Ali Ağaoğlu'ndan yaptığı binalarla ilgili skandal itiraf: 'Deprem olursa İstanbul'a ordu bile giremez, ölen şanslıdır'

Ali Ağaoğlu'ndan yaptığı binalarla ilgili skandal itiraf: 'Deprem olursa İstanbul'a ordu bile giremez, ölen şanslıdır'

Ali Ağaoğlu'nun bir röportajında İstanbul'da yaptığı binalarla ilgili kullandığı ifadeler pes artık dedirtti...

İzmir'de geçtiğimiz Cuma günü meydana gelen 6,6 şiddetindeki depremin ardından 100'den fazla vatandaşımız hayatını kaybetti.

Depreminin acısı ise üzerinden 5 gün geçmesine rağmen geçmedi...

Geçecek gibi de değil...

Tüm Türkiye İzmir'de yaşanan depremin ardından bir yandan da olası deprem ihtimallerini konuşmaya başladı.

Özellikle yıllardır konuşulan İstanbul depreminde ne durumda olacağız sorusunun yanıtı ise herkes tarafından merak ediliyor.

Vatandaşlar deprem korkusundan çok binalardan korkuyor aslında...

Nitekim özellikle İstanbul'daki yapıların sağlam yapılar olmadığı da gün gibi biliniyor.

 

AĞAOĞLU'NDAN İTİRAF GİBİ AÇIKLAMA

 

İşte tüm bu korkuların yanında bir de arşivden öyle bir röportaj çıktı ki insanın adeta okudukları karşısında eli ayağı buz kesiyor.

Ali Ağaoğlu'nun 2009 yılında Referans Gazetesi'nden Ayten Güvenkaya'ya yaptığı açıklamalar bu korkuların en teme nedeni aslında...

 

O röportajdan en dikkat çekici bölümler şu şekilde:

 

"1970'li yıllarda İstanbul'un Anadolu yakasında yapılan yapıların büyük bir kısmına inşaat malzemesini ben sattım.Kumları Marmara Denizi'nden, demirleri hurdadan çektik. O zamanın şartlarında en iyi malzeme buydu. Sadece biz değil tüm firmalar aynı şeyi yapıyordu. Deprem olursa İstanbul'a ordu bile giremez, ölen şanslıdır...

En lüks semtlerdeki o süslü püslü binalar için konuşuyorum; çoğu sadece tuğla üstünde duruyor, içleri gitmiş. 1970'li yıllar, sana yağ ve benzinin karneyle alındığı zamanlardı.

İbrahim Tatlıses'in dediği gibi, Urfa'da Oxford vardı da okumadık mı? Yani o dönemde en iyi malzeme onlardı. Teknoloji yoktu, betonlar kürekle karıştırıldı. Sağdan sola en az beş kere karıştırılması gerekirdi. Beton işleri de Doğulu ekiplerin elindeydi. İşçilere laf da anlatamazdık. Bir kere çevirip bırakırlardı.

Yani kısaca kum kötü, malzeme kötü, işçilik kötü. Tüm firmalar böyle çalışıyordu. Belki karamsar bir tablo çiziyorum ama ilkokuldan bu yana işin içindeyim. İşin mutfağında yetişen biri olarak söylüyorum ki; mevcut yapı stoğunun yüzde 70'i deprem açısından güvenli değil. Binalar resmen iman kuvveti ile ayakta duruyor. Binaların 17 Ağustos'ta nasıl karton gibi yıkıldığını unutmamak lazım."

 

Deniz kumundan, hurda demirden bina yaptığını itiraf etmek, dönemin şartlarıyla açıklanacak bir şey değil. Söylenecek çok şey var ama buraya yazılmaz....

 

YOUTUBE KANALIMIZA ABONE OLMAYI UNUTMAYIN!

Siyasetcafe.com

 

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.