CHP'li Ceyhan Mumcu’dan sert çıkış Mansur Yavaş'a oy vermem

CHP'li Ceyhan Mumcu’dan sert çıkış Mansur Yavaş'a oy vermem

Uğur Mumcu’nun kardeşi Ceyhan Mumcu mensubu olduğu CHP’yi yerden yere vurdu. Mumcu, “Ben CHP’li olsam Mansur Yavaş’a oy vermem” dedi. İşte Mumcu’nun CHP hakkında çok konuşulacak açıklamaları..

Super Haber’den Hülya Okur’a konuşan Uğur Mumcu’nun kardeşi Ceyhan Mumcu gündeme damga vuracak açıklamalarda bulundu. 

Ceyhan Mumcu kardeşi Uğur Mumcu'ya yapılan suikastten, FETÖ'nün arkasındaki güçlere; '43 yıl düzelmesini bekledim' dediği CHP'nin yönetim tarzından, yerel seçimlere yönelik Kılıçdaroğlu'nun tutum ve tercihlerine; darbelerden, 15 Temmuz girişimine kadar toplumun hafızasında izler bırakan konular hakkında görüşlerini açıkladı.

CHP'li Ceyhan Mumcu, bir süre önce CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun "kontrollü darbe" söylemine sert çıkarak "Uğur Mumcu yaşasaydı, 'Kontrollü darbe' filan gibi darbecilere mazeret arayan yorumlar yapmazdı" ifadesini kullandı.

İşte avukat, siyasetçi Ceyhan Mumcu'nun tarihe not düşecek söyleşisinden notlar…

'SİYASETTE İNSAN ONURUNU ZEDELEYEN PAZARLIKLAR VAR'

Atatürk’ü seven bir babaya sahiptiniz. Öyle ki, ablanız Beyhan Hanım'ın doğumu sırasında Atatürk’ü görmeye gitmiş. Uğur Mumcu, CHP’nin devrimci ve 'Yön' gurubunun içerisindeydi, siz daha çok İsmet Paşa hayranıydınız. Aslında sizin de militan bir CHP’liliğiniz olmadı ve çok aktif ve önde de olmadınız. Ayrılış nedeniniz Kemal Derviş’ti ama ondan evvel ön planda olmayışınızın altında CHP’nin oturmayan kurumsal kimliği gibi bir şey mi vardı?

1 Nisan 60’ta CHP’ye üye oldum, 2 kere de yönetim kurulu üyeliği yaptım. O düzeyde kaldı. Avukatlık yapmaya karar verdim. Siyasi hayata karşı bir hırsım olmadı. Milletvekili hedefim ve hırsım olmadı. Çünkü milletvekilinin yapacağı işi yazıyla da eylemle de yapabiliyordum. Mesafeli bir CHP’liydim. Bu Atatürk’ün kurduğu bir partidir, biz de bu partiye, mirasa sahip çıkalım, aidatını verelim, parti bir şey isterse yerine getirelim diye düşünüyordum veya kurultay delegesi, meclis üyesi gibi hırslarım olmadığı için tabanda CHP’li olarak kaldım. Parti genel sekreteri Önder Sav’ın kapısında kuyruğuna gir, onun gözüne girmeye çalış, kimlik ve kişiliğinden farklı olarak onun gibi düşündüğünü anlatmaya çalış, 'senin adamın olacağım' diye onun gönlüne gir gibi… Siyasette insan onurunu zedeleyen pazarlıklar var. Öyle bir kuyruğa girmek istemedim, girenleri de küçümsedim. Bu yalnız CHP’ye özgü zaaf  değil.

'CHP, ANKARA’NIN BAŞKENT OLUŞUNU HATIRLAMAZ BİLE'

Bu etik boyutu, siyasi boyutu ile baktığımızda CHP’nin Atatürk’ün partisi erkini sürdürdüğünü düşünüyor musunuz, bu parti için bir şey yapılamaz mıydı, bunun sorumluluğunu da mı hissetmediniz?

Sorumluluğunu öyle hissettim. Her seçimde böyledir. CHP’de büyük krizler olduğu zannediliyor. Yerini beğenmez, aday gösterilmeyen başka partilere gider, Sarıgül, 2 kere CHP’ye, 2 kere DSP’ye gitti. Ben olursam o parti iyidir. Milletvekili ise Genel Başkanı över. Değilse muhalefete geçer. Atatürk devrimlerine duyarlılığına da bakıyorum. Bunlarda da aradığımı bulamadım.

CHP, Genel Başkanı, 10 Kasım anma töreni yapmazlar. Ankara’nın başkent olmasını hatırlamazlar bile. Bellek gitmiş. Tayyip Erdoğan, ‘millet bahçeleri’ ‘millet kıraathaneleri’ diyor. Bunlar Atatürk zamanında var olan şeylerdi. Ankara’da 47, 48’de yaya gidersen Gençlik Parkı var, süper bir millet bahçesidir, ucuz çay bahçeleri var.

“ATATÜRK, KENDİ PARTİSİ TARAFINDAN SANSÜRE UĞRUYOR”

Sadece o mu? Çubuk Barajı, Hisar Parkı, Atatürk Orman Çiftliği vardı, Resim Heykel Müzesi'nde Millet Kıraathanesi bile var. Tamam Tayyip Erdoğan bunlara sahip çıkıyor, destekliyor, bu çok gerekli bir şey. Dünkü kuşaklar için de bugünkü insanlar için de gerekli. Üstelik şöyle bir avantajı var, yoğun emek vardır, çok fazla sermaye istemez, istihdam yaratır.

CHP’nin belleği gitmiş: Ya bunlar bizim partinin işleri, bunları Atatürk yapmıştı, diyemiyorlar. “Bu ciddi bir proje değil, biz bunu desteklemiyoruz“ diye kendi projesine sahip bile çıkmıyor, bellek yok çünkü. CHP’li olmayan İşçi Partisi Atatürk’ün eserlerini 30 cilt halinde çıkartmış, Atatürk’ün vasiyetiyle Türk Tarih Kurumu sadece 3 cilt çıkartıyor. Bundan ne anlam çıkıyor biliyor musun, dünyada en çok kendi milleti, kendi partisi tarafından sansüre uğramış adam Mustafa Kemal Atatürk. 30 cildi dolduracak söylemleri var, bu sakıncalı şu sakıncalı diye kırpmışlar 3 cilte indirmişler. Bunların açıklaması da yok.

Atatürk, Çankaya Köşkü’nü CHP’ye vasiyet etmiştir, fakat CHP, vasiyetin yerine getirilmesi için bir adım dahi atmamış, 1948’de başvurmuş, zaman aşımından diye reddedilmiş, hazineye kalmış. Yani kendi lehlerine yapılmış vasiyeti bile merak edip okumuş adamlar değil. Dram da buradan geliyor. Atatürk'e sahipsen onu bütünüyle sahiplen ve her şeyini öğren, gençlik kollarında, milletvekillerinde bu kitaplar olmalı.  Üstelik hazine yardımı alıyor. Bari İş Bankası'na bunu yaptır.

'CHP DÜZELSİN DİYE 43 SENE BEKLEDİM'

Peki kurtarılabilir bir yanı var mı, CHP bu noktadan geriye döner mi?

Zannetmiyorum. 43 sene bekledim. Martta başarısız olunca iyi yöneticiler getireceğiz diye toplum oyalanmıştır. Olsaydı 43 sene içinde olurdu. Kendi kendine olmuyor. Benim istifa etme sebebim Kemal Derviş. “Ben soldayım” diyorsun, adam liberal sağda bir adam. O gelince anladım ki, bunlar düzelmeyi şöyle anlıyorlar: Amerika’nın, Avrupa Birliği'nin gözüne girelim. Batının bir parçası olmak, batı kültürü insanlara zarar veriyor.

'SOLDAYIM DİYORSAN SOLUN GEREĞİNİ YAP'

Sol halkçıdır, devletçidir. Sağ bireycidir, liberaldir. Bizde solcu geçinenler solcu değil, sağcı geçinenler sağcı değil” dediniz. Sağın sola, solun sağa kayması halkın eğilimi ile mi ilgili? Siyasi partilerin halkın tercihi noktasında hareket etmesi gerekmez mi?

Aynı düşüncede olanlar birleşsin, o demokrasinin gereğidir ama ben soldayım diyorsan solun gereğini yap. 'Şeker fabrikaları vatandır satılmaz' siyaseti Kemal Derviş siyasetiydi. Kemal Derviş eskimiyor, bugün şeker fabrikaları özelleştiriliyor, satılıyorsa Kemal Derviş’in tavsiyesi üzerine. Onu AK Parti yapınca suç, biz yapınca o eskide kaldı.

Yarın CHP iktidara gelse Kemal Derviş’i bakan yapılmayacağı garantisi görüyor muyum? Hurşit Güneş buna liberal sol dedi.. Sen de iktisat okumuşsun, liberal sol diye bir kavram var mı, Kemal Derviş’e liberal sol demenin evrakta sahtecilikten farkı yoktur. O zaman soldan vazgeç kardeşim. Sol yanlıştır de.

'ADALAR’DA HDP İLE BİR PAZARLIK VAR'

O zaman bugünkü ittifakların hepsi mi yanlış? İttifakların uyumunda bir tezatlık görüyor musunuz? AK Parti ile MHP’nin, CHP ile İYİ Parti, SP ve HDP’nin ittifakında?

Cumhur İttifakı için 'mezara kadar' diyorlar, mezara kadarsa MHP kendisini fesh etsin, AK Parti’ye katılsın. Hem bütün siyasi faaliyetlerde beraber olacaksınız, hem de biz ayrı partiyiz, diyeceksiniz. AK Parti ile ittifakı ve mezara kadarsa ayrı parti olmak yanılgılı fikirdir. Bu taraftan ele alalım. Adalar Belediye Başkanı adayı Erdem Gül için Erol Mütercimler; Adalar’a nasıl  gidileceğini sorsan bilmez, dedi.

Ankara’da yaşayan bir adamı Çankaya’ya aday yapsa bir şey demiyorum. Bunu götürüp Adalar’a yapıyorsun, daha da ilginci HDP’de ‘Bizim profilimize uygun aday’ diyor. Burada bir terslik yok mu arkadaşlar? Siz tek adamlık kötüdür, liyakat iyidir diyorsunuz, Adalar’da bir belediye başkanınız da var. O zaman bir pazarlık yaptınız. Bunu açıklayın, açıklayın da millet doğrusunu öğrensin.

'ERDEM GÜL, PKK’YA PARA MI TOPLAYACAK?'

HDP ile yaptığı pazarlıktan bahsediyorsunuz.

E tabii. Uğur Mumcu aday olsaydı HDP destekler miydi, dedim. HDP’den bir cevap var mı? Cumhuriyetten Işık Kansu aradı, abi o Ankara temsilcisi değil. Ne zaman, eylül ayında. Benim sorduğum o değil. Belli ki Cumhuriyet Gazetesi'nde HDP’yi destekleyen yayınlar var ki, Erdem bunların gözüne girmiş. Tunç Soyer’i anlıyorum, Sur Belediyesi'ne sahip çıkmış diyorlar, kayyum atanmasına karşı çıkmış gibi gerekçeler konuyor ortaya.

Ama Adalar’da ne var? HDP, bunca belediye başkanı içinde bunu destekliyoruz şeklinde açıklama yaptığına göre ya bir pazarlık vardır, ya da tesadüfen iyi aday çıktı, şu sebeple denmesi lazım. HDP bir adayı destekliyorsa gerekçesi ne olabilir? Acaba belediye başkanı olarak Erdem Gül, PKK’ya para mı toplayacak? HDP, Erdem Gül, MİT TIR'ları haberini yaptı, onunla yargılanıyor diye mi istiyor? Bunları Uğur Mumcu yaşasaydı sorardı. Bunun altında ne yatıyor? Gerçeği bilmek ve öğrenmek hakkımız. Tek adam olmasın diyorsunuz, liyakat istiyorsunuz, bunun liyakat neresinde ben çözemedim. Ya benim partime itaat et ya da sesini kes diyorlar. Nedir bu?

'MANSUR YAVAŞ BANA HEYECAN VERMİYOR'

Hatta siz SODEP Başkanı olduğu zaman Erdal İnönü’nün başkanlığını, partinin kendi içinden bir lider çıkartamamasını eleştirmiştiniz. Yine aynı pozisyondalar. CHP, Ankara için Mansur Yavaş’ı aday gösterdi, kendi içinden bir aday çıkartamaz mıydı

Geçmişe bakalım; 1973’te CHP’de parti meclisi üyesi, şehir plancısı Vedat Dalokay, çokta başarılı bir belediye başkanlığı yaptı. Ondan sonra CHP Ankara il başkanı Ali Dinçer çıktı, gençlik kollarından çıktı ki, Ankara’nın başına gelmiş en iyi belediye başkanı Ali Dinçer’dir. 12 Eylül yönetimi görevden attı. Sonra Murat Karayalçın geldi. Seçim ekibine girmemi istedi, reddettim.

Reddetme sebebim, Ali Dinçer'i 12 Eylül yönetimi sürgün ile uzaklaştırdı, 12 Eylül yönetiminin meşruiyetini tanımadım ve Ali Dinçer’in yönetime gelmesini istedim. CHP, Ankara’yı yönetecek kendi içinden bir eleman yetiştiremiyor mu? Ödünç bir insan arıyor. Rozetsiz olacak, partili olmayacak. Bunun seçilmesi ile CHP’liler yönünden ne değişecek, CHP lilerin hangi beklentileri gerçekleşecek? Burada da samimiyetsizlik var.

Ben CHP’li olsam Mansur Yavaş’a oy vermem, benim partimden birisi olsun, derim. Bana bir heyecan vermiyor. Beypazarı’ndan binaları badanalamış, boyamış, turizmi çekici hale getirmiş, iyi bir şey, girsin bir partiye mücadele etsin. Yarın bu belki AK Parti’ye geçecek, belki projelerim var diyerek oraya geçer, bunun garantisi yok ki. Bundan netice de alınmaz. Bu model de akılcı, mantıklı değil.

“Ankara’da Mansur Yavaş kazanırsa, Cumhurbaşkanını düşüreceğiz” düşüncesi de mantıklı değil. Bir, Tayyip Erdoğan’ın önünü sen açtın. Atatürk Orman Çiftliği arazisinin Tutanak Dergisinde var, Melih Gökçek'e yetki veren kanun teklifini meclis gündemine taşıyan, bunun kanunlaşmasını sağlayan Baykal’dır, Ali Topuz’dur.. Saray diye kızıyorsun, sen verdin kardeşim.”

SİYASETCAFE.COM

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.