerzbank a.g.jurnalist Mehmet Şevket Eygi. Konte No: 86473/4936, Tarih: 8,3,1969).

(Cengiz Özakıncı’dan aktaran: Gürkan Hacır, “6. Filo’yu Kimler Kıble Yapıp Namaza Durdu?”, Akşam, 12 Aralık 2010.)

Siyasetcafe.com

Etiketler :

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.