1. YAZARLAR

  2. Halil MERT

  3. Ahlâk, İşadamı, ASRİAD, Millilik ve Yerlilik 
Halil MERT

Halil MERT

Yazarın Tüm Yazıları >

Ahlâk, İşadamı, ASRİAD, Millilik ve Yerlilik 

A+A-

Kuruluş beyanında Millilik, Yerlilik, sloganında “Önce Nitelik” olan bir işadamları Sivil Toplum Kuruluşu… 

ASRİAD, Asrın İşadamları Derneği.. Üçüncü yılına girdi. 

Referansla üye kaydettiği, adını aldığı Asr Süresi’ndeki emre riayet ettiği için, Dava, Çalışkanlık, Nitelik, Mensubiyet, Samimiyet, Vatan ve Millete, Ümmete ve İnsanlığa karşı mesul olma, sorumlulukla hareket etme gibi beşeri hassasiyetlerle yoluna devam etmektedir. 

2019 Bülteninin ana konusu “Ahlak ve rekabetçi Üstünlük.” Genel Başkanı Adnan DANIŞMAN da, aynı başlıkla bir konferans verdi.

Özetle; Ahlak ve Özgürlük İlişkisi ile başladı söze. Aristo ve Sokrates’ten, Allah’ın Ahlâkı’na, İslam Âlimlerinin felsefe eleştirilerine, İmam-ı Azâm’ın duruş ve tanımlarına değindi.

Adnan DANIŞMAN’ın konferansından özet notlarımı aşağıda arz ediyorum.

Ahlâk, Toplumların inanç, gelenek, görenek, tarih ve medeniyetlerinden süzülmüş, doğru kabul edilen değerler manzumesi… 

Ahlâk, toplumlara ve devirlere göre farklılıklar göstermiştir.

Peygamberimiz SAV, “Ben güzel ahlâkı tamamlamak için gönderildim.” diyor. Ahlâk’ın bir genel (evrensel) kuralları vardır. “Yalan söylemek suçtur.” gibi.  Bir de her topluma göre değişen kuralları. Büyüklerin elini öpmek gibi… 

Dünyada toplumlar farklı tabakalanmışlardır. Genel ahlâk kurallarının bir kısmı egemen, emperyalist toplumlar tarafından dayatılmıştır. Doktorların Hipokrat Yemini böyledir. 

Ülkeler, Milletler gibi ideoloji ve sistemlerin de dayattığı bir ahlâk telakkisi vardır.

Türk Toplumunda Ahlâkın iki temel kaynağı vardır.

— Din, Kur’an ve Sünnet, İslami Kültür

— Töre, Gelenek ve Adetler.

Günümüzde, sıradan ahlâk kurallarına uymayı erdemli davranış olarak algılıyoruz. Erdem ahlâktan daha yücedir. Hâlen her alanda rekâbet acımasızca ve evrensel ahlâkında dışında sürmektedir. BİZLER, REKÂBETTE GERİ BİLE KALSAK AHLÂKTAN VAZGEÇEMEYİZ. Nitekim İslam, Medeniyet Coğrafyası’na fetihlerden çok, Müslüman İşadamları’nın İslâm Ahlâkını yaşaması, örnek insanî vasıflara hâiz kişiler olması ile yayılmıştır. Endonezya en kalabalık İslam Ülkesidir. Tüm Uzakdoğu, Hindistan ve Çin Müslümanları timsâl olmuş Müslüman İşadamlarının hatırasıdır.

Türkiye, tarihi süreç ve birikimi, Türk Milleti’nin ihyâ ettiği faaliyetler ve fedakârlıklar, coğrafî konumu, halkının dinamikleri ve zindeliği ile İslam Dünyası’nın Lider Ülkesi durumundadır. Öyleyse; günümüzde tefekkür etmemiz gereken konu şudur. “Dünyayı nasıl geçeceğiz?” Malum egemenlerin ahlak anlayışı, Hollanda’da polis copundan kaçan Müslüman Mülteci çocuğa çelme takan gazetecinin ahlâkıdır. Biz bu ahlâk anlayışını ve sömürü düzenini reddediyoruz.

ASRİAD, Asrın İşadamları Derneği’nin temel niteliği AHLAK’tır. Türkiye’de örnek olmak, öncü olmak azmindedir. Toplum, İslam Dini’nin ahlâk sistemine dönmelidir. 

Dünyada etkin olmak istiyorsak kendi estetiğimizi, Medeniyet Değerlerimizi, öğrenmek, öğretmek, dünyaya tanıtmak zorundayız. William Shakespeare’in “Romeo ve Juliet”, eseri 20.000 kelime ile yazılmıştır. Dili, İngilizler için adeta senettir, temel kaynaktır. Dünyada Kur’an-ı Kerim ve İncil’den sonra en çok okunan kitaptır. Fûzulî’nin “Leyla ile Mecnûn” eseri 19.000 kelime ile yazılmıştır. Bu gün bırakın dünyaya tanıtmayı, bizde okuyan olmadığı gibi, aslını da anlayan kaç insanımız var? Düşünelim… 

ASRİAD, Milli estetiğimizin ihyâsı ve tanınmasının toplumun kimlik gelişimine katkısının bilincinde olmalıdır. Unutmayalım ki; kendi değerlerine direnenler, başkalarından dilenirler. 

ASRİAD, amel-i sâlih (nitelik) ve ahlâk mücadelesi verir. Ahlâklı bir duruş ortaya koyar. Kendi değerlerinizle hâreket ederseniz MİLLÎ olursunuz. Üretim, ticaret ve rekabeti bu MİLLÎ vasıflarla kendi ülkenizde, kendi öz kaynaklarınızla yaparsanız YERLİ olursunuz. Hâsılı MİLLÎ ve YERLİ olmanın birinci şartı, kendi ahlâk sisteminize bağlılık, ikincisi, öz kaynaklarınızla üretmek, yapmak, inşa etmektir. 

Türkiye’de oluşan sosyal doku, İslam Kültürü’dür.

Dünyada üstünlük, Milliliğin bir sonucudur. Hamâsetle Millî olamazsınız. Kendi üretimimizi, ekonomiyi yerli değerlerle oluşturamadığımız sürece Millî olamayız.

Özet, Türk Milleti, ahlâk yapısını canlandırmalıdır. Tarihten gelen sorumluluklarına sahip çıkmak zorundadır. 

ASRİAD, Asrın İşadamları Derneği Başkanı, değerli Ağabeyim Adnan DANIŞMAN’a bize hatırlattığı, hatta öğrettikleri için sonsuz teşekkür ederiz.

Övülen Ahlâk mı? 

“Veren el, alan elden üstündür.” hâdis-i şerifi ile özetlenmiş. 

Her meslek ve iş grubundan beklenen üstün meziyetler farklılık arz eder. Meselâ bir askerden mukâvemet, ferâgât-ı nefs ve istihkâr-ı hayat, fiziki yeterlilik, cesaret, ferâset, hatta şehâdet gibi vasıflar beklenir. Peki, iş adamından neler beklenir? 

Maalesef, fakirlik din çevrelerince erdem hatta gereklilik gibi sunulmaktadır. Bu doğru bir yaklaşım değildir. Esas olan Müslümanların fert fert zekât verebilecek konuma gelmeleridir.

İş Adamı, devletimize vergisini, fakirlere zekâtını vermekten asla tereddüt etmemelidir. Yukarıda “Askerde hangi yüksek ahlaki vasıflar aranmalıdır?” sorusu gibi, “İş Adamı’nda da neler aranması gerektiği üzerinde sıkça durulmalıdır. “Mallarınızda (yardım) isteyen ve (iffetinden dolayı isteyemeyip) mahrum olanlar için bir hak vardır.” (Zâriyât–19) diyor Rabbimiz. 

Ahlâklı İş Adamı; cömert, yardımsever ve mütevâzi, kul hâkkı ve isrâftan sakınan kişidir. Yine iş adamlarımız, çağın icabı üretim teknolojilerine, AR-GE faaliyetlerine, emek vermeli ve sermaye ayırmalıdır.

Ecdadımız, İslâm Dinine ihlâsla bağlanarak büyük bir Medeniyet kurdular. Dünya Tarihçileri şu tespiti yapmaktadırlar. Türk Milleti güçlü iken, Ümmet-i Muhammed hürdü. Bu medeniyette devrin İş Adamlarını yönlendiren, kontrol eden Âhîlik Teşkilâtları vardı. İlkeleri bu gün de yaşaması gerekli erdem ve fazilet kâideleridir.

  1. Elini açık tut, 2. Sofranı açık tut, 3. Kapım açık tut, 4. Gözünü bağlı tut,  5. Dilini bağlı tut, 6. Belini bağlı tut. 

Âhîlik öğretisinde temel ilkeleri şöyle sayabiliriz:

— İyi huylu ve güzel ahlâklı olmak,

— İşinde ve hayatında, kin, çekememezlik ve dedikodudan kaçınmak,

— Ahdinde, sözünde ve sevgisinde vefalı olmak,

— Gözü, gönlü ve kalbi tok olmak,

— Şefkatli, merhametli, adaletli, faziletli, iffetli ve dürüst olmak,

— Cömert ve kerem sahibi olmak,

— Küçüklere sevgili, büyüklere karşı edepli ve saygılı olmak,

— Alçakgönüllü olmak, büyüklük ve gururdan kaçınmak,

— Ayıp ve kusurlarını örtmek, gizlemek ve affetmek,

— Hataları yüze vurmamak,

— Dost ve arkadaşlara tatlı sözlü, samimi, güler yüzlü ve güvenilir olmak,

— Gelmeyene gitmek, dost ve akrabayı ziyaret etmek,

— Herkese iyilik yapmak, iyiliklerini istemek,

— Yapılan iyilik ve yardımı başa kakmamak,

— Hakka, hukuka uymak, hak ölçüsüne riayet etmek,

— İnsanların işlerini içten, gönülden ve güler yüzle yapmak,

— Daima iyi komşulukta bulunmak, komşunun eza ve cahilliğine sabretmek,

— Yaratandan dolayı yaratıkları hoş görmek,

— Hata ve kusurları daima kendi nefsinde aramak,

— İyilerle dost olup, kötülerden uzak durmak,

— Fâkirlerle dostluktan, oturup kalkmaktan şeref duymak,

— Zenginlere, zenginliğinden dolayı itibardan kaçınmak,

— Allah için sevmek, Allah için nefret etmek,

— Hak için hakkı söylemek ve hakkı söylemekten korkmamak,

— Emri altındakileri ve hizmetindekileri korumak ve gözetmek,

— Açıkta ve gizlide Allah'ın emir ve yasaklarına uymak,

— Kötü söz ve hareketlerden sakınmak,

— İçi, dışı, özü, sözü bir olmak,

— Hakkı korumak, hakka riayetle haksızlığı önlemek,

— Kötülük ve kendini bilmezliğe iyilikle karşılık vermek,

— Belâ ve kötülüklere sabır ve tahammüllü olmak,

— Müslümanlara lütufkâr ve hoş sözlü olmak,

— Düşmana düşmanın silahıyla karşılık vermek,

— İnanç ve ibadetlerinde samimi olmak,

— Fani dünyaya ait şeylerle öğünmemek, böbürlenmemek,

— Yapılan iyilik ve hayırda hakkın hoşnutluğundan başka bir şey gözetmemek,

— Âlimlerle dost olup dostlara danışmak,

— Her zaman her yerde yalnız Allah'a güvenmek,

— Örf, adet ve törelere uymak,

— Sır tutmak, sırları açığa vurmamak,

— Aza kanaat, çoğa şükrederek dağıtmak..

Âhîlikte dört temel ilke önem kazanmaktadır. 

İffet İlkesi: Ahlâk temizliği sahip olunması gereken en önemli özelliktir; “İffet ilkesinin menşei hayâdır”. İffet için gereken Tövbe ve Cömertliktir.

Şecâat İlkesi: Korkmamayı, yürekli ve çevresine faydalı olmayı anlatır. Şecâatin iki ana değerinden tevâzuya sahip olan, “Herkese insaf ile muamele eden fakat kimseden insaf beklemeyen” kişidir. Diğeri ise emniyet’tir.

Hikmet (Bilgelik) İlkesi: Hikmet sözde ve işte en iyiyi, olması gerekeni fark etmek, en iyiyi yakalamak olarak tanımlanabilir. İki değeri ise doğruluk; “Söz doğru olmazsa sözün amacı ortaya çıkmaz insan hayvan derecesine düşer” ve hidayettir: “Hidayet güzelle çirkinin ayırt edilmesi, insanın kötülüklerden çekinip güzel ve iyiye yönelmesi, bir şuur peyda etmektir.”

Adalet ilkesi: Adaletin özü, “her şeyden hakkını almak, her şeyin hakkını vermek” olarak tarif edilir. Vefa, adaletin en önemli değerlerindendir. Sözünde durma ve sözünü yerini getirmek demektir.

Üç Şeyden Sakının: Yalan, Hırs, Tamah.

Akıl ve Bilgi, yolunuzda ışık olsun.

Âhîlik edebine uymayana yolsuz denirdi. 

  Âhîlikte, söz senet, “İyi niyet ve söz, her şeyi halleder.” sözü ile ticaret yaparlardı.

Allah, yolsuz bırakmasın….

 

Strateji ve Yönetim Uzmanı

Emekli Yarbay Halil MERT

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar