1. YAZARLAR

  2. Hakan SÖNMEZ

  3. Ülkücülere FETÖ operasyonu
Hakan SÖNMEZ

Hakan SÖNMEZ

Genel Yayın Yönetmeni
Yazarın Tüm Yazıları >

Ülkücülere FETÖ operasyonu

A+A-

Dün, Türkiye tüm kamuoyunu şaşırtan bir gündemle uyandı.

 

“İmamların Öcü” kitabının yazarı gazeteci Yavuz Selim Demirağ, siyasetcafe.com yazarları Av. Rubil Gökdemir ile Alper Aksoy ve Yeniçağ Gazetesi yazarlarından Servet Avcı, Adnan İslamoğullları ile yazar Şevket Apuhan ile Turan Yaldır gözaltına alındılar. Doç. Dr. Kürşat Zorlu ise yurt dışında diye gözaltına alınamadı, evinde arama yapıldı.

 

Bu isimlerin hepsi MHP ve Ülkücü camianın yakından bilindiği isimler. Hepsi de MHP Genel Merkezi’ne muhalefet yapan isimler. Kimisi açıktan Meral Akşener’i desteklemiş, kimisi de MHP Genel Merkez politikalarına ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'ye muhalefette bulunmuşlar.

 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan daha bir gün önce “at iziyle it izi birbirine karıştırılıyor” dedi.

 

Erdoğan’ın açıklamasının hemen ardından bu isimlerin FETÖ’cü suçlamalarıyla gözaltına alınmaları oldukça manidardır.


Yavuz Selim Demirağ gibi bir ismin FETÖ ile ilişkilendirilmeye çalışılmasının nasıl bir ironi olduğunu elbette anlıyoruz.

 

Yaşanan bu gözaltıların “kör gözün parmağına” olduğu bir gerçek.

 

Dün sabah gözaltına alınanlardan Yavuz Selim Demirağ, Servet Avcı ve Turan Yaldır yine aynı gün akşamı serbest bırakıldı.

 

Bunda kamuoyunda ve sosyal medyada oluşan infialin de büyük etkisi var gibi görünüyor.

 

Ancak, yazarlarımız Rubil Gökdemir ve Alper Aksoy’un da aralarında bulunduğu diğer isimler ile ilgili herhangi bir serbest bırakma kararı gelmedi.

 

Ortada bir suç ve suçlu var ise elbette ki övecek değiliz.

 

Fakat; gözaltına alınan ülkücülerin FETÖ ile ilgisini anlamakta ve anlatmakta zorluk çekiyoruz.

 

Gözaltıların başladığı andan itibaren kamuoyunda ve kulislerde, sosyal medyada, listenin MHP Genel Merkezi’nden verildiği gibi bir algı oluşturulmaya çalışıldı.

 

Beni arayan onlarca insan sürekli bunları söyledi.

 

Sanki bunun "sorumlusu" MHP Genel Merkezi ve Devlet Bahçeli'yimiş gibi neredeyse kesin kanaatlerini belirterek konuşuyorlardı üstelik.

 

Gözaltına alınan isimlerin büyük bir çoğunluğu en az 30 yıldır tanıdım bildiğim insanlar.

 

Ülkü Ocakları'nda bir arada bulunmuş, görev yapmışlığım var.

 

Bugün bazıları dostum arkadaşım ve bazılarıyla küs ve konuşmuyor olsam da Ülkücü olmadıklarını veya FETÖ’cü olduklarına beni kimse inandıramaz?

 

Siyasi olarak ortaya koydukları fikir ve duruşlarına katılmıyor ve eleştiriyor olabilirim ama hepsinin "ülkücü" ve "ülküdaşım" olduklarına tüm kalbimle inanıyorum.

 

MHP Genel Merkezi’nde bulunan, Devlet Bahçeli'yi destekleyen de pek çok ülküdaşım var.

 

Allah korusun onların da başına böyle bir şey gelse aynı üzüntü ve kederi hücrelerimde hissederim.

 

Tüm kalbimle inanıyorum ki, ortada farklı ve büyük bir "oyun" var.

 

Bu arkadaşlarımızın MHP Genel Merkezi’nden hazırlanan bir "liste" ile gözaltına alındıkları söylenti ve iddialarını şiddetle reddediyorum.

 

MHP Genel Merkezi’ni ve Devlet Bahçeli’yi destekleyenlerin de en az benim kadar üzgün ve kederli olduklarını düşünüyorum.

 

Yaşananlar, ülkücü olan kimsenin “oh olsun” diyeceği bir şey değildir.

 

FETÖ’cü cani yapılanmanın her türlü oyun ve melanetin içinde olduğuna inanıyorum.

 

7 Haziran’dan sonra MHP Genel Merkezi ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin izlediği politikaların eksik ve yanlış olduğunu düşünüyor olsam da 15 Temmuz cani ve kanlı darbe girişimi sonrasında yaşanan gelişmeler gösterdi ki, siyaset ve yöntem tartışmalarının çok ötesinde büyük bir tehlike ile ülkemiz ve milletimiz karşı karşıya kalmıştır.

 

Türkiye, yüz yıl önce "toprağa gömdüğümüzü" sandığımız Sevr ile yeniden yüzleşmiştir.

 

Bugün böylesine büyük bir tehlike ile karşılaşmak, tüm problem ve eleştirilerin ötesindedir.

 

O yüzden zaman tüm ülkücü ve Türk Milliyetçilerinin yeniden kucaklaşması, aralarındaki meseleleri bir kenara atarak Türk Milliyetçilerinin ve ülkücülerin kurumsal yapılarını korumasına yönelik olmalıdır.

 

Yaşanan bu gözaltıların büyük bir oyunun parçası olduğunu düşündüğümü yazımda söylemiştim.

 

İddia edildiği üzere bu "liste" MHP Genel Merkezi’nden verilmişse bunun partiye ne gibi bir faydası olacaktır?


Tamamen etkisizleştirilmiş olan muhaletin eline MHP Genel Merkez'ince böyle bir "koz" verilmesi bana hiç mantıklı gelmiyor.


Bu iddiaları dile getirenlerin öfke ve anlık duygularla hareket ettiği fikrindeyim.

 

Soğukkanlılığımızı koruyarak gelişmeleri değerlendirelim.

 

Kriptö filan bilmem ancak; gözaltıların, Efkan Ala’nın İçişleri Bakanlığından alınmasının ardından ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “at izi it izine karışıyor” sözünün hemen akabinde gerçekleşmesi oldukça düşündürücüdür.

 

Birilerinin "inen rüzgarının" yeniden canlandırılması için, birileri ülkücüleri kullanarak  “ateşe odun atıyor” ve “bir şeylerin” intikamını almak istiyor gibi görünüyor.

 

Ülkücülerin üzerinden oynanmaya çalışılan oyunların "figüranı" olmamak lazım.

 

MHP Genel Merkezi’nin suskunluğuna son vermesi ve oluşturulan bu algıyı yerle yeksan etmesini umuyor ve bekliyorum.

 

Türk Milleti ve Türk Devleti olarak varlık, yokluk savaşı verildiği şu çetin günlerde, “ülkücü ferasete” herkesin ihtiyacı var.

 

Gerekirse biz feda olalım ama Türk Devleti ve Türk Milleti ebediyen yaşasın…

 

Ülkücüleri FETÖ’cü diye içeri almak işi, ancak FETÖ’cülerin işi olabilir.

 

Kurunun yanında yaş da yanarsa yaşın dumanı daha fazla çıkar diye geçen yazımda üstüne basa basa söylemiştim.

 

Bu dumanlar "gerçek FETÖ"nün izlerini kapatmak için kullanılmasın.


 

Hakan Sönmez  

siyasetcafe.com

Genel Yayın Yönetmeni

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum