1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. Ankara senaryoları
Ankara senaryoları

Ankara senaryoları

30 Mart seçimlerinin sonuçları bazı sorular için de cevap niteliği taşıyacak. 'Erdoğan Cumhurbaşkanlığı için aday olacak mı?' bunlar arasında en çok merak edileni. Erdoğan 17 Aralık operasyonundan sonra bu konudaki tüm sorulara, ‘önceliğinin 30 Mart olduğ

A+A-

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Erdoğan seçim sürecinde cumhurbaşkanı adaylığı konusundaki tüm sorulara aynı yanıtı verdi. Tıpkı 13 Mart’ta katıldığı televizyon programındaki gibi:

ÖZETLE

Köşk ve Erken seçim senaryolarının asıl cevabı 30 Mart Seçim sonuçlarında gizli


“30 Mart’ı gördükten sonra oturacağız, konuşacağız. Gerekirse bu konuyu Cumhurbaşkanımızla da oturur değerlendiririz. Ondan sonra da nihai kararımızı veririz, adımımızı atarız. Şu anda 30 Mart’ı tartıyorum. 30 Mart benim için çok çok önemli”

Erdoğan 30 Mart’ı gördü. Henüz resmi olmayan seçim sonuçlarına göre, Türkiye genelinde yüzde 45 oy aldı. 2011 yılındaki genel seçimlerde aldığı yüzde 49,8 oy oranının altında kalmış olsa da, 2009 yerel seçimlerindeki  oyunu (%38.6) yaklaşık 6 puan artırdı.  30 Mart’a gidilirken AK Parti için kritik eşiğin yüzde 40 olduğu düşünülürse, seçim sonucu eşiğin fazlasıyla aşıldığını gösteriyor.

Erdoğan’ın seçim akşamı yaptığı balkon konuşması gelecekle ilgili de önemli ipuçları verdi.

“Bundan sonra da bu can, bu tende oldukça, üzerimize hangi emanet yüklenirse Allah’ın izniyle ona sadakatle sahip çıkmaya çalışacağız. İnşallah son nefesimize kadar milletin ve ülkenin hizmetkarı olarak bayrağımızı, toprağımızı yüceltmenin mücadelesi içinde olacağız”

Erdoğan’ın cumhurbaşkanlığı konusundaki kararını Nisan ayında vermesi bekleniyor. Çünkü 12. Cumhurbaşkanını seçmek için 10 Ağustos’ta ilk tur oylama yapılacak. Dolayısıyla kampanya sürecinin Haziran ayında başlaması gerekiyor. Erdoğan’ın Mart ayında NTV Televizyonu’nda yeni demokratikleşme adımları atılması konusundaki soruya cevabı buna işaret ediyor:

“Önümüzde çok dar, kısa bir süreç var. 30 Mart'tan sonra bir hafta parlamento kapalı. Hemen onun akabinde Cumhurbaşkanlığı seçimleri için bir süreç başlayacak. Ağustos 10'da bu işin ilk turu olacağına göre süreç fazla uzun değil. Ne demektir bu? Yani haziran Meclis'in kapanma ayı olursa ondan sonra da zaten kampanyanın başlama süreci olacaktır. Buna göre de demek ki ortada bir nisan, mayıs temiz olarak kalıyor. Bu aylarda da olsa olsa 4-5 tane, Meclis sükunetle çalışırsa, bu işin üzerine giderse çıkarılabilecek kanunlar vardır. Bu kanunları süratle çıkarmak suretiyle de ondan sonra da Meclis'i tatil ederiz."

AK Parti sözcüsü Hüseyin Çelik 1 Nisan’da katıldığı televizyon programında Erdoğan’ın kararını yakında verebileceğini söyledi:

“Başbakan isterse cumhurbaşkanı adayı olabilir. Önümüzdeki günlerde bu konu konuşulacaktır. Zaten Sayın başbakanımızın cumhurbaşkanı adayı olabileceğini ilk defa mı duyuyoruz? ‘Ben gideceğim artık torunlarımı seveceğim’ demesini kimse beklemiyor herhalde. Halkımız da başbakanımızı cumhurbaşkanlığına taşır. Karizmatik bir lider olarak kendi partisini 8 kez galip yapan, Türkiye için bizler için büyük bir şanstır, talihdir”

Putin – Medvedev formülü

Erdoğan’ın ağzından adaylığına ilişkin bir cümle duymak kadar, bu süreçte Gül’ün ağzından da duyulacak benzer bir cevap süreci netleştirebilecek. Erdoğan’a rağmen Gül’ün adaylığını açıklaması beklenmese de, böyle bir gelişme AK Parti’de olduğu kadar Türkiye siyasetinde ciddi bir dalgalanmaya neden olur. Erdoğan’ın adaylığını açıklaması halinde, ilk akla gelen Gül’ün aday olmayacağı olacaktır.

Erdoğan’ın Köşk’e çıkmaya karar vermesi halinde, en beklenen senaryo ‘Putin – Medvedev’ formülü. Yani Erdoğan Köşk’e çıkarken, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün başbakanlık koltuğuna oturması.

Peki Erdoğan 17 Aralık operasyonu ve sonrasında Fethullah Gülen cemaati ile yaşanan tartışmanın ardından Köşk’e çıkmaktan vazgeçer ve partisinin başında kalmayı tercih edebilir mi? Erdoğan, ‘örgüt’, ‘çete’, ‘terör örgütü’, ‘casus’ ifadelerini kullandığı cemaate karşı seçimden sonra harekete geçileceğini söyledi. Balkon konuşmasında bir kez daha ‘inlerine girmekten’ bahsetti. Dolayısıyla cevabı aranan bir başka soru Erdoğan’ın bu süreçte partisinin başında kalmayı da tercih edip etmeyeceği.

4. dönem olasılığı

Erdoğan partinin ve hükümetin başında kalmayı tercih ederse, bu durumda ilk olarak üç dönem kuralının değişmesi gerekecek.
Erdoğan, Mart ayında katıldığı TV24 yayınında, kuralın değişmesi için yetkinin öncelikle MKYK ardından da genel kurulda olduğunu söylemişti. Parti içindeki bazı isimler ise sadece MKYK kararının bile yeterli olacağı görüşünde.

Bir ihtimal olarak erken seçim

Putin – Medvedev formülünün hayata geçebilmesi için, Gül’ün milletvekili olması gerek. Genel seçim 2015 Haziran’ında. Çankaya seçimi ise 4 ay sonra. Erdoğan’ın Ağustos’ta Köşk’e çıkması demek, seçim için Haziran’a kadar beklenmesi halinde, hükümetin 10 aylığına 3. bir isme emanet edilmesi kadar, Gül’ün 10 ay beklemesi / bekletilmesi demek.

O yüzden erken seçim bir ihtimal olarak ortada. Henüz AK Parti cephesinden bu konuda sarf edilmiş bir söz yok. Erdoğan, iktidarı döneminde hiçbir zaman erken seçim taraftarı olmadı. Tek istisna, 27 Nisan sürecinin zorunlu kıldığı erken seçim kararı oldu. 30 Mart sonucu AK Parti’den çok Erdoğan’a verilen destek olarak yorumlandı. Erdoğan’ın bugün, Köşk’e daha da güçlü çıkmak ve geride de aynı güçte bir parti bırakmak için erken seçimi gündeme alıp almayacağı merak ediliyor.

Erken seçim kararı ‘erken’ alınırsa Ağustos’ta seçmenin önüne 2 sandık konulabilir. Ancak bunun için Gül’ün cumhurbaşkanlığından istifa etmesi gerek. Bu da Türkiye’nin birkaç ayı cumhurbaşkansız geçirmesi demek. Gül ve Erdoğan bu durumu ‘siyaseten şık’ bulmayabilir.

Ancak Köşk seçiminden hemen sonra, Eylül – Ekim ayları için alınacak bir erken seçim kararı, hem istifaya gerek bırakmayacak, hem de başbakan olarak Gül’e beyaz bir sayfa açmayı sağlayacak formül olabilir. 

Meclis Adalet Komisyonu Başkanı, AK Parti’nin hukukçu kurmaylarından Ahmet İyimaya ,  erken seçim değerlendirmesi için ‘henüz erken’ diyor. Anayasal olarak erken seçimin mümkün olduğunu belirten İyimaya Aljazeera’ya şunları söyledi:

“Cumhurbaşkanlığı seçimini görev süresi dolayısıyla ileri almak ya da tarihini değiştirmek mümkün değil. Ama erken genel seçimin tarihini belirlemek mümkün. Anayasa 77. Madde bunu düzenlemiş. Türkiye’nin erken seçim yaşayacağını düşünmüyorum. Bu erken seçim tartışması bir tahmindir. Tutarsa tahmin olur, tutmazsa spekülasyon”

Aljazeera’nın sorularını yanıtlayan Anayasa hukukçusu Prof. Ergun Özbudun ise, erken seçim kararının önünde hukuki bir engel olmadığını belirterek, “Onların tercihi. Bir yıl içinde şartların ağırlaşacağını düşünürlerse böyle bir karar alabilirler” dedi. 

Hem Özbudun, hem de İyimaya teknik olarak seçmenin önüne iki sandık konulabileceğini ve milletvekili ile cumhurbaşkanlığı seçimlerinin birlikte yapılabileceğini belirtti.

Zorlayıcı faktör olarak çözüm süreci

Türkiye, hükümetin PKK ile yürüttüğü çözüm süreci görüşmeleri nedeniyle çatışmasız geçirdi.  30 Mart, sürecin ilerleyişini durdursa da, taraflar bunun ‘doğal’ olduğu konusunda hemfikir oldu. Şimdi İmralı adasındaki PKK lideri Abdullah Öcalan da, PKK da, BDP de hükümetin adımlarını bekliyor. 

Erdoğan'ın balkon konuşmasında “Bugün çözüm süreci kazanmıştır, milli birlik ve kardeşlik süreci kazanmıştır” demesi, hükümetin süreci yürütmekteki kararlılığını gösteriyor.

Ancak bunun devam edebilmesi için, sık sık seçim molası verilmemesi gerekiyor. Köşk için kampanya döneminin Haziran’da başlaması, hükümete adım atmak için sadece 2 aylık süre bırakıyor. Zorluğu gözönüne alındığında, süreç için yeterli olmayacak bir süre.

Seçmenin önüne aynı anda iki sandık koymak ya da 2015’i beklemeden sıkıştırılmış 2 seçimi arka arkaya yapmak ise çözüm sürecinin ilerlemesine daha fazla şans tanıyabilir.

Başkanlık sistemi gelir mi?

Başkanlık sistemini tartışmaya açan ancak, kendi sayısal yetersizliği kadar, muhalefet engeliyle de karşılaşan Erdoğan bu seçim sonucuyla başkanlık sistemini tekrar Meclis gündemine getirebilir mi?

Bir ihtimal olarak ortada duran soru için verilen cevaplar ise bunun teknik olarak zor, siyaseten imkansız olduğuna işaret ediyor. Ergun Özbudun, referandum yoluyla bunu yapmaya kalkması halinde AK Parti’nin BDP ve HDP’nin desteğini alması gerektiğine dikkat çekti. Anayasa değişikliğinin referanduma gidebilmesi için Meclis’te 330 – 367 oy aralığında kalması gerekiyor.

Seçimlerde belediye başkanı seçilen milletvekilleri nedeniyle AK Parti’nin milletvekili sayısı 314’e düşüyor. Aynı şekilde BDP’nin 2 milletvekili belediye başkanı seçildi ve sandalye sayısı 20’ye düştü.  BDP ve HDP 28’i bulan oyuyla destek verse bile, AK Parti Başkanlık için bir anayasa değişikliği yapması halinde referandum aralığında kalabilir. Her iki isim de yeni bir anayasa yapmak için geçirilen 2 yıllık süreç varken bu ihtimali sıradışı olarak görüyor.

Kaynak: Al Jazeera

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.