Alper AKSOY-Gözaltı Notları: 3 'Koğuş ağası ve mehdi'

Alper AKSOY-Gözaltı Notları: 3 'Koğuş ağası ve mehdi'

Gözaltı Notları: 3

 

KOĞUŞ AĞASI ve MEHDİ

Cezaevi tecrübem yoktu ama romancılığın sağladığı destekle konuyu çabuk çözmüştüm: Beklentilerinizi minimuma indireceksiniz, ah vah etmeyeceksiniz, salıverilmenizi en kötü ihtimale yaslayacaksınız. İşte o zaman beyniniz rahatlıyor, kalp atışlarınız normalleşiyordu.
 
İkinci günün öğlesinde koğuşa Adnan İslamoğlu, Ramazan Akgün ve İrfan Sönmez getirildiler. Artık niçin getirildiklerini biliyordum. Üstelik bu gelenler Adnan hariç eski kaşardı. Adnan da bilgi donanımı ile mesafeyi kapatıyordu.
 
"Hayrola?" diye sordum Ramazana, "siz nasıl alındınız?"
 
"Bizi kimse almadı, kendimiz gelip teslim olduk?"
 
"Yuh beee!.." dedim, "hafta sonu, bayram öncesi teslim olunmayacağını nasıl bilmezsiniz?"
 
İrfan Sönmez hemen araya girdi:
 
"Alper Hoca biz,  bir iki saat oturup ifade verip serbest bırakılacağız."
 
Bu cezaevi kaşarlarını hem kızdırmaya hem de ayaklarını yere bastırmaya kararlıydım.
 
"Nah serbest bırakılırsınız!..." dedim. "Bayram sonuna kadar hep beraber buradayız anasını satıyım.."
 
Adnan tedirgin bir sesle ilk defa konıuştu:
 
"Deme ya!.. Bayram sonu da çok ya abi!.."
 
İrfan Sönmez ceketini çıkarıp başına yastık yaptı, ellerini başının altına koyup ayaklarını uzattı.
 
"Alper Hoca ben 11 yıl hapis yattım. 13 günle mi korkutacaksın beni."
 
Böyle dedi ama içinde kazandan taşan süt misali bir öfke büyümüş olmalı ki hemen peşinden Ramazan'a yüklendi:
 
"Alper abi doğru söylüyor valla" dedi, "biz de senin aklına uyup bayram öncesi teslim olduk."
 
Adnan da yüklendi Ramazana:
 
"Beni de sen gaza getirdin..."
 
Ramazanın savunması ilginçti:
 
"Benim kilom var arkadaş, aha bu göbeği eritmek için teslim oldum!.. Siz de peşime takıldınız, ne yapayım, kovayım mı sizi?.."
 
Koğuşun en kıdemlisi olarak "koğuş ağası" bendim. Sedirdeki sağ köşede sırtımı duvara yaslayıp ayaklarımı uzatmıştım. Bizim yeni mahkumların ağız dalaşını on dakika seyredip ağırlığımı koydum:
 
"Susun!.. Koğuş ağanız konuşuyor!.. Bayramda burada kurban keseceğiz, size kavurma yapacağım..."
 
Ramazan araya girdi:
 
"Alper abi koğuş ağaları çalışmaz, sen emret biz yaparız!.."
 
"Tamam o zaman  kavurma işi de sizin, bulaşık işi de..."
 
.......
 
Şu darı dünyada olmadığım şeylerden biri de koğuş ağalığı idi onu da olmuştum... Yusufiyeliler acıyı bal eylemenin erbabı idi... Onlara neler anlattırdım neler?.. Ramazan Akgün onbeş yaşında nasıl Yusufiyeli oldu, İrfan Sönmez kaçakken nasıl yakalandı, Adnan'la seksenli yıllara seyahat etmek...
 
Daha neler neler...
 
Dinlediğim en ilginç hatıra şuydu:
 
İrfan Sönmez'in yattığı cezaevlerinden birinde dini kitaplar furyası başlar. Herkes yutarcasına okuyup bir ayda tasavvuf ehli olmaktadır... Koğuşun en sofuları istiare namazında, ilk şafakta "mehdi"nin  geleceğini, onları cezaevinden kurtaracağını görürler...
 
Buna önce en sofular sonra bütün koğuş şıppadak inanır... İnanmak menfaatları icabıdır çünkü. 
 
"Mehdi"nin geleceğini istiare namazında gören sofu ülkücü koğuşa şöyle seslenir:
 
"Mehdi beyaz elbisesi ile geldiğinde sizin giyinmenizi beklemeyebilir... Onun için herkes giyinik yatacak... Çorabınızı, ayakkabınızı bile giyin... Mehdi 'Ya  Hakk!..' dediğinde peşine takılacağız..."
 
Bu konuşmayı duyan solcuların koğuş başkanı da arkadaşlarına sesini yükseltir:
 
"Siz de giyinin lan!.. Ülkücülerin arasına biz de karışıp kendimizi dışarı atalım, tamam mı?.."
 
Bir iki saat sonra koğuştaki bütün mahkumların giyinik yattığını gören bir asker, yüzbaşının karşısına çıkar:
 
"Komutanım bu gece solcular da sağcılar da ayakkabı ile yattılar. Sanırım büyük bir olay olacak."
 
Yüzbaşı hemen bir manga askerle koğuşa gelip bağırır:
 
"Ne bu hal lan?.. Ayakkabı ile yatılır mı?"
 
Bizim sofu ülkücü izahat verir:
 
"Yüzbaşım ilk şafakta beyaz elbisesi ile mehdi gelecek buraya."
 
Yüzbaşı solculara döner:
 
"Siz niye çıkarmadınız ayakkabınızı?.."
 
"Komutanım biz de ülkücülerin arasına karışacağız."
 
"Ulan siz Allaha bile inanmazsınız... Mehdiye nasıl inandınız?.."
 
Yüzbaşı bu defa bir manga askere dönüp sertçe bağırır:
 
"Duydunuz mu lan!.. Koğuşta ya da koridorda beyaz elbiseli bir adam görürseniz vurun!.."

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
6 Yorum