Dr. Volkan AYDEMİR

Dr. Volkan AYDEMİR

NATO Maddeleri İran'da Kullanılırsa, Konut Fiyatları Düşebilir!

NATO Maddeleri İran'da Kullanılırsa, Konut Fiyatları Düşebilir!

Her ay iki defa düzenli olarak akaryakıt istasyonuna uğrarım. Petrol ürünleri fiyatları da alkollü içeceklerin şişedeki performansıyla yarışır oldu. Panoda durdukları gibi durmuyorlar, çekirge gibiler diyeceğim çekirgeler başladıkları seviyeye dönüyorlar.

Bu aralar bisiklet ve toplu ulaşım aracı kullanma imkânı olanlar şanslılar. Malum bölgemizdeki çatışmadan bütün dünya etkilenmiş durumda.

Yazıma başlarken, dünyanın kör ve sağır olduğu: İran halkına karşı yapılan bir saldırıda İsrail tarafından atılan bir füzenin 160 (yüz altmış) kız çocuğunun ölümüne neden olması. Tanrının yarattığı her canlıya duyduğum saygı ve sevgiyi İsrail yönetimine karşı, Gazze’de yaptıkları insanlık suçu ile beslemiş olduğum nefreti yüz kat daha artırdı.

Mazlum insanlar; inanç ve etnik köken farkı olmadan, sahipleri oldukları topraklarda ve yaşam bölgelerinde korunmalıdırlar. Çünkü onlar Tanrı’nın dünyaya emanetidirler.
İlerleyen satırlarda açıklayacağım; İran ve Arap ülkeleri 1970’li yılların başlarından sonuna kadar buna benzer bir dizi petrol ambargoları uygulayarak batı dünyasını terbiye etmeğe çalışmıştı.

Aradan geçen yıllarda Arap baharı ile direnci kırılıp yok olan bölgedeki yöneticilerin millileşme çabaları günümüzdeki sonuçlarıyla karşımızda duruyor. Ortadoğu bölgesi ve Arap dünyasının direnci tamamen kırılmış durumda.

Özellikle 1979 İran İslam devrimi sürecinin yaşanmasına neden olan 16 Mart 1973'te İran Şahı Muhammed Rıza Şah Pehlevi, petrol şirketlerinin İran petrol endüstrisinin yönetimini devrettiğini duyurmasından sonra. Yabancı sermayeli petrol şirketleri, İran'dan petrol üreten değil, petrol alan müşteriler geldi.

Şah, 20 Mart'ta devralınmasının o gün gizlice girileceğini ve üretim ve rafineri tesislerinin Ulusal İran Petrol Şirketi (NIOC) tarafından kontrol edildiğinin açıklamasından sonra petrol ürünlerine yaptığı zamla Avrupa’da zaten var olan krizin etkisinin daha da artmasına neden olmuş ve Fransa’da yaşayan Humeyni devrim çalışmalarına başlamıştı.

Günümüzde teknolojinin gelişmesiyle ulaşımdaki petrol bağımlılığının son tüketici üzerinde etkisi, alternatif enerji kullanılarak azaltılmaya çalışılmıştı. Tabi bunların başında lityum pilli şarjlı araçlar gelmekte.

Dünyadaki önemli araç üreticilerinin bulunduğu listenin birinci sırasında People's Republic of China yani Çin Halk Cumhuriyeti Devleti geliyor. Yaklaşık üç-beş yıldır yoğun şekilde satılan elektrikli araçlar; uzun şarj süresine karşın kısa menzilleri, batarya değişim maliyetleri ve servis yetersizliğinden dolayı son kullanıcıların tercih nedenlerinin değişmesine sebep olmuşken ABD/İsrail- İran çatışması kısa sürede bu durumun değişmesine neden oldu.

Petrol ve ürünleri fiyatlarının yükselişi stoklarda bulunan elektrikli araçlara talebi artırdı. Özellikle Çin devleti otomotiv sanayisini desteklediği için Trump’ın Hürmüz boğazı çağrısına henüz cevap vermedi.

Japon başbakanı Beyaz Saray’da yine otomotiv sektöründeki elektrikli araç arzının fazlalığından söz ederek Hürmüz Boğazı krizinin biraz daha uzamasını istedi.

Avrupa petrol krizine girdiği an, İran’dan desteğini çekecek ve Hürmüz Boğazı için harekete geçecek.

Rusya’nın tavrı bölgede nükleer füze kullanımında belirleyici oldu. Bir yandan Ukrayna’da ABD’nin yaptığını, yani sadece diplomatik açıklama yapıyor. Diğer yandan İsrail’in nükleer başlıklı füze kullanmasını engelliyor.

İsrail’in Nükleer başlıklı mühimmatları kitlesel ölümlere neden olacağını bilerek kullanması, serpintilerden etkilenecek ülkeler için de tehlike arz ediyor. “Putin’in nükleer silah kullanması halinde İsrail’i yok ederiz” tehdidini bölge devletlerinde uluslar için büyük bir iyiliktir.

İran elindeki en büyük kozu kullandı, süreç uzarsa stratejik olarak kullanmış olduğu koz kendisine dezavantaj olarak dönecek. Hürmüz Boğazının kapalı olması ve petrol arzının çok düşük olması en çok Netanyahu ve Trump’ın işine yarıyor şu anda. Bir süre sonra Hürmüz Boğazının kontrolünün İran’a bırakılmayacak kadar önemli olduğunu anlayacak olan NATO ülkeleri öfkelerini İran’a çevirerek ABD’yi destekleyecekler.

Geçmişte İran’ı her fırsatta yerin dibine sokan ülkemiz basınındaki ve sosyal medyadaki hesapların şimdilik İran’cı olduklarına bakmayın. Dışişlerimiz ve ülke yönetimimiz kriz stratejisini değiştirdiği anda canhıraş ABD’ye sallayan bu kesim biranda SAM amcanın yeğeni oluverirler.

Bir önceki yazımda sözünü etmiş olduğum. Daha net açıklamam gerekirse; ABD’nin Zengezur Koridor yolunu da içine aldığı ve İran İslam Cumhuriyeti yönetiminin yol açılırsa “şiddet kullanırız” diye tehdit ettiği yeni kuşak projesi olan yeni Ortadoğu ve Kafkasya projesi üzerinde ve İran yönetimi konusunda otorite devletler ortak mutabakata vardı.

İran İslam Cumhuriyeti molla yönetimi daha da direnirse, NATO 5. Maddesinin Türkiye üzerinden devreye alınması ve sadece etkin yöneticilerin ülkeden sürgüne gönderilmesi planlar içinde.

Cumhurbaşkanımız Erdoğan olası can kayıplarını en aza indirmek için bu planı en sona saklıyor. Diğer taraftan Dışişleri bakanı Hakan Fidan ile İran Dışişleri bakanı Arakçi gelecek dönem yönetimi planı için konuyu görüştü. Halkın çoğunluğunun desteğini alan Pezeşkiyan yeni rejimin Cumhurbaşkanı olacak.

Sürecin uzaması, AB ülkelerine ders vermek ve bu ülkeleri petrol ürünleri ile terbiye ederek değişimi kendi iradeleri ile kabullenme amacı taşıyor. İran’da ABD’nin hükmedemediği halk kazandı. ABD’ye kalsa hükümdarlığı döneminde binlerce İran Türk’üne ölüm ve sürgün cezası veren İran şahının oğlu JR. Şah Rıza Pehlevi’yi getirecekti ama olmadı artık İran’da şah dönemi kapanmış gibi görünüyor.

Yaşananlar sonucu dünya kamuoyundan alınan reaksiyonlardan sonra, sokaklarda kan dökülmeden. Milletler Cemiyetinin desteği ile bu iş yumuşak bir halde çözülmek isteniyor. Özellikle ülkemizdeki medyanın bilgisiz ve bir takım yapay zekâ destekli gerçek üstü öngörüsü olan elemanlarını çok dikkate almayın derim.

Kıymetli okurlarım son olarak ülkemizin eko-politik ve sosyo-ekonomik durumunu ilgilendiren bir öngörümü paylaşmak istiyorum. Yeni düzenlemelerle Türkiye’de dar gelirlinin barınma sorunu ve işsizlik sorunu, inşaat sektörünün devam etmesi ile büyük ölçüde çözülecek.

Zaten fazla abartılı olan konut fiyatlarının üstündeki devasa fiyat köpüğü alınmış olacak. Nereye kadar derseniz 31.1.2026 Resmi gazete yayınlanan ve bilimsel kurulların belirlediği maliyet fiyatlarının bir tık üstüne kadar düşecek. Kısacası artık emekli ikramiyesi ile ev olmasa da iki odası alınabilinecek.

KALIN SAĞLICAKLA!

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Dr. Volkan AYDEMİR Arşivi