1. HABERLER

  2. DÜNYA

  3. Viyana'daki Türk-Kürt Çatışmaları göründüğü kadar net değil
Viyana'daki Türk-Kürt Çatışmaları göründüğü kadar net değil

Viyana'daki Türk-Kürt Çatışmaları göründüğü kadar net değil

Amerikalı politik analizci Andrew Korybko, Viyana'da çatışan Türk ve Kürt gruplarının yaşadığı olayların perde arkasını kaleme aldı. İşte Serap Balaman Morel'in çevirisiyle o yazı;

A+A-

Ana akım Medya Türkiye Cumhuriyetinden Avusturya'ya göç eden farklı etnik grupların bir başka devlette sanki kendi etnik kimlikleriyle ilgiliymiş gibi kesinlikle yüzeysel olan nedenlerden dolayı savaştıklarını ima ederek Viyana'daki son Türk- Kürt çatışmalarını "etnik çatışma" olarak yanlış yorumlamaya çalıştı ki, aslında gerçekte olan bundan çok farklı ve Avusturya hükümetinin Kürt ayrılıkçı-teröristlerin paravan örgütü olan yasaklı PKK'ya verdiği örtülü desteğiyle ilgili.

Türk ve Kürt gruplar hafta sonu süresince Viyana'da çatıştılar, ancak Ana akım Meda'nın nedenlerini yanlış yorumlamaya çalıştığı gibi bunu etnik sorunlar nedeni ile yapmadılar.

Türkiye Cumhuriyetinden Avusturya'ya göç eden farklı etnik grupların yabancı bir devlette sanki kimlikleriyle ilgiliymiş gibi kesinlikle yüzeysel nedenlerle birbirleriyle kavga ediyorlar gibi göstermek, özellikle de Avusturya'da yaşayan etnik Kürtler ve Türkleri, yani Batılı olmayan insanları "ilkel" olarak tasvir etmek Oryantalizmin klasik bir örneği. Gerçekte yaşananlar bundan çok daha farklı ve Avusturya hükümetinin yasaklı Kürt ayrılıkçı-terörist paravan örgütü olan PKK’ya örtülü desteğiyle ilgili.

PKK, birçok yönden günümüz terörizmine öncülük eden aşırı sol, etnik-ayrılıkçı bir terör örgütüdür. Türkiye içinde silahlı bir örgüt olarak faaliyet göstermek dışında, komşu Suriye, Irak ve İran'da farklı isimler altında Orta Doğunun jeostratejik merkezinden oyularak ikinci bir jeopolitik "İsrail" in kurulması amaçlı aynı ortak ideoloji altında birleşen kollara ayrılarak bölgesel "bayiliklere" dönüştü.

 

PKK'NIN PARAVAN ÖRGÜTLERİYLE İŞBİRLİĞİ YAPIYORLAR

 

Daha da fazlası, her nasılsa, görünüşte "masum", "kurban edilmiş" ve "adil" olarak gösterilerek uluslararası algılar sıklıkla başarılı bir şekilde çerçevelendi.

Bununla beraber, Türkiye, ABD ve hatta AB örgütü yasakladı, ancak son ikisi PKK'nın paravan örgütleriyle hala işbirliği yapıyor, himaye ediyor ve örtülü olarak destekliyorlar.

Geçen hafta sonu yaşanan çatışmanın temel noktası, Avusturya makamlarının PKK’nın bir paravan örgütüne, Türkiye'nin Kuzey Irak'ta grubun oradaki üyelerine yapmış olduğu son askeri operasyonuna karşı Viyana'da gösteri yapmalarına izin vermesidir.

Başkentte yaşayan etnik Türkler, haklı olarak benimsedikleri yeni vatanlarının ana vatanlarında yıllar boyunca on binlerce vatandaşlarını acımasızca katleden bu terör örgütünü gayri resmi fakat yeterince açık görünen desteği olarak yorumlayıp öfkelendiler.

Tahmin edileceği üzere, ikna edici bir şekilde "savaş karşıtı protesto" olarak gizlenmeye çalışılan bu etnik-terörist provokasyona karşı bir protesto gösterisi düzenleyerek söz konusu ülkede kendi yasal haklarını kullanmaya karar verdiler.

 

 

viyana-pkk-min.JPG

 

AVUSTURYA HÜKÜMETİ TÜRKLERİ SUÇLAMAYA ÇALIŞIYOR

 

Daha sonra kontrolden çıkan çatışmaları hangi tarafın başlattığı tam olarak belli değil, ancak Avusturya hükümeti, bazılarının milliyetçi Bozkurtlar gruplarıyla ilişkili oldukları bildirilen etnik Türkleri suçlamaya çalışıyor. Ankara bu olayların partizan açıklamalarını protesto etti ve Viyana'nın Türk Büyükçesinin "ateşe benzin döktüğü" iddiasını reddetti.

Tüm niyet ve amaçları için, Avusturya'nın "Kitlesel Göç Silahları" olarak adlandırılan Göçmen Krizini düzenlemedeki Ankara'nın hiç beğenmedikleri rolü nedeniyle Viyana'ya fiili şantaj yapmayı düşündüğüne inandıklarından Türkiye'ye karşı "Kürt kartını" oynamaya çalıştığı görünüyor.

Oyundaki kapsayıcı temalar ise, birçok Avrupa ülkesinde pratikte herkesin göreceli bir serbest protesto hakkı olması, ev sahibi hükümetin ortaya çıkan çatışmaları doğal olan karşı-protestoların neden olduğu şeklinde manipule etme girişimleri ve bu her ikisi arasındaki bağlantıda dünyanın başka yerlerinde olabileceği gibi eğer katılımcılar doğrudan üçüncü bir ülkeden geliyorlarsa meydana gelebilecek güvenlik krizi.

Bu tür olaylar, Avrupa hükümetleri neredeyse herkesin istediği her şeyi protesto etmesine izin verdiği sürece, özellikle katılımcıların ayrılıkçı terörist paravan örgüt üyeleri olmadıklarından emin olacak şekilde araştırmazlar ise, büyük olasılıkla yakın gelecekte devam edecektir.

Ancak, aynı zamanda ev sahibi hükümet, bu hafta sonunda olduğu gibi, bazı grupları yasaklamış olabilecekleri herhangi bir terör örgütünün paravan cephesi olarak tanımayabilirler.

Bu gibi durumlarda, bu gösterilere verdikleri desteği yabancı bir hükümetin kınamasını "müdahale edilmek" gibi yorumlayabilirler, ya içtenlikle öyle olduğuna inanıyorlardır ya da böylesine görünerek (yurt içinde ve / veya uluslararası düzeyde) siyasi bir yarar elde edebileceklerini düşünüyorlar.

Bu sorunlar yakın zamanda çözülmeyecek, bu nedenle AB ülkeleri, yabancı etnik grupların kendi sınırları içerisinde çatışmalarının gerçekte "etnik" anlaşmazlıklar değil fakat daha çok katılımcıların o ülke içerisindeki veya doğrudan geldikleri ülkeler ile ilgili güvenlik endişeleriyle daha fazla ilgili olabileceği "yeni normal" için kendilerini güçlendirmelidirler.
 

Andrew Korybko
Amerikalı politik analizci
Çeviri: Serap Balaman Morel

 

 

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.