1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. Çinliler böyle bakıyor! Brunson yenilgisi
Çinliler böyle bakıyor! Brunson yenilgisi

Çinliler böyle bakıyor! Brunson yenilgisi

ABD ile Türkiye arasında krize yol açan Papaz Brunson olayı, Çin medyasında da büyük ses getirdi. İşte detaylar;

A+A-

Oda Tv yazarı Erkin Öncan 'Brunson olayını bir de Çinliler'den dinleyin' başlıklı bir yazı kaleme aldı.

İşte o yazı;

AKP hükümetinin ABD’nin karşısında bir 'koz' olarak kullanmaya çalıştığı Brunson olayı, iki yıldır Türkiye’de "askeri ve siyasi casusluk" ve "terör örgütü adına suç işlemek" gibi gerekçelerle tutuklu bulunan rahibin, -hem de ABD basınının öngörülerine uyan bir şekilde- tahliye edilmesiyle sonuçlandı.

Tahliye edilen ve ABD’ye dönen Brunson’un yargılama ve tahliye sürecine ilişkin tartışmalar ise gündemdeki yerini hala koruyor. Kimileri, Brunson’un tahliyesinin "ABD yaptırımlarının bir sonucu" olduğunu düşünürken, kimileri ise Brunson’un 'yargı kararıyla' serbest kaldığını ve hak ettiği cezayı aldığını düşünüyor.

Brunson olayına ilişkin ağırlıklı olarak ABD ve Arupa basını takip edilse de, konuyla ilgili bir analiz de Çin’den geldi. Üstelik, söz konusu analizler, mevcut siyasi baskı ortamından ötürü, Türkiye sınırları içerisinde söylendiğinde muhtemelen ‘vatan hainliği’ veya "Türkiye düşmanlığı" ile suçlanmanıza yol açabilecek türden analizler gibi duruyor.

Çin Küresel Televizyon Ağı’nın (CGTN) internet sitesinde yer alan bir değerlendirme yazısında, rahip Brunson özelinde Türk-Amerikan ilişkilerine değiniliyor.

'SEBEP EKONOMİK YAPTIRIMLAR OLABİLİR'

Charhar Enstitüsü'nde ve Noethwest Üniversitesi'nin Suriye Araştırmaları Merkezi'nde araştırmacı olan Wang Jin tarafından hazırlanan makalede, ABD’nin Türkiye’ye yönelik yaptırımlarının, Brunson’un tahliyesine giden süreçte sertleştiği hatırlatılarak, Brunson’un serbest bırakılmasıyla söz konusu yaptırımlar arasında bağlantı olabileceği ifade ediliyor: “Brunson'ın salınmasının ve Ankara'nın Washington'a karşı tavrının nedeni, ABD'nin ekonomik yaptırımları olabilir.”

Türkiye ekonomisinin 2019’un üçüncü çeyreğine kadar yüzde 1 ile 2 oranında küçülebileceğinin hatırlatıldığı yazıda, stagflasyon görülebileceği vurgulanıyor ve “2018 yılında, Türkiye'nin dış borcu 457 milyar doları buldu. Gelecek yıl, Türkiye'nin borçlarını kapatabilmesi için 181 milyar dolara ihtiyacı olacak. Bu nedenle, Türkiye'nin ekonomiyi iyileştirmesi ve ABD'nin yaptırımlarını kaldırması için Washington ile ilişkilerini yeniden normale döndürmesi gerekiyor” ifadeleri kullanıldı.

'PYD’NİN DURDURULABİLMESİ İÇİN ABD’YE İHTİYAÇ VAR'

Wang’ın yazısında ayrıca, Türk-Amerikan ilişkilerinde, Suriye’nin kuzeyinde faaliyet gösteren PYD’nin rolü de hatırlatılarak, Türkiye’nin PYD’nin genişlemesini durdurmak istiyorsa ABD’yle işbirliğine ihtiyacı olacağı belirtiliyor.

Öte yandan, Türkiye’nin PYD konusundaki hassasiyetinin ise "şimdilik yatıştırıldığı", “Bunun yanında Türkiye'nin Kuzey Suriye'deki Kürtler ve PYD konusundaki kaygıları bölgede ABD ve Türkiye'nin ortak devriye ve diğer faaliyetleri sayesinde bir nebze yatışmış durumda” ifadeleriyle açıklanıyor.

'TÜRKİYE’DE TUTMAK ANLAMSIZLAŞMIŞTI'

Türkiye ile ABD arasında bir süredir yaşanmakta olan krizde, Brunson’un önemli bir koz olduğu su götürmez bir gerçek. Brunson’un tahliyesinin ardından, hükümet ve hükümete yakın siyasi çevrelerce yapılan "imaj toparlayan" açıklamalara rağmen, söz konusu "pazarlık unsuru" bizzat Cumhurbaşkanı Erdoğan başta olmak üzere –al papazı ver papazı- kimi hükümet yetkilileri tarafından da sık sık açıklanmıştı.

Bu duruma ilişkin çok sayıda ‘bahane’ üretilse de, Türkiye’nin ABD karşısında aldığı yenilgi Çin’den bile açıkça anlaşılabilir netlikte.

Yazıda, tutuklu rahibin “Brunson'un tutuklanmasını, Fethullah Gülen'i iade etmesi için Washington'a karşı bir koz olarak kullanmaya çalıştı” denilerek açıklanan kritik rolü, yazının devamında “Ancak, Brunson veya ABD diplomatik personeli dahil, Türkiye'de bulunan ABD vatandaşlarının tutuklanması, Washington'un bu konudaki tutumunu değiştiremedi. ABD yaptırımlarının neden olduğu ekonomik kriz göz önüne alındığında, Brunson'u Türkiye'de tutmak anlamsızlaşmıştı” ifadeleriyle açıklanıyor.

Özetle, Türkiye’nin elindeki koza veya kozlara rağmen, ABD tarafından uygulanan ekonomik yaptırımların daha ağır bastığı ifade ediliyor ve “Ancak, Andrew Brunson'un serbest bırakılması, Ankara ile Washington arasındaki gerginliğin sona ereceği anlamına da gelmiyor” uyarısı da yapılıyor.

Bu uyarının sebebi ise, en başta AKP’ye ‘milli’ ve ‘anti-emperyalist’ bir kıyafet uydurmaya çalışanları kızdıracak cinsten: Neo-Osmanlıcılık.

'TÜRKİYE’NİN BÖLGESEL HIRSININ KAYNAĞI'

Yazıda son olarak, AKP hükümetinin ‘Osmanlı’ belirlenimli Ortadoğu politikasından bahsediliyor ve “AKP hükümetinin iktidara geldiği 2002 yılından sonra, Türkiye siyaseti, AKP hükümetinin de onayladığı ‘Neo-Osmanlıcılık" politikasından etkilendi. Hem ‘pan-İslam’ hem de 'pan-Türk' akımlarını destekleyen ‘Neo-Osmanlıcılık’, Türkiye hükümetinin bölgesel hırsının da kaynağı. Bu nedenle Ankara, Batı'daki ortaklarına ve özellikle ABD'ye ‘itaatkâr’ olmak istemiyor" deniyor.

Özetle, okuduğumuz bu Çin analizinde de Brunson olayı bir "yenilgi" olarak tarif ediliyor, ABD-Türkiye ilişkilerine dair bir düzelmenin gerçekleşmesinin kesin olmadığı belirtiliyor ve AKP’nin "Amerikan karşıtı görünen" tutumunda belirleyici olan ideolojik konumun ise, özellikle bazı ulusalcı çevreler tarafından propagandası yapılan "Anti-emperyalizm" yerine AKP’nin artık çok iyi bilinen Neo-Osmanlıcı politikaları olduğu ifade ediliyor.

siyasetcafe.com

 

 

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.