‘Türk basını artık özgür değil’

‘Türk basını artık özgür değil’

Freedom House’un (FH) ‘Basın Özgürlüğü 2014’ adlı raporunda Türkiye, 2012 yılındaki ‘kısmen özgür’ statüsünü kaybederek Avrupa’nın ‘basın özgürlüğü yok’ konumundaki tek ülkesi oldu.

A+A-

Dünyanın en saygın temel hak ve özgürlükler savunucusu sivil toplum örgütlerinden olan Freedom House (FH), dün yayınladığı yıllık basın özgürlüğü raporunda Türkiye’yi basının “kısmen özgür” olduğu ülkeler listesinden çıkartarak “özgür olmadığı” ülkeler arasına dahil etti. Raporda, Türkiye’nin geçen yıl basın özgürlüğü alanında tüm dünyada Mısır’la birlikte en fazla gerileme yaşanan 2. ülke olduğu tespiti de yer aldı. Bu itibarla sicili Türkiye’den daha kötü olan tek ülkenin iç savaşın yaşandığı Orta Afrika Cumhuriyeti olduğu belirtildi.

 

ABD merkezli FH’nin 197 basamaklı dünya sıralamasında Türkiye 134. sıraya oturdu. Bu dereceyi Türkiye’yle birlikte yine bir iç savaşın yaşandığı Afrika ülkesi Güney Sudan, ‘Arap Baharı’nın ardından bir türlü istikrar yakalayamayan ve merkezi yönetimini yerleştiremeyen Libya, Güney Amerika ülkesi Ekvador ve Ermenistan paylaştı. Dünya genelinde bölgelere dayalı analizlere de yer verilen raporda Türkiye Avrupa başlığı altında yer aldı. Bu kategoride basını için “özgür değil” ifadesi kullanılan tek ülke de Türkiye oldu.

Raporda birinciliği Hollanda, Norveç ve İsveç paylaşırken sonuncu Kuzey Kore oldu. 2013 yılında gerçekleşen olayların incelendiği raporda, hapiste en çok gazeteci bulunan ülkenin hâlâ Türkiye olduğu da belirtildi.

FH’nin 1980 yılından beri hazırlayıp kamuoyuna sunduğu muteber analiz, Türkiye’nin neden basın özgürlüğü olmayan ülkeler arasında yer aldığını farklı gerekçelerle açıkladı. Raporda “Anayasa’da basın özgürlüğü ve ifade hürriyeti güvence altına alınmış olsa da pratikte bu kısmen uygulandı.” denildi. FH, “anayasal güvencenin ceza kanunu ve terörle mücadele yasasının kısıtlayıcı hükümleriyle altının oyulduğunu” söyledi.

17 Aralık sonrası baskılara da atıf var

FH bir yıl içinde Türkiye’nin medya özgürlüğü alanında “kısmen özgür” durumundan “özgür değil” durumuna doğru keskin düşüşünün sebeplerinden birini Gezi Parkı olayları sürecinde yaşananlar olarak belirtti. Raporda, mayıs ayında İstanbul’da başlayan gösterileri aktarmak isteyen gazetecilerin sahada saldırılara ve tacizlere maruz kaldığı yazıldı. Ayrıca eylemcilerin taleplerine sempatiyle yaklaşan yazılar kaleme alan basın mensuplarından “onlarcasının ya kovulduğunu ya da istifaya zorlandığını” vurguladı. Önde gelen bir kısım gazetecinin de hükümet ile terör örgütü PKK arasında gerçekleşen görüşmelerle ilgili yazıları ya da 17 Aralık’ta patlak veren, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın ve yakınlarının adının karıştığı yolsuzluk ve rüşvet iddiaları ile ilgili yazdıkları neticesinde, çalıştığı medya kurumlarından kovulduğu ifade edildi. FH bu işten çıkarmaların “hükümet ve birçok medya patronu arasındaki yakın ilişkilere dikkat çektiğini” söyledi.

“Basın Özgürlüğü 2014” adıyla yayınlanan rapor dünyanın bu konuda son on yılın en kötü dönemini yaşadığını ifade ederken bu düşüşün sebeplerini “Düşüşün Anahtar Nedenleri” başlığı altında sıraladı. Bu değerlendirmede  “Haberciye saldırı” ve “Patronaj üzerinden içeriğin kontrolü” başlıkları altında Türkiye de kötü örneklerin yaşandığı ülkeler arasında yer aldı.

2013 yılında son dakika haberi geçmek için çeşitli toplumsal olayları aktarmakla görevli muhabirlerin Ukrayna, Mısır, Türkiye, Sri Lanka, Tayland ve Uganda gibi ülkelerde birçok kez “direkt hedef” olarak saldırıya maruz kaldığı belirtildi. “Patronaj üzerinden içeriğin kontrolü” örneklerinde ise önemli gazeteleri satın alan yeni patronların Türkiye, Ukrayna ve Venezuela’da yayın çizgisinde değişiklikler yaptığı vurgulandı. Medya kurumlarının el değiştirme işlemlerinin zaman zaman “şeffaf olmadığının” da altı çizildi.

Milliyet ve Sabah’taki işten çıkarmalar örnek gösterildi

FH raporunda, hükümetlere yakınlıklarıyla bilinen patronların satın aldıkları kurumlarda “açık sözlü” eleştiriler yapan gazetecileri işten çıkardığını dile getirdi. FH bu konuya örnek olarak “Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın hükümetine sempati duyan Demirören Grubu tarafından satın alınmış Milliyet Gazetesi’ndeki ve Erdoğan’ın damadı tarafından yönetilen bir şirketin 2011 yılında satın alındığı Sabah gazetesindeki işten çıkarmaları” sıraladı.

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.