Düvenci ‘Benim Yolculuğum’ projesinin yüzü oldu

Düvenci ‘Benim Yolculuğum’ projesinin yüzü oldu

İlaç markası Novartis, kronik hastalıkların bireyler üzerinde yarattığı psikolojik boyuta dikkat çekmek ve toplumda farkındalık yaratmak için sanatçı Ceyda Düvenci önderliğinde ‘Benim Yolculuğum’ adlı bir sosyal sorumluluk projesi başlattı.

A+A-

Akciğer Hastaları Dayanışma Derneği, Ankilozan Spondilit Hasta Derneği, İzmir Multipl Skleroz Derneği, KOAH Hastaları Derneği, Sedef Hastaları Dayanışma Derneği ve Türkiye Multipl Skleroz Derneği’nin destekleriyle başlatılan ‘Benim Yolculuğum’ projesinin basın lansmanı İstanbul’da gerçekleşti.

 

 

Oyuncu ve sunucu Ceyda Düvenci’nin moderatörlüğünde, düzenlenen basın lansmanında ‘Benim Yolculuğum’ projesinin detayları paylaşılarak kronik hastalıkların hasta ve yakınları üzerinde yarattığı psikolojik boyut tartışıldı.

 

1a-min.JPG

HASTALARA DESTEK OLMAK İSTİYORUZ

Novartis olarak 1957’den bu yana insanların yaşam kalitesini artıracak ve ömürlerini uzatacak yeni yollar keşfetmek hedefiyle çalıştıklarını belirten Novartis İletişim ve Hasta İlişkileri Direktörü Nilüfer Gürpınar Güner, “Bizim önceliğimiz her zaman hasta ve hasta yakınları. Onlara daha iyi hizmet verebilmek için şirketimiz bünyesinde Hasta İlişkileri departmanını kurduk. Hasta dernekleriyle de yakın temas halinde çalışıyoruz. Düzenli aralıklarla gerçekleştirdiğimiz toplantılarda hasta ve hasta yakınlarıyla ilgili süreçleri masaya yatırıp her anlamda onlara destek olmanın yeni yollarını arıyoruz” dedi.

 

Türkiye’de kronik hastaların yaşadıkları psikolojik sıkıntılarla ilgili yeterince farkındalık projesi yapılmadığını ve bu projeyle yetim kalmış bir alanı sahiplendiklerini ifade eden Güner, bu alanda öncü olduklarını belirtti. Önümüzdeki yıl proje kapsamında etkinlikler yapmayı planladıklarını belirten Güner, klinik psikologlar eşliğinde hasta dernekleriyle birlikte hastaları dinlemeye ve onların her zaman yanlarında olmaya devam edecekleri vurguladı.

 

 

KRONİK HASTALARI KABULLENMEK ZORUNLU BİR YOLCULUK

Kronik hastalıklar, bedenin herhangi bir yerinde meydana gelen, ömür boyu devam eden ve uzun süreli tedavi, bakım, denetim, gözlem ve rehabilitasyon gerektiren hastalıklardır. Sedef, ankilozan spondilit (AS), KOAH, kalp yetmezliği, multipl skleroz (MS), astım gibi rahatsızlıkların dünya ve Türkiye genelinde en çok görülen kronik hastalıklar olduğunu belirten Klinik Psikolog Funda Kıvrıkoğlu Yalçınkaya, şöyle dedi: “Sadece Türkiye’de 1,5 milyon sedef, 350-400 bin AS, yaklaşık 400 bin MS, 3,5 milyon astım ve 2 milyonun üzerinde kalp yetmezliği hastası var. Kronik hastalıklara bütüncül sağlık sistemleriyle yaklaşılması gerekiyor.”

 

Yalçınkaya şöyle devam etti: “Bazı psikolojik sıkıntıların ana kaynağı kronik hastalıklardır. Uzun süre bu hastalıklarla yaşamak kişinin normal yaşama tekrar adaptasyonu için zorlayıcı olabilir. İlaç tedavisinin yanı sıra psikolojik destek bu hastaların yaşam kalitesini arttırma, tedaviye uyum sağlama ve hatta tedavinin olumlu sonuçlarla devam edebilmesi için çok önemli.” dedi.

 

Klinik Psikolog Nuray Sarp Kulkara, “Fiziksel aktiviteleri sınırlanan kronik hastalar, günlük yaşamlarını sürdürmekte zorlanıyor. Bu nedenle kendilerini toplumdan dışlanmış hissediyorlar. Umutsuzluğa kapılan kronik hastalarda depresyon en çok karşılaşılan durumlardan biri. Bu nedenle kronik hastalığı olan bireyin bozulan dengesini yeniden kurabilmesi, sağlığıyla ilgili sorunlarını çözümleyebilmesi için normal bir yetişkinden çok daha fazla desteklenmeye, kabullenilmeye ve anlaşılmaya gereksinimi vardır” açıklamasını yaptı.

 

 

CEYDA DÜVENCİ KIZINI ANLATTI

Sağlık alanında yaptığı çalışmalarla dikkat çeken oyuncu ve sunucu Ceyda Düvenci’nin moderatörlüğünde düzenlenen etkinlikte ünlü sunucu kendi yolculuğuyla ilgili şunları söyledi: “Herkesin bildiği gibi, kızım Melisa serebral palsi. Doğumdan sonra yaşadığı beyin deformasyonu sebebiyle, vücudundaki bazı yeteneklerini kaybetti. Daha doğru yürüyebilmesi ve vücut gelişimini doğru tamamlayabilmesi için ömür boyu fizyoterapi desteği almak zorunda. Melisa adına bu yolculuk çok zor. Ancak özel ihtiyaç sahibi çocukların doğuştan gelen bir güçleri, dirayetleri var ve çoğunlukla çok mutlu çocuklar. Bu noktada dikkatleri çekmek istediğimiz şey, özel ihtiyaç sahibi çocukların ailelerinin durumu.

 

 

Özel ihtiyaç sahibi çocuğu olan ebeveynler, haklı olarak kendilerini her zaman ikinci plana atarlar ve sadece çocukları için yaşarlar. Tabii ki bütün anne babalar, çocukları için yaşar ama özel ihtiyaç sahibi bir çocuğa sahipseniz anne baba olarak en az onlar kadar önemlisiniz. Bu zorlu süreçte psikolojik destek almanız çok önemli. Çünkü birçok alanda kendinizi yetersiz hissedebiliyor, yorulduğunuz, gücünüzün tükendiğini hissettiğiniz anlar olabiliyor. Ya da geleceğe dönük, ‘ben olmadığım zaman çocuğuma ne olacak?’ korkusu, diğer ebeveynlere göre daha fazla yaşadığınız bir duygu olabiliyor. Bunların hepsi özel ihtiyaç sahibi çocuğu olan ebeveynlerin hissettiği ve çok insani duygular. Bu yolculukta psikolojik destek almak çok önemli. Hayatın zorlukları karşısında birey olarak psikolojik destek almak, o zorlukla ilgili yolculuğunuzda çok yardımcı oluyor. İşte tam da bunun farkındalığı için hem kendim hem de diğer anne babalar için buradayım ve Benim Yolculuğum projesine sonuna kadar destek veriyorum.”

 

siyasetcafe.com

 

 

  

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.