Vizesiz Avrupa yalan

Vizesiz Avrupa yalan

Davutoğlu, Merkel’le görüşmesinin ardından “Vizesiz Avrupa Temmuz 2016’da” mesajı veriyor ama yabancı muhataplarının bundan haberi yok. İngiliz FT, Merkel’in buna ‘hayır’ dediğini söylüyor. Zaten vizeleri kaldırmaya Merkel’in gücü yetmez.


Varaklı koltukların rüküş şatafatıyla dünya medyasına verilen pozlar, 21'inci yüzyılın göbeğinde, Türkiye ve dünya tarihinin en utanmaz köle pazarlıklarından birinin İstanbul'da yaşandığı gerçeğini değiştirmiyor.

Daha önce Yunan milli iradesini Frankfurt'ta basılan Eurolarla satın alan Alman Başbakan Merkel, şimdi de sayıları milyonları bulan Suriyeli mültecilerin kan pazarlığı için Boğaz'ın alacalı suları kenarında tarihi bir pazarlık yürütüyor.

Şansölye Merkel kendi açısından haklı olabilir. Nihayetinde Türkiye üzerinden Avrupa'nın düzenli coğrafyasına akın eden milyonlarca mülteci, sadece Avrupa halklarının rahatını değil, siyasetçilerin de koltuğunu tehdit ediyor.

Bu yüzden ‘al-ver'den çok hoşlanan Ankaralı muhataplarına birtakım hediyeler vaat ediyor. 

Türkiye'yi çok da aşağılık biçimde Avrupa'nın ‘tampon bölgesi' yapmak için rüşvetler teklif ediyor. Hatta Alman basını Türkiye'nin yeni pozisyonunu “Kaddafi'nin üstlendiği sınır bekçiliği” rolü olarak özetliyor.

Muhatapları da zoraki, sahte ve kendi ülkelerinin çıkarlarına aykırı da olsa uluslararası bir itibar bulmaktan dolayı pek memnun gözüküyor. 

Peki süslü sözler ve görüntüler dışında geriye ne kalıyor? Yapılan pazarlık bize, yani ülkede yaşayan insanlara ve misafir olarak geldiğini, geleceğini düşündüğümüz ancak, memleketin yerlisi olan Suriyeli mültecilere ne getirecek? 

AB’DE MANZARA FARKLI

Hemen şunu söyleyelim: Hükümetin Suriyeli mültecileri kalıcı olarak Türkiye'de barındırma ve yenilerine kapıyı açma karşılığında bir zafer olarak sunduğu bazı kazanımlar pek gerçekçi durmuyor. 

Örneğin Başbakan Davutoğlu, Merkel'le görüşmelerin ardından "Vizesiz Avrupa Temmuz 2016'da başlayacak" derken, karşı tarafta konunun böyle algılanmadığı açık. 

Financial Times gazetesi dünkü basımında Merkel'in AB'ye tam üyelik konusunda Türkiye'ye pek çok açıdan yumuşama göstermesine karşın Avrupa'ya vizesiz seyahat konusunda yeşil ışık yakmadığını yazıyor.

Zaten Merkel'in vizesiz seyahat için tek başına yeşil ışık yakması da beklenecek bir durum değil. Türkiye'nin Shengen'e yani vizesiz geçişe dahil olabilmesi için birliğin tüm ülkelerinin ‘evet’ demesi gerekiyor.

AB ve hatta Merkel baştan beri mültecilerin geri kabulü karşılığında “Türkiye'ye vize işlemlerini kolaylaştıracağız” vurgusu yapmasına karşın, seçim öncesi Davutoğlu'nun propaganda haline getirdiği “Vizesiz seyahat başlıyor” söylemi gerçeklere uymuyor.

PARASI OLANA VİZE ZATEN KOLAY

Diğer taraftan AB'nin önerdiği vize işlemlerini kolaylaştırırız” teklifi de pratikte çok işlevsel değil. Bugün için zaten işadamları, politikacılar, devlet memurları ve turistler yani işi, parası olan hemen herkes Avrupa ülkelerinden çok hızlı biçimde vize alma imkânına sahip. 

Bazı ülkeler zorluk çıkarsa da bazı ülkeler çok daha kolay vize veriyor. Nihayetinde varlıklı Türkiye vatandaşlarının AB'ye seyahatinde istisnai örnekler hariç önemli sorunlar yaşanmıyor. 

Ancak Avrupa'nın Türkiye'de işi olmayan ve birlik içinde iş aramak ve sosyal güvenlik sisteminden yararlanmak amacıyla Türkiye'den gelen vatandaşlara kapıyı açmadığını ve gelecekte de açmak istemeyeceğini söylemek çok yanlış olmaz. 

2 milyon Suriyeli'yi kabul etmemek için kat ve kat fazla işsiz Türkiyeli’yi kabul etmeleri de zaten beklenemez.

PARA TÜRKİYE'NİN ZARARINI KARŞILAMAZ 

Avrupa'nın, Suriyeli mültecileri üzerinden atmak için Türkiye'ye teklif ettiği bir başka unsur da para. Bu, Avrupa için rüşvetin en kolay yolu. Ancak onda bile Türkiye'yi ayakta uyutmaya çalışıyorlar. Türkiye bugüne kadar 2 milyon Suriyeli için 8 milyar dolar yani 7 milyar Euro harcadığını açıklarken, AB ek gelecek 2 milyon mülteci de dahil 3 milyar Euro’luk yardım teklif ediyor. 

Bu paranın da zaten Türkiye'nin birliğe katılım müzakereleri için hakkı olan fonlardan verileceğini anlıyoruz.
Öte yandan Türkiye'ye 3 değil, 8 milyar Euro da önerseler bu ülke ekonomisi ve vatandaşlarının ödediği bedelin yanında önemli bir yekûn tutmuyor. 

Çünkü AKP hükümeti, Suriyeli mülteciler için 8 milyar dolar harcandığını söylerken, burada devletin ettiği masraftan bahsediyor. 

Ancak, sadece 300 bini kamplarda kalan 2 milyona yakını sokaklarda olan Suriyeliler'in kira ve ev fiyatlarını arttırıp vatandaşları sıkıntıya sokmasından kimse bahsetmiyor.

Ya da emek piyasasına çok düşük ücretler karşılığında girerek Türkiye vatandaşlarını işsiz bırakmasından konuşulmuyor. Sokaklarda yaşanan dilencilik furyasından, kriminal olayların artmasından, sosyal huzursuzluktan vb. kimse dem vurmuyor. 

Avrupa aynı nedenlerden dolayı Suriyeli mülteciler için Türkiye'yi bir tampon bölge statüsüne sokmak isterken, Türkiye'deki vatandaşın ne düşündüğünü kendi hükümeti ve Avrupalı muhatapları umursamıyor.  
 
 
 

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.