1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. Cumhurbaşkanı Erdoğan: 'Ahıska Türklerinin vatanlarına geri dönmesi için çalışacağız'
Cumhurbaşkanı Erdoğan: 'Ahıska Türklerinin vatanlarına geri dönmesi için çalışacağız'

Cumhurbaşkanı Erdoğan: 'Ahıska Türklerinin vatanlarına geri dönmesi için çalışacağız'

'Bundan 75 yıl önce Ahıska'da son dönem insanlık tarihinin en utanç verici sahnelerinden birisi yaşandı' diyen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 'Ahıska Türklerinin vatanlarına geri dönmesi için çalışacağız' dedi.

A+A-

Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı (YTB) organizesinde Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezinde düzenlenen Sürgünün 75. Yılında Ahıska Türkleri Anma Programına katılan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bundan 75 yıl önce Ahıska'da son dönem insanlık tarihinin en utanç verici sahnelerinden birisinin yaşandığını belirtti.

Erdoğan, Bosna'daki soykırımı inkar eden Avusturyalı yazar Peter Handke'nin Nobel ödülüne layık görülmesine tepki göstererek "Onbinlerce Müslümanın kanını döken bir caniyi savunan, destekleyen, hatta öven bir şahsın böyle bir ödüle layık görülmesi utanç vericidir, rezalettir" açıklamasında bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Ahıska, bir ömür geçirdim senden uzakta. Senden ayrı bir diyarda ölürsem eğer, bu son vasiyetimdir evlatlarıma; mezarım başında Fatiha okuyarak Serpsinler kabrime Ahıska kokan bir avuç toprak" dizelerini okuduktan sonra sürgünün tanıkları ile gençlerin bir araya getirilmesinin önemli olduğunu söyledi.

 

'AHISKALI GENÇLER ATA YURTLARINI ZİYARET ETMELİ'

 

İbret alınmayan, ders çıkartılmayan tarihin tekerrür edeceğini söyleyen Erdoğan, "bunu engellemenin yolu ise yaşananları unutmamak ve unutturmamaktır. İstikbalimizin teminatı olarak gördüğümüz evlatlarımızın tarih şuuru kazanmaları, anne babalarının neler yaşadığını, hangi badirelerini atlatarak bugünlere geldiğini bilmeleri çok önemlidir. O günlerin şahitleri hala hayattayken, gerek görsek gerekse yazılı olarak kayda alınması gerekiyor.

Türk coğrafyasının farklı yerlerinde yaşayan Ahıskalı gençlerin ata yurtlarını ziyaret ederek oraları görmelerini sağlamalıyız. Hayata geçireceğimiz projelerle Ahıska müziğini, folklorunu, kültür ve sanatını daha fazla insana ulaştırmalıyız. Köklerimizle bağımızı güçlendiren, bize mazimi hatırlatan ata yadigarı mimari eserlerin yok olup gitmesine müsaade etmemeliyiz. Restorasyon çalışmaları ile ortak tarihi mirasımızı korumanın ve gelecek kuşaklara aktarmanın mücadelesini vermeliyiz" diye konuştu.

 

'TARİHİN EN UTANÇ VERİCİ SAHNELERİNDEN BİRİ YAŞANDI'

 

Erdoğan, "Bundan 75 yıl önce Ahıska'da son dönem insanlık tarihinin en utanç verici sahnelerinden birisi yaşandı. 14 Kasım 1944 tarihinde 100 bin civarında Ahıska Türkü Stalin tarafından birkaç saat içinde öz yurtlarından koparılarak Sovyet coğrafyasının dört bir ucuna sürgün edildi" ifadelerini kullanarak, eşine az rastlanır bu zülüm ve sürgün sırasında yaklaşık 20 bin Ahıskalının yokluk ve açlık içinde hayatını kaybettiğini söyledi.

Sovyet yönetiminin Ahıskalıları çocuk, yaşlı, kadın ayrımı yapmadan en ağır şekilde kullanmak üzere çalışma kamplarına gönderdiğini belirten ve bu kamplarda binlerce Ahıskalının soğuğun ve insanlık dışı muamelelerin kurbanı olduğunu söyleyerek, hayatlarını kaybedenlere rahmet diledi.

 

'ADALETİN YERİNİ BULMASI İÇİN DESTEK VERİYORUZ'

 

Hali hazırda 550 binden fazla Ahıska Türkünün yurtlarından uzakta hayatlarını devam ettirdiklerini, bir bölümünün 75 yıl önce terk etmek zorunda bırakıldıkları evlerine geri dönmenin haklı ve onurlu mücadelesini verdiğini söyleyen Erdoğan, "Türkiye olarak biz de adaletin yerini bulması için uluslararası hukuk ve hakkaniyet temelinde bu sürece destek veriyoruz. Ülkemizde geçmişte yaşanmış en küçük bir hadiseyi bile mecrasından saptırarak küresel çapta karalama kampanyasına çevirenler Ahıska Türklerinin trajedisine kör ve sağır kalıyorlar. Bunların adaleti, insani değerleri savunmak gibi dertleri yok.

Böyle bir hassasiyetlerinin olmadığını, Nobel Edebiyat Ödülünü Bosna soykırımını inkar eden bir faşiste vererek tekrar göstermişlerdir. Onbinlerce Müslümanın kanını döken bir caniyi savunan, destekleyen, hatta öven bir şahsın böyle bir ödüle layık görülmesi utanç vericidir, rezalettir. Bu şahsın İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinin kabul edildiği 10 Aralık İnsan Hakları Gününde ödüllendirilmesi ayrı bir garabettir.

İslamafobinin batı ülkelerinde veba gibi yayıldığı bir dönemde soykırım heveslilerini ödüllendirmek, çok açık söylüyorum yeni cinayetlere, yeni ırkçı saldırılara, yeni soykırımlara icazet vermek demektir. Kirli ve kanlı siciline rağmen bu şahsı ödüllendirenler 25 yıl önce Bosna'da işlenen soykırıma ortak olmuşlardır.

 

'IRKÇILIKTAN GURUR DUYAN BİRİNİN ÖDÜLLENDİRİLMESİ İYİ NİYETLİ BİR DAVRANIŞ DEĞİL'

 

Nobel Komitesi hem edebiyat hem de barış ödülü alanında daha önce de benzer vahim kararlara imza atmıştır. Ortada küresel barış ve istikrar adına hiçbir başarısı olmayan, hatta eline masumların kanı bulaşmış kimi siyasetçiler bu komite tarafından ödüle layık görülmüştür.

Nobel'in barış çabalarını veya edebiyatta kaliteyi ödüllendirmekten ziyarete çoğu zaman siyaset ve toplum mühendisliğinin vasatı olarak kullanıldığını hepimiz gayet iyi biliyoruz. Böylesi hassas bir dönemde ırkçılığından gurur duyan bir şansın ödüllendirilmesini iyi niyetli görmüyoruz.

Bana göre Nobel itibarını tamamıyla kaybetmiştir, tamamıyla siyasileşmiştir. Nobel tamamıyla ideolojik kararlar vermektedir. Avrupa'da hemen her gün camilere saldırılırken, Müslümanların can ve mal emniyeti giderek kaybolurken bu ödül sadece İslam ve insanlık düşmanlarına cesaret aşılayacaktır. Akıl, izan ve vicdan sahibi herkesi bu skandala tepki göstermeye çağırıyorum.

 

'LAFA GELİNCE İNSAN HAKLARINI KİMSEYE BIRAKMAZLAR'

 

Ülkemizin yetiştirdiği en önemli bilim adamlarından Prof. Dr. Aziz Sancar Hocamıza hassasiyeti için ayrıca teşekkür ediyoruz. Elbette bu skandal Müslümanların acılarına karşı duyarsızlığın ne ilk ne de son örneği. Hocalı katliamından Ahıska sürgününe, Arakan'da işlenen cinayetlerden Suriye'deki vahşete kadar biz buna çok şahit olduk. Lafa gelince insan haklarını kimseye bırakmayanlar, söz konusu Müslümanların hakları olunca birden derin bir sessizliğe büründüler.

Bize demokrasi ve hukuk dersi verenler onbinlerce insanın kanını döken diktatörleri ve terör elebaşılarını kırmızı halıda ağırladılar. Kendi vatandaşlarına hak gördükleri demokrasi ve özgürlükleri Afrikalıya, Asyalıya, Suriyeli, Yemenli, Libyalıya lüks gördüler.

Çıkarları uğruna Suriye'de olduğu gibi dünyanın en vahşi terör örgütlerini desteklemekten çekinmediler, utanmadılar. YPG-PYD-PKK gibi terör örgütlerini desteklemekten geri durmadılar. Biz bunların hak, hukuk, adalet, insan hakları gibi bir endişelerinin olmadığını çok iyi biliyoruz" şeklinde konuştu. 

 

'VATANLARINA GERİ DÖNMELERİ İÇİN ÇALIŞACAĞIZ'

 

Ahıska Türklerinin gönlünde açılan yaraları bir nebze olsun hafifletecek tek yolun, arzu eden Ahıska Türkünün vatanlarına geri dönmesini sağlamak olduğunu belirten Erdoğan, "Bu konuda Dünya Ahıska Türkleri Birliği Başkanı ile bu konuları görüştük, görüşüyoruz. 75 senedir vatanlarına kavuşma özlemi ile bekleyen insanların daha fazla mağdur edilmesine kayıtsız kalınmamalıdır. İlgili ülkelerin karşılaştıkları sıkıntıları ve zorlukları elbette biliyoruz.

Bunların aşılması için elimizden gelen desteği vermeye hazırız. Türkiye'nin gayesi 75 yıl önce yaşanan bir haksızlığın daha fazla vakit kaybedilmeden giderilmesidir. Boşa geçirilen her gün mağduriyeti daha fazla artırmaktadır. Ahıska Türklerinin vatanlarına gönüllü ve güvenli bir şekilde geri dönüş taleplerinden hiç kimse rahatsız olmamalıdır.

Ülkemiz dostluk, saygı ve iyi niyet temelinde bu meselinin insani ve hukuki çerçevede çözüme kavuşturulması için üzerine düşeni yapmakta bir an olsun tereddüt göstermemiştir.

Bundan sonra da sizlerin davasını davamız addederek hem Gürcistan hem de Avrupa Konseyi nezdinde çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Bu konu Gürcistan ile ilişkilerimizin, Güney Kafkasya'ya yönelik siyasetimizin öncelikleri arasında yer almaya devam edecek" ifadelerini kullandı.

 

siyasetcafe.com

 

 

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.