1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. Cemaate 3 ayrı dava açılacak
Cemaate 3 ayrı dava açılacak

Cemaate 3 ayrı dava açılacak

Hükümete yakın Gazetecilerden Metin ÖZER'in kaleme aldığı makalede Cemaatin Tüyler ürperten belgeli faaliyetlerini yazdı.

A+A-

Gelişmeleri takip edenlerin cevabını en çok merak ettikleri soru bu.

Bu soruyu cevaplamadan önce biraz geriye gitmek isterim.
Bundan yaklaşık 2 ay kadar önceydi.


Başbakan Tayyip Erdoğan durduk yere ilginç bir açıklama yaptı.
Elimde öyle bir dosya var ki, açıklarsam Türkiye’de yer yerinden oynar


Hiç kimse, dosyanın içeriği ile ilgili kendisine tek bir soru bile sormadı.


Peki;  bu dosya neydi ve içerisinde ne vardı?


Dosya cemaat ile alakalıydı.


Cemaatin en tepe noktasındaki bir isim, elindeki bütün belge ve dökümanları Başbakan Tayyip Erdoğan’a teslim etti.


Bu kişinin kimliğini şimdilik açıklamayayım.


Sadece şunu belirtebilirim.


Cemaat içerisinde çok saygınlığı olan ve cemaat üyelerinin ‘abi’ diyerek hürmet ettikleri bir isim.


Küçük bir ipucu daha vereyim.


Bu kişinin Tayyip Erdoğan’a bilgi ve belge verdiğini öğrenen cemaat medyası, son zamanlarda bu ismi hedef aldı.


Neyse ismi boş verelim.


Gelelim dosyanın içeriğine.


Dosyada;  bugün paralel yapı olarak adlandırılan cemaatin derin faaliyetleri yer alıyor.


Bu yapının;  CIA bağlantısıİsrail bağlantısı ve Vatikan bağlantıları belgeleri ile yer alıyor.


Devlet içerisinde kurulan yapı ve bu yapıların başlarında bulunan imamların kimlikleri ve görevleri ile ilgili ayrıntılı bilgi var.


Bunlar birer bilgi olmaktan öte kasetlerle de desteklenmiş.


Değerli okurlarım.


Dosyada o kadar çok isim var ki, inanın açıklandığında büyük şaşkınlık yaşayacaksınız.


Türkiye eyaletlere bölünmüş.


Her eyalete birer ‘imam’ atanmış. Her şehirde ‘şehir imamları’ bulunuyor.


Bu imamlareyalet imamına bağlı olarak çalışıyor.


Eyalet imamları da merkezdeki şura üyesi.


Bu şura;  belli dönemlerde bir araya  gelerek durum değerlendiriyor, kararlar alıyor. 


Bu kararlar büyük bir hızla hayata geçiriliyor.


Şura kararıyla ;


ÖSYM soruları çalınıyor.


KPSS soruları çalınıyor.


Polislik sınavı soruları çalınıyor.


Hakim ve savcılık sınav soruları çalınıyor.


Buradan çalınan sorular, dershanelerdeki emin oldukları ve kullanılmaya müsait cemaat üyelerine veriliyor.


Onlar sınavı kazandıklarında atamaları yapılıyor.


Ataması yapılan gençler,  girdikleri devlet kurumlarında buranın imamının emrine giriyor.


Dershane yaygarasının altında da zaten bu çark var.


Dershaneler kapandığında; cemaat, beynini yıkayarak robotlaştırdığı cemaat elemanları ordusundan olacak.


Şura'da sadece eyalet imamları bulunmuyor.


Yargı imamı, siyaset imamı, polis imamı, medya imamı, üniversite ve eğitim imamı, iş alemi imamı, finans imamı ve bürokrat imamı gibi geniş bir imam kadrosu oluşturulmuş.


Bu şura Amerika’ya bağlı olarak çalışıyor.


Bu isimlerin tamamı belli olmuş durumda.


Şura'nın kullandığı cemaat dışından başka isimler de var.


Özellikle medyadan çok ünlü isimlerin nasıl tetikçi yapıldıkları belgelerde ayrıntıları ile yer alıyor.


Dosyayı okuyan Tayyip Erdoğan’ın çok büyük şok yaşadığını söylememe gerek yok.


Şoktan öte dehşete düştü.


Zetan ‘paralel yapı’ ifadesini de bu dosyadan sonra kullanmaya başladı.


Tayyip Erdoğan bu dosyayı Başbakanlık Teftiş Kurulu’na teslim etti.


Konuyla ilgili MİT’den de, ayrı bir dosya daha geldi.


Bu dosya da Başbakanlık Teftiş Kurulu’na verildi.


Bitti mi ?


Bitmedi.


Geçmişte paralel yapının hışmına uğrayan özellikle laik ve Atatürkçü kesimlerden de Başbakanlığa belge yağıyor.


Bunun dışında cemaat içerisinde gerçeği görenler de, ellerindeki belgeleri buraya ulaştırıyor.


Şunu da belirtmek isterim.


Çok sayıda isim soruşturmanın açılmasını bekliyor.


Bu soruşturma açıldığında, onlar da ellerindeki belgeleri getirip savcılığa teslim edecekler.


Başbakanlık Teftiş Kurulu,  bütün bu belgelerin yer aldığı dosyaları 3 savcıya teslim etti.


Dosyanın teslim edildiği savcılığın görevine dikkatinizi çekmek isterim.


Dosyalar,  “Terörle mücadele” savcılarında bulunuyor.


Gelelim meselenin başka bir boyutuna.


Hepiniz biliyorsunuz Başbakan Erdoğan’ın ofisinde ve evinde böcek bulunmuştu.


Bu ülkenin başbakanının evine ve ofisine kadar girip bu böcekleri nasıl yerleştirdiler?


Bu ülkenin en iyi korunan adamının evine ve ofisine nasıl girdiler?
Hangi güç bunu yapabilir?


İlk başta hepimiz bunun uluslararası istihbarat örgütlerinin işi olduğunu sandık.


Ama yanıldık.


Başbakan Erdoğan’ın evine ve ofisine böcek koyan kişi, cemaat üyesi çıktı.


Bilin bakalım hangi cemaatten?


Doğru tahmin ettiniz.


Böcekleri koyan kişi bir polis memuru.


Üstelik Başbakan Tayyip Erdoğan’ı korumakla görevli bir polis memuru.


Bana ulaşan bilgi bu.


Zaten ismi yakında açıklanacak.


Hale bakar mısınız?


Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı’nı korumakla görevli bir polis, korumakla görevli olduğu Başbakan’ın evine ve ofisine böcek yerleştiriyor.


Buna hainlik demek bile yetmez.


Alçaklık bu.


Tayyip Erdoğan bu kişiyi adam yerine koyup canını emanet etmiş.
Kendisine her türlü imkanı vermiş.


O hain, ihanet ediyor.


Bunun adı vatana ihanettir.


Zaten dava da vatana ihanetten açılacak.


Çünkü dinlediği Başbakan’ın konuşmalarını Amerika’ya ulaştırmış.


Oradan da İsrail’in istihbarat örgütü MOSSAD’a gitmiş.


Bu da meseleyi uluslararası casusluğa sokar.


Bir noktaya dikkatinizi çekmek isterim.


Cemaatin hükümet içerisindeki en sıkı destekçilerinden birisi Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’dı.


10 gün öncesine kadar böyleydi.


Bundan 10 gün önce Başbakan Erdoğan, o klasördeki bazı belgeleri Arınç’a gösterdi.


Arınç, gördükleri karşısında dehşete düştü.


Arkasından da, “canlarını okuyacağız” açıklamasını yaptı.


Arınç bile bu hızda döndükten sonra yarın belgeler açıklandığında cemaatin ne hale geleceğini siz düşünün.


Savcılar belgeler üzerinde çalışmalarını sürdürüyor.


3 ayrı konuda dava açılacak.


1- Uluslararası casusluk


2- Vatana ihanet


3- Yasadışı örgüt


Bu 3 konu da;  ayrı ayrı müebbet hapis gerektiren suçlar.


Yani bir kişi 3 ayrı müebbet hapis cezası ile yargılanacak.


Cemaatin önemli isimlerinden Hüseyin Gülerce’nin sık sık yazdığı, “Başımıza çok kötü şeyler gelecek” sözünün de altında bu var.


Bütün bunlara ilaveten halkın seçtiği bir iktidarı,  yasadışı yollarla devirmek için de ayrı bir dava geliyor.


Kısaca ‘paralel yapı’,  ihtilal yapmaktan da yargılanacak.


Başlarına geleceklerden haberdar olan Yargı İmamı, biliyorsunuz Pensilvanya’ya kaçtı.


Önce kendi kaçtı, ardından da bütün ailesini Amerika’ya götürdü.


Cemaat üyeleri yakında şok üstüne şok yaşayacaklar.


Özellikle de kullanılan kesim.


Demir parmaklıkların arkasında kimsenin kendilerine sahip çıkmadıklarını görecekler.


Bırakın sahip çıkmayı, tanımadıklarını bile söyleyecekler.


Hatta 'o çok sevdikleri abi'leri bütün suçu, bunların üzerine yıkmaya çalışacaklar.


İşte o zaman gerçeği anlayacaklar ama çok geç kalacaklar.


Allahü Teala’ya kulluk yapmayı bırakıp ‘İmam’a kulluk yapmanın cezasını çok ağır ödeyecekler.


Keşke cezalarını sadece bu tarafta çekseler.


Ama öyle olmayacak.


Bu işin bir de öbür tarafı var.


Boynuzsuz koçun hakkını,  boynuzlu koçtan alırım” diye buyuran Allahü Teala’nın şaşmaz bir adaleti var.


Büyüklerimizden şöyle bir söz işitmiştim:


-Bir yaprağın üzerine bir yaprak düştüğünde, alttaki yaprağın hakkı üsttekinden alınacak.


Ahrette onları bu denli hassas bir terazi bekliyor.


Esas felaketi, o teraziye çıktıklarında yaşayacaklar.


Derin abiler, Ehl-i sünnet vel cemaat’ten ayrılmanın bedelini çok ağır ödeyecekler.


Allahü Teala bizleri doğru yoldan ayırmasın.


Bizleri darbeci imamların şerrinden muhafaza eylesin

Bu haber toplam 672 defa okunmuştur

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.